ZİLHİCCE AYI

Kameri ayların onikinicisi olan Zilhicce ayına, bayram ayı da denmektedir. İslamın temel şartlarından hac, zekat ve oruç ibadeti ay sistemi takip edilerek gerçekleşmekte ve ihya edilmektedir. Bu vesileyle, zilhicce ayı da önem arz etmektedir. Zira, dünya Müslümanlarının genel ilahi anonslu büyük yıllık kongreleri anlamına da gelen hac ibadeti zilhicce ayının sekiz, dokuz, on, onbir ve onikinci günlerinde yapılmaktadır. Ayrıca hac ibadeti yapmıyanlar için de zilhicce ayının onuncu günü kurban bayramı olarak kutlanmaktadır.

Peygamberimizin, zilhicce ayının ilk dokuz günü yapılacak nafile ibadetlerle ilgili olarak tavsiyelerde bulunduğu rivayetler arasındadır. İbni macede belirtilen bir hadisi şerifte, zilhicce ayında tutulan bir günlük orucun diğer zamanlarda tutulan oruçlardan kıymetli olduğu bildirilmektedir. Hac gibi kutsal bir ibadetin karşılanması anlamına gelen zilhicce ayanın ilk günlerini nafile ibadetlerle geçirmek, diğer zamanlara göre ek mali ve bedeni ibadet yapmak kişinin manevi derecesinin yükselmesine katkı sağlayacaktır. Bunun için de sağlığı ve durumu müsait olan Müslümanların bir kısmı zilhicce ayının ilk dokuz gününde oruç tutma gayreti içerisinde olmaktadır. Sadece oruç tutmakla değil, tasaddukta bulunmak, gönül almak, varlığı paylamak gibi bir takım ek nafile ibadetler de yapmaktadırlar.

Kameri yılın son ayı olan zilhicce ayı, aynı zamanda yılın bilançosunun çıkarılması bakımından da önemlidir. Onbir ayın muhasebesini yapmak, geleceğe dönük plan ve programlar hazırlamak, eksik ve noksanlıkları, kusur ve hataları tespit edip, onlar üzerinde değerlendirme yapmak için zilhicce ayının bu ilk dokuz günü önemli bir zemin ve zaman olarak ihya edilmektedir. On zilhicce günü kurban bayramının ihyasıyla da geride kalan günlerin değerlendirilmesi yapılmış olarak yüz akıyla veya karamış yüzlerin tespitiyle bayram girilmektedir. Eksik ve kusurların bir kısmı da bayram vesilesiyle düzeltilmekte ve hayat Yaratanın istediği düzene ve düzleme sokulmaktadır.

Zilhicce ayının övülen ilk dokuz gününün, başta oruç ibadeti olmak üzere diğer günlerden farklı olarak, ibadet yoğunluğu içerisinde geçirilmesi elbette çok önemlidir. Zira, bir konuda Peygamberi buyruk ya da tavsiyenin varlığı, o zamanları ihya etmek için yeterli bir kaynaktır. Ancak, Peygamberi tavsiyelerin yapıldığı her olay, zaman ve ibadet için mutlaka tefekkür de gerekmektedir. Sadece sevap kazanmak düşüncesiyle sözünü ettiğimiz tarihlerde ve zaman dilimlerinde ibadete yoğunlaşmak yeterli değildir. Peygamberimizin böylesi önem arz ettiği ve bunun içinde ümmetine tavsiyelerde bulunduğu bir konu ve zaman hakkında mutlaka tefekkür edilmeli, hikmetleri üzerinde düşünülmelidir. Düşünmeden, tefekkür etmeden, muhasabe ve muhakemede bulunmadan yapılan ek bedeni ve mali ibadetler elbette bir sonuç ortaya koyacaktır ancak maksadın elde edilmesi için tefekkür gerekmektedir.

Tefekkür; söz konusu zaman dilimlerine verilen önemi sorgulamak değil, bunların hikmetleri üzerinde düşünmektir. Hikmeti düşünülmeden yapılan ibadetler, insanın davranışına ve diğer insanlarla ilişkilerine olumlu katı sağlamamaktadır. Bunun içinde, namaz kıldığı halde yalan söyleyen, oruç tuttuğu halde iftira atan, zekat verdiği halde alışverişte hile yapan insanların varlığı görülmektedir. Zilhicce ayının ilk dokuz gününe verilen önemi de hikmetleri üzerinden düşünmek, yapılan ek bedeni ve mali ibadetleri anlamlı hale getirecek, kişinin davranışlarına yansımasını sağlayacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR