Şevki Yıldırım

Şevki Yıldırım

YANLIŞ KERE YANLIŞ!

Atakum'da bulunan Yaşar Doğu Yetiştirme Yurdu'nun önündeki yeşil alana yapılması onaylanan Olimpik Yüzme Havuzu Projesi'ne itiraz eden Atakum Belediye Başkanı Metin Burma, Bakan Kılıç'a seslenerek "Lütfen bu yanlıştan dönün."diyor. Kime diyor? Gençlik ve Spor Bakanı Samsun milletvekili Suat Kılıç'a diyor. Yaşar Doğu Yetiştirme Yurdu'nun önündeki yeşil alana yapılması planlanan ve kendisinin itirazlarına rağmen Büyükşehir Belediye Meclisi'nce 1/1000'lik planı kabul edilen havuzun yapım yerinin yanlış seçildiğine belirtiyor Atakum Belediye Başkanı Metin Burma. Başkan Burma, "Samsun'da olmadığım ve haberimin de olmadığı için katılamadığım olağanüstü bir toplantıda Olimpik Yüzme Havuzu ile ilgili 1-5000'lik planı kabul edilmiş. Daha sonra 1-1000'liği meclise geldi. Bu konuda meclisi ikna etmeye çalıştım ama olmadı. Askı süresi içerisinde yasal hakkımı kullanarak buna itiraz ettim. İtirazım da şudur; bu yüzme havuzunun yeri burası olmamalıdır. Çünkü burası Atatürk Bulvarı kenarındadır. Buraya büyük bir kütleyi koymak yanlıştır. Zaten 50 metre aşağısı deniz, 500 metre ilerisi ise yarım kapasiteyle bile çalışmayan OMÜ Olimpik Yüzme Havuzu'dur. Bir de buraya bir havuz daha koymak son derece yanlıştır" diye konuşuyor. Bahse konu alana Atakum'un geleceği açısından son derece önemli olan ve
kentin simgesi olacak Kent Meydanı ve yönetim ile ticaret merkezi yapmayı planladıklarını da sözlerine ekliyor Başkan Burma. Vee.. "Bu projemizi kamuoyu ile paylaştık. Billboardlara da taşıdık. Burası Atakum'un geleceğinin merkezidir. Sayın Bakan'dan bu açıdan bakmasını ve yardımcı olmasını istiyorum. Bunun önüne engel koymayın. Projeyi öldürmeyin. Bu projenin önünü kesmeyelim."diye yalvarıyor. Bakın Başkan Burma daha sonra neler söylüyor? "Planın kabul edilmesini, onların Sayın Bakan ve Başkanın isteği doğrultusunda oy kullanmak zorunda kaldıklarını hissettim, öyle algıladım. Bu mecliste benim itirazım kabul edilmedi. Ancak ben bu konudaki yasal haklarımı sonuna kadar kullanacağım. Sayın bakan ve yetkililer sesime iyi kulak versinler. Ben işi yapmayalım demiyorum. Aksine yapılması planlanan yatırımı saygı ile karşılıyorum, destekliyorum, teşekkür ediyorum.  Ancak yerinin yanlış olduğunu söylüyorum. Kent Meydanı ve Yönetim Merkezi Projesi'nin hayata geçirilmesi için Sayın Kılıç'ın öncü olmasını,  Atakum tarihine ismini yazdırmanızı bekliyorum. Atakumlular size teşekkür edecektir"

