İran’ın ölümsüz şiiri

İran’ın ölümsüz şiiri
Pek çok dile çevrilen Şahname, Kabalcı Yayınları tarafından yeniden yayumlandı. Önceki çevirilerde eksik olan 5 bin beyit ilk defa okuyucunun karşısına çıkıyor

Yeryüzünün farklı noktalarında farklı hikayeler yaratmış olsa da insanlar, aslında tek ve büyük bir giysinin ardına gizlenmiş uzuvlardan oluşan tek bir beden gibidir insanlık.
Hint-Avrupalı bir kavim olan İranlıların tarihi ve kültürü de binlerce yıllık bir sürecin sonunda süzüldü zamanın şeffaf süzgeçlerinde.
Günümüzden yaklaşık 5 bin yıl önce şu anda İran'ın bulunduğu topraklara ve çevresindeki alana yerleşen İranlılar kendi adlarını verdiler zamanla bu ülkeye. Lidyalılarla Kızılırmak önlerinde savaşan Medler, Anadolu'daki Yunan kent devletlerini ve Mezopotamya'yı ele geçiren Persler, Bizanslılarla uzun yıllar boyunca bitmeyen çekişmeler yaşayan Sasaniler birbiri ardına İran coğrafyasının dağlık çehresini donattılar eserleriyle ve varlıklarını kanıtlayan kelimeleri, tarihin solgun ancak eskimeyen sayfalarına nakşettiler.

ŞAHNAME'NİN 25 BİN BEYİTİ
İran tarihini oluşturan, efsanelerle iç içe geçmiş anlatılardan yararlanarak ölümsüz bir eser yarattı Firdevsi mahlasıyla tanınan ünlü şair Hekim Ebu'l-Kasım Mansur b. Hasan Firdevsi. Hem doğu hem de Batı'daki kütüphanelerde sayısız nüshası bulunan, başta İran olmak üzere birçok ülkede çeşitli baskıları yapılan, dünya dillerinin çoğuna çevrilen Şahname, nisan ayında Kabalcı Yayınevi tarafından yayımlandı.

ŞAHNAME'NİN KADİM TEMELLERİ
Milli bir kahramanlık destanı olarak tanımlanabilecek olan Şahname'yi hazırlarken çeşitli kaynaklardan yararlanmıştı Firdevsi. Bunlar arasında Zerdüşt inancının kutsal kitabı olan Avesta ile Tevrat ve Kur'an önemli bir yere sahip. Dini bütün bir Müslüman olduğu anlaşılan Firdevsi eserine eski İran tarihi ve efsaneleri ile değil de Allah'ı öven beyitlerle başlamıştı. Giriş bölümünde evren ile ay, güneş, gezegenler, yerküre ve diğer varlıkların yaradılışından söz eder şair. “(…) İnsanın başı yüksek bir servi gibi yukarıdadır. Güzel sözler söyler ve işi akla dayanır. Düşünceli ve akıllı olduğu için bütün hayvanlar onun buyruğuna boyun eğer. Bir kere insan ne demektir? İnsan denilince ne anlaşılır? Bunu biraz düşünsen… İnsan, şu gördüğün düşkün yaratık mıdır sadece? Sen onun halinden başka bir şeyini bilmez misin? Oysa seni iki cihanın özü olarak yarattılar ve bunca yolla büyütüp yetiştirdiler (…)”
Daha sonra, eriştiği tüm kaynaklardan edindiği bilgilerden haraketle İran tarihi ve coğrafyasını kendine özgü üslubuyla kaleme aldı Firdevsi. Şair, uzun yıllar boyunca üzerinde çalıştığı eserinin dini kitaplardan bile daha çok okuyucuya ulaşmasını hedefliyordu. Bunu başardığı Şahname'nin kaleme alınmasının üzerinden bin yıl geçmiş olmasına rağmen, Nevruz törenlerinde kurulan “Heft Sin” sofrasında Kur'an yerine Şahname'nin okunmasından anlaşılıyor.