Miraç Öztürk

Miraç Öztürk

AA’nın Taze Müdürü hızlı başladı…

Yaz geldi...

 

Samsun'un sıcağı hiç çekilmediği için hemen kaçmayı tercih ettim.

 

Biraz uzaklaşayım dedim.

 

Gezdim, tozdum, geldim...

 

Tabi gittikten sonra da aklım hep buralarda kaldı. Takip etmeye çalıştım,

mümkün mertebe...

 

Elbette ki, memlekette bir şeyler değişmiştir diye de umut ettim.

 

Sordum, soruşturdum. Merak ettiklerime cevap buldum.

 

Muhabbet devam ederken yeni hikayeler de duydum.

 

Mesela “taze” müdürün "dakka 1, gol 1" maceralarını...

 

Dedim ya tek tek sordum herkesi.

 

Önce davalı olduklarımı...

 

Mahkemelerimin tarihlerini inceden inceye not ettim...

 

Siyasileri sordum, Vali'nin performansını, bürokratları falan...

 

Hani belki bir değişim vardır diye.

 

Yalakalık endeksli, iktidar popülizmi belki sıcağın da etkisiyle biraz da olsa minimum seviyeye inmiştir diye...

 

Ama gelin görün ki, tavan yapmış mübarek...

 

Anadolu Ajansı...

 

Devletin kurumu...

 

Orada çalışan meslektaşlarımızın hepsi işlerini iyi yapan, emek veren dostlarımız. Bir çoğuyla önemli paylaşımlarımız, mesailerimiz oldu.

 

Mehmet Kumcağız"dan başımın belası olan bir "vosvos" almışlığım bile var...

 

Neyse, çalışanlarla ilgili bir dert yok zaten onların da aman aman bir derdi olduğu söylenemez, keyifleri gayet gıcır…

 

Yaşar Uysal.

 

Eski AA Bölge Müdürü...

Emekli olmuş. Bundan sonraki hayatında mutluluklar dilerim, gidip sağlam bir tatil yapsın vallahi.

 

Çiçeği burnunda hatta ve hatta çiçekler artık kafasında hareler oluşturmuş “taze” müdür Harun Çelik.

 

Sağlık Bakanı'nın Basın Danışmanı imiş eskiden...

 

Getirmişler, Samsun'a müdür etmişler.

 

Gelir gelmez de bir güç gösterisinde bulunmuş taze müdür.

 

Yer: Çarşamba Havaalanı

 

Bizim kısa boylu, tıknaz “taze” müdür (aslında çok güzel bir deyim bulmuştum müdür için ama biliyorsunuz mahkemeler falan hakaret davalarında çok hassaslar, e bende de o kadar para yok… Ama merak edene söylerim bilahare…) annesini Hac'ca yolluyor.

 

Güvenlik görevlileri titiz.

 

Herkesi didik didik arıyorlar. Sonuçta güvenlik önemli bir konu. uçaklar da hassas. Hele ki son dönemlerde yaşanan olaylar insanları tedirgin ediyor.

 

40 dakikalık Ankara uçağına binmek için 40 takla attırmışlardı bana. Kemeri çıkart,

ayakkabıyı çıkart, bozukları ver, "dıt dııııt" bir daha geç...

 

İşkence gibiydi.

 

Neyse…

 

Güvenlikçi bayan arkadaşımız, müdürün annesini arıyor. Anne yaşlı, saygımız var. Anneler kutsaldır. Kadıncağız kolunu kaldıramıyor.

Güvenlikçi arkadaş da yardımcı olmak için anneciğimizin kolunu kaldırıyor ve dedektörü koltuk altından  itibaren sokarak, standart aramasını yapıyor.

 

Müdürü annesi gayet memnun, "Teşekkür ederim hanım kızım" diyor...

 

Ama bu müdür geldiğini belli edecek ya, "iktidar benim ARKAMDA" diyecek ya...

 

Sırtında bir Trabzonspor forması, arkada adı da yazıyor. Amele işi... Biz

ilkokuldayken yapardık onu...

 

Harun Çelik diyorum ben ama görgü tanıklarından bazısı "Yok abi Ceyhun Çelik" diyor. Neyse ben aradım, ettim sordum Harun'da karar kıldım. Ceyhun ise de özür dileriz. Yarın öbürgün mahkemelik bir durum olursa hiç değilse isimden yırtarız...

 

"Hakim bey o değildi, isim benzerliği" diye...

 

Taze Müdür basıyor yaygarayı.

"Sen benim annemi çekemezsin?"

 

Ortalık karışıyor bir anda. Polisler, güvenlik amirleri, Çelik'in yakınları falan...

 

"Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" nidaları arasında...

 

Çelik, alıyor eline telefonu, hattı beleş demek ki, önüne geleni arıyor. Şov yapıyor.

 

Çelik bu, durur mu almış gazı, gidiyor Meydan Müdürü'nün yanına, o da kesmiyor, gidiyor Havaalanı Müdürü'nün yanına...  Belediye başkanları falan geliyor alana…

 

Tabi ARKASI'nda güç var ya, anlatıyor da anlatıyor...

 

"Bu sizin güvenlikçileriniz bana, 'ananı da al git' dedi"

 

Vallahi bunda bozulacak bir şey yok bence.

 

Kızcağız öyle bir şey söylememiş, hatta tabiri caizse ağzını bile açmamış

Ama deseydi de ne olurdu ki ?

 

Gayet özlü, veciz bir söz söylemiş...

 

Kim demiş efendim bu sözü vakti zamanında, bu ülkenin Başbakanı…

 

Hem de kendi çiftçisine...

 

Bence kızacak darılacak da bir şey olmaz bunda. Çünkü, iktidarın adamı, iktidar sahibinin kullandığı sözlerden neden gocunsun ki...

 

Velhasıl kelam…

 

Olan oldu, bitti...

 

Taze müdür, yaptı şovunu...

 

Yarın öbür gün gelirse havaalanına (ki annesini karşılamaya gelecek yine) kesin kırmızı halılarla karşılanır.

 

Güvenlikçi arkadaşın akıbetini de henüz bilmiyoruz, onu da vakit gelince

duyarız herhalde.

 

Taze Müdür hoş geldi...

 

Burasının Samsun olduğunu önceden tahlil etmiş demek ki...

 

Samsun"da Samsunlu olmayanların haricindeki herkes at koşturuyor ya, bunu

çözmüş. Ama çözemediği bir şey daha var, onu da zamanı gelince anlayacaktır.

 

Anlamazsa da anlatacak olanlar, yine bu iktidarın Samsun temsilcilerinin dediği gibi "Apronda" bekliyor...

 

NOT: Taze Müdür"ün davranışını basın etiği gibi bir değerlendirmeye tabi tutma ihtiyacı bile hissetmedim açıkçası. Çünkü etik, bu mesleğin gerçek sahiplerinin anlayacağı ve uygulayacağı  bir kuraldır. Yani gazetecilerin…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum
Miraç Öztürk Arşivi
SON YAZILAR