GAZETECİLİK

Hani "Seleye otur, didonu tut, ayağını pedala koy." diyerek bisiklete binmek öğretilmez, bu iş pratik içinde öğrenilir ya; düşmek lazım, yaralanmak lazım. Yine de kabul etmek lazım ki iletişim fakültelerinden mezun olan herkesin iyi gazeteci, iyi televizyoncu, iyi haberci olacağı diye bir garanti yok. On kişi yola çıkıyor, birileri bir kaç adım öne çıkıyor ve o önderliklerini genelde profesyonel hayatlarında da sürdürüyorlar. Biz basına gereksiz ödevler veriyoruz, "Basın toplumu ileriye götürmelidir, basın şunu yapmalıdır, basın bunu yapmalıdır." Basın bir ticari kuruluştur. Basına giren her kişinin, her patronun amaçlarından en önemlisi para kazanmaktır. Bir topluma bir malı nasıl üretip nasıl satacaksınız? Toplum o malı nasıl istiyor ise.. Talep oluşturabilecek bir biçimde ürün meydana getirmeniz gerekir. Toplum bu ise toplumun değerleri bu ise bizim medyamız da budur. Mesleğimizde eskilerden olan ve "Biz eskiden" gibi anılarını anlatan arkadaşlarımız için bir Nasrettin Hoca fıkrası var. Hoca yaşlılık döneminde bir misafirliğe gitmiş. Evden çıktıktan sonra eşeğe binecek. Komşular, "Eşeği binek taşının yanına çekelim, rahat binin" demişler. Hoca, "Ben eşeğe gençliğimden bu yana arkasından koşar, atlar semere, binerim." demiş. "Yapma" hoca demişler, "Gençlik ayrı, oysa şimdi ayrı…" Hocanın ısrarı üzerine eşeği binek taşından ayırmışlar. Hoca, koşmuş koşmuş, atlamış ve semerle birlikte yere düşmüş. Hoca kendi kendine söylenmiş: "Nasrettin, ben senin gençliğini de bilirdim." Nereden geldik buraya. Haa bizim gazetelerimiz okuyordum da  neler var yazılan, çizilen, çekilen, okura haber diye, köşe yazısı diye takdim edilen.. Arkadaşlar lütfen biraz gazetecilik!..

KADINLAR GÜNÜ DEDİĞİN

Sosyal Demokrat Kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü 2 gün gecikmeyle kutladılar. Şehir Kulübünde gerçekleşen kutlamada günün anlam ve önemi kısa sözcüklerle anlatılmaya çalışılırken CHP İl Kadın Kolları üyesi Üran Kınık slayt gösterileri eşliğinde 8 Mart'ın tarihi gelişimini anlattı. Sonra müzik eşliğinde ve Meral Aktaş'ın anonstaki deyimiyle "Vur patlasın çal oynasın.." başladı. Ardında Kadınlar pasta kesti.

DUR ARTIK LÜTFEN

Benim tatlı bir yeğenim var Ozan Bala. Bakın ne diyor şu bir türlü bitmeyen kış için.. "kar artık bir dur lutfen. Hayir havaların ısınması için illa Demet Akalin'ın, Serdar Ortaç'ın albüm mü yapması lazım anlamadım ki..." Valla çok güzel dillendirmiş soğuk yakınmasını sevgili Ozan. Biz de muzdaribiz bu soğuklardan

KAHVE MOLASI

Arka Oda olarak bundan böyle sizi sık sık Kahve Deposu'nda ağırlamayı sürdürüyoruz. Bildiğiniz gibi, bunun için bir sorumuz, bir şartımız oluyor tabii ki. Eğer bizim sorduğumuz küçücük bir fotoğraflı soruya "tanıyoruz tabi" diyebiliyorsanız bizi arayın lütfen. İki kişilik davetiyenizi verelim size de, başbaşa bir kahve için sevgiliniz, arkadaşınız her kimse onunla oturun o güzelim mekanda Akahve molası verin. Günü en güzel biçimde değerlendirin! Hem ne demişler, bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Sorumuz fotoğraftaki yeri tanıdınız mı? olacak. Tanıdınızsa adresimiz: [email protected], [email protected]. Tel: 420 04 28 buradan Şevki Yıldırım'ı isteyin. Arayın, yazın, söyleyin. Kahve ikramımız afiyet olsun.

YAZI-TURA

Temel üniversite sınavına girmiş. Soruları yazı tura atarak yanıtlamış.
İki saat sonra bütün öğrenciler işlerini bitirmiş ve çıkmış, Temel hala yazı tura atıyor. Öğretmen sormuş:
"-Oğlum hepsine yazı tura attın hala bitiremedin mi?"
Temel:
"-Hocam bir saat önce bitti, ama ne olur ne olmaz diye cevaplarımı kontrol ediyorum."

GÜZEL SÖZ

İnsanların bazısına kimi zaman taşıyamayacakları kadar ağır bir yük veriyoruz.. Mesela '' DEĞER VERMEK '' gibi..!!

KIMILDAMADI
 
Kayseri'de adamın biri kaldırımda yürürken aniden fenalaşır ve yere yığılır.
Gelip geçenler ilgilenir, ancak birisi daha fazla ilgilenir ve:
"-Ölmüş" der. Oradaki kadınlardan biri:
"- Fakat beyefendi, siz nabzına bakmadınız bile" diye çıkışınca adam:
"-Gerek yok elimi cebine soktum, o hiç kımıldamadı bile"

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şevki Yıldırım Arşivi
SON YAZILAR