Gönüllü çevre bekçileri

Gönüllü çevre bekçileri
Bir zamanların en gözde mesleklerinden biri olan hurdacılık da artık hurdaya çıktı. Ekmeklerini; çöplerden topladıklarıyla ülke ekonomisine geri kazandırarak çıkaran 'çöpteki servetin fakir kralları' şimdilerde hurdanın para etmemesinden yana dertli

Büyük kentlerin alışılmış 'çöplerden geçim' manzaralarından biri. Ancak haklarında istatistiki hiçbir çalışma olmadığı için kaç kişi oldukları hakkında kesin bir sayı yok. Ülke genelinde yaklaşık 200 bin, Samsun'da ise, yaklaşık bin kişi katı atık toplayıcısı olduğu tahmin ediliyor. Çöp kutuları, konteynırlar ve bir iş merkezlerindeki geri dönüşümlü atıkları toplayarak ailelerini geçindirmeye çalışıyorlar.

Şöyle bir düşünün hurdacılar olmasaydı, geri dönüşüm olmayacak, olsa dahi sonucunda her şeyi çok daha pahalı olacaktı. Her gün sabahın erken saatlerinden akşamın alaca karanlığına kadar çalışan, farkında olmasalar da Türkiye'nin gönüllü çevre bekçileri olan hurdacıları ve yaşadıkları sorunlara değinmeye çalışacağız.

HURDALAR SOKAĞA ATILMIŞ PARALARDIR
"Hurdacılık sektörü tam anlamıyla bacasız bir fabrika" diyen Samsun'un sayılı hurdacılarından Ali Okuş, "Toplanan hurdaların geri dönüşümü ülke ekonomisine büyük katkılar sağlıyor. Ayrıca Samsun'da yaklaşık bin kişi hurda toplayarak geçimini sağlıyor. Esasında hurdalar sokağa atılmış paralardır. Bunların toplanması Samsun gibi işsizlik sorunu bulunan bir şehirde hem binlerce kişiye istihdam imkanı, hem de ülke ekonomisine büyük katkıdır. Ancak kazanç sağlayacak hurdaların iyi değerlendirilmedikleri için çöpe gittiği de oluyor. Bu milli servetimizin yok olması demektir" diyerek biraz daha duyarlı olunması gerektiğini vurguladı.

'TÜRKİYE MÜSRİF BİR ÜLKE'
Samsunlu hurdacılar Türkiye'nin müsrif bir ülke olduğuna işaret ederek şu görüşleri belirtiyor: "Hergün bir servet çöpe gidiyor. İnsanlar aç ama çöpler ekmek dolu. Yarısı yenmiş yemeklerle kaç fukara doyar. İnsanlar işimiz yok, karnımız aç diye feryat ediyor. Ama bir taraftan da müsriflikten geri kalmıyor.Dünyada böylesine tezatlarla dolu olan başka bir ülke daha yoktur" diyerek şaşkınlıklarını dile getiriyorlar.

'POTANSİYEL SUÇLU GİBİ GÖRÜLÜYORUZ'
12 yaşından beri ekmeğini hurdacılık yaparak sağlayan Mustafa Köse, atılmış bir meşrubat kutusunu alıp, bükerek kaplayacağı yeri küçültüyor ve arabasının içine atıyor. Uçar, yerlere atılan çöpleri temizleyerek Cumhuriyet Meydanı'ndan Bulvara doğru geçiyor. Köse çöpünü yere atanlardan şikâyetçi. "12 yıldır Samsun'da hurda toplarım. Bütün dünya değişti, gavurlar uzaya bina yapıyor. Bizim insanımız çöpü çöp kutusuna atmayı öğrenemedi. Askerliği yapmadan önce hurda toplardım, bitirince daha düzgün bir iş yapayım dedim. Bir kaç yerde çalıştıktan sonra baktım böyle olmayacak yeniden hurdaya döndüm. Bu işin en kötü yanı ekmeğimizi alın terimizle kazanmaya çalışırken insanların bize bakış açıları. Sanki potansiyel suçluymuşuz gibi hor görülüyoruz benim en fazla kanıma dokunan nokta bu."

'ÜLKE KAZANIYOR, EKONOMİ KAZANIYOR AMA BİZ FAKİRİZ'
Hastanenin önünden geçerken rastladık Şenol Sönmez'e. Güvenlik görevlilerinin şüpheli bakışları altında çöpten yükselen kokunun içine dalıyor. Teneke kutuları, pet şişeleri, karton ve kağıtları çıkarıyor. "Yıllardır çöplerden kağıtları ayıklayıp acaba kaç ağacı kurtardım" diyerek başlıyor sözlerine Şenol. "Bir katı atık işçisi günde 250-300 kilo geri dönüşümü olan atık topluyor. Türkiye'de bu işi yapan 200 bin kişi olduğu düşünürsek günde yaklaşık 50 bin ton atığın geri dönüşümünü sağlayarak, çevre ve ekonomiye büyük katkı sağlıyoruz. Ülke kazanıyor, çevre kazanıyor, ekonomi kazanıyor, ama biz yine fakiriz."