RAMAZAN AYINA GİRDİK…
Bugün itibariyle Ramazan ayı başladı, dün akşam ilk teravih namazı kılındı, gece ilk sahur yapıldı ve bugün de oruçlu ilk gün yaşanıyor. Zamanın içinden seçilmiş, diğer aylardan ayrılmış, üzerine ilahî bir mühür vurulmuş bir zaman dilimine adım attık. Bu ay; takvimin sıradan bir parçası değil, kaderin insanlara açtığı özel bir rahmet kapısıdır.
Herkes aynı gün doğar, aynı güneşin altında yaşar, fakat herkes aynı Ramazan’ı yaşayamaz. Çünkü Ramazan; sadece aç kalmak değil, uyanmaktır, sadece susuz kalmak değil, arınmaktır, sadece beklemek değil, dönüşmektir.
Ramazan, insanın kendisiyle yüzleştiği aydır. Gün boyu aç kalan beden, aslında ruhun ne kadar aç olduğunu fark eder. Susuz kalan boğaz, kalbin ne kadar kuruduğunu anlar. Bir hurma ile yapılan iftar, insanın aslında ne kadar az şeye muhtaç olduğunu öğretir. Çünkü Ramazan; insanın fazlalıklarından kurtulduğu, özüne döndüğü bir arınma mevsimidir.
Normal zamanda sofralar dolu, kalpler boş olabilir. Ramazan ise sofraları sadeleştirir, kalpleri zenginleştirir. Açlık mideyi küçültür, ama kalbi büyütür. Tokluk çoğu zaman gaflet getirir, açlık ise farkındalık getirir. Aç kalan insan, fakirin halini anlar. Susuz kalan insan, nimetin kıymetini kavrar. Bekleyen insan, sabrı öğrenir. Ramazan; insanı insana yaklaştıran ilahî bir eğitimdir.
Bu ayda sadece mide oruç tutmaz, göz de oruç tutmalıdır. Sadece dil oruç tutmaz, kalp de oruç tutmalıdır. Sadece beden oruç tutmaz, ruh da oruç tutmalıdır. Çünkü Ramazan; aç kalma ayı değil, arınma ayıdır. Nice insanlar vardır ki; Ramazan’da sadece aç kalır ama değişmez. Nice insanlar da vardır ki; Ramazan onların kaderinde bir dönüm noktası olur. Çünkü Ramazan; Allah’ın kuluna en yakın olduğu zaman dilimlerinden biridir. Geceleri ayrı bir rahmettir, sahurları ayrı bir berekettir, iftarları ayrı bir huzurdur. Özellikle iftar vakti, bir gün boyunca bekleyen bir kulun duası, göğe daha hızlı yükselir. Çünkü sabırla yoğrulan bir kalbin duası daha samimidir.
Ramazan, kalbin tamir ayıdır. Kırılmış gönüller bu ayda onarılır. Kirlenmiş ruhlar bu ayda temizlenir. Uzaklaşmış kalpler bu ayda yeniden Allah’a yaklaşır. Çünkü Ramazan; Allah’ın kullarına gönderdiği bir davettir. Bu davete icabet edenler kazanır. Bu daveti fark etmeyenler ise sadece aç kalmakla yetinir.
Asıl mesele aç kalmak değil, kalbi doyurmaktır. Asıl mesele susuz kalmak değil, ruhu sulamaktır. Asıl mesele iftar yapmak değil, affedilmektir. Belki de bu Ramazan; son Ramazan’dır. Belki de bir daha sahura kalkılamayacaktır. Belki de bir daha iftar duası yapılamayacaktır. Bu yüzden bu Ramazan’ı sıradan bir ay gibi değil, son fırsat gibi yaşamak gerekir. Çünkü Ramazan; zamanı kutsayan değil, insanı kutsayan bir aydır.
Ramazan’a giren herkes aynı kalmaz. Kimisi sadece kilo verir, kimisi günahlarını affettirir. Kimisi aç kalır, kimisi arınır. Kimisi bekler, kimisi affedilir. Ramazanı yaşayan, Ramazan’dan çıktığında sadece ay değişmemiş, artık kendisi de değişmiştir.
Ramazan; rahmet, bereket ve mağfiret ayıdır. Bu ayı yaşayan; ayın ilahî lütfu nedeniyle gönlünü, zihnini, yaşam tarzını revize eder. Bayram sabahına cennetlik kul olarak girmek, ramazanı yaşayana ilahî bir ikramdır. Onbir ayın sultanı sıfatını alan Ramazan; diğer aylara nuruyla sultanlığı hak etmektedir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.