'Şırnak'ı seviyorum'
Ekiz Şırnak için "Orası benim ikinci memleketim, çünkü" diyor ve ekliyor, "Birgün arkadaşların bedeninin yarısını oraya gömüyor... Orası ayrı bir memleket benim için... Şırnak'ı seviyorum"
SOL AYAĞIM OMUZUMDAYDI
"Akşamüstü 4 gibi (16.00) intikale başladık, 16 saat kadar yürüdük. Komutan bana hakim bir bölgeyi tutmamı söyledi. O mevziyi tutma esnasında çantamı bıraktığım ağacın dibine eğildim, tam su alırken... Kalktım, yere düştüm, kulaklarım uzun bir süre duymadı. Daha sonra arkadaşımın yanımda yattığını gördüm. 'Ne oldu Mecit, mayına mı bastın' dedim, kaldırdığımda elimi, ayağımın biri yoktu. Sağ ayağım... Geri yattım, ayağımı kaldırmak istedim, kaldıramadım. Sol tarafımda bir şey hissettim, döndüm baktım sol ayağımın da omuzumda olduğunu hissettim..."
11 GAZİ İLE
BİRLİKTE ÇALIŞIYOR
Aslen Giresun Alucralı ama doğma büyüme Samsun Termeli olan Ekiz, üç kız ikisi erkek olmak üzere 5 kardeş. Ekiz'in babası kamyon şoförlüğünden emekliyken, yine geçinmek için düştüğü yollarda hayatını kaybetmiş, 2006'da Ağrı'da yolda araç kullanırkan kalp krizi geçirmiş. Biri üç aylık, biri 5 aylık iki çocuğu olan Gazi Ekiz, bugün Samsun İl Özel İdaresi'nde 11 gazi ile birlikte çalışmaya devam ediyor.
"ASKERE ZAMANINDA GİTTİM"
Askere tam yaşında giden Ekiz, sonrasını işte şu cümlelerle anlatıyor: "Askere tam yaşımda gittim, hiç ertelemedim, ertelemek de istemedim. İstanbul'da özel sektörde çalıştım, askerden önce küçük çaplı işlerle uğraştım değişik değişik, en son işim ise bir benzin istasyonundaydı. İstanbul'daydım, askerlik çağrı pusulası geldi. İstanbul Sütlüce'de muayene oldum. Devremi söylediler, erken oldu biraz da. 1998 şubatının 23'ünde Hatay Serinyol'a düştüm. 121. Jandarma Alayı..."
HER YERDEN GELEN VARDI
"Orada sınır jandarması timine seçildim ve bu şekilde acemi birliğini bitirdim. Daha sonra Şırnak Şenova 6. Jandarma Tabur Komutanlığı'na düştü usta birliğim. Kuzey Irak Üs Bölgesi'nde 7 ay kadar görev yaptım. Daha sonra sık sık operasyonlara katıldım. Zaten ayda üç kere büyük operasyon oluyordu. Öyle birkaçyüz kişilik değil, 10 bin kişilik tam teçhizatlı operasyonlar. Ben askerdeyken Öcalan yakalanmıştı ve bu onların son çırpınışlarıydı. Gabar, Kato ve Cudi'de önemli başarılarımız oldu. Şimdi PKK'nın bir etkinliği yok, son operasyonlarla da çözülmeye başladı zaten. Askerimiz bugün Kuzey Irak'ta. Bu bitişleri olacak. Biz verilen görevleri layıkıyla yaptık. Timimizde memleketin her köşesinden birisi vardı"
"HER YER VATAN TOPRAĞI
Şırnak'ta gazi olan Ekiz, o günü tekrar hatırlamayı istemese de, hala Şırnak deyince içinde bir şeylerin kıpırdadığını söylüyor. Ekiz, daha sonra hiç Şırnak'a gitmediğini söylerken ağzından şu cümleler dökülüyor: "Şırnak denildiğinde... Türkiye Cumhuriyeti Hakkarisinden İzmirine bir ucundan diğer ucuna vatan toprağıdır. Neresinde görev yaparsan yap kutsaldır. Bizden önce ecdadımız atalarımız Çanakkale'de Gelibolu'da vatanı uğruna yoklukta savaşmışlar ve canlarını feda etmişler, biz de onların torunları olarak 'Orayı istemem' lüksüne sahip değiliz. 'Önce vatan ve bayrak' diyoruz"
KELİMELER YETMEZ
"Şırnak deyince ne aklıma geliyor... Gazi olduğumdan daha farklı benim için... Çünkü bedenimin yarısı orada... Manevi durum daha farklı... Bunu anlatamam, kelimeler yetmez, anlatılamaz... Çünkü vatan için görev yapıyorsun ve birgün arkadaşların bedeninin yarısını oraya gömüyorlar... Orası ayrı bir memleket benim için..."
TERÖR YUVASI
"16 aylık askerdim, iki ayım kalmıştı tezkereye. Şırnak Besta Dereler Bölgesi diye bir bölge vardı. Burası terörün yuvalandığı bir yerdi, mağara ve vadilerin bol olduğu... Şu an bile operasyonlar orada yoğun bir şekilde sürüyor. Çok operasyona katıldım ama ilk defa bölük komutanımızın bir operasyon öncesi bize konuşma yaptığına şahit oldum. Gideceğimiz yerin çok felaket olduğunu söyledi, 'herkes kan grubunu ezberlesin' dedi. 'Herkes aynı grubundaki arkadaşını yanına alsın' dedi. Hatta biz aramızda şakalaşıyorduk bu konuşmalar olurken"
SU İÇMEK İSTEDİM...
"Akşam 4 gibi yürümeye başladık, 16 saat kadar yürüdük. Öğle 10'a doğru gelirken tutacağımız tepeye doğru yol aldık. Komutan bana hakim bir bölgeyi tutmamı söyledi. O mevziyi tutma esnasında çantamı bıraktığım ağacın dibinde mayın varmış. Dedektörler görmemiş ya da İtalyan mayını denilen plastik mayın da olabilir bilmiyorum. Tam çantamdan su alırken mayınla temas ettim. Benim yardımcım da yaralandı, ben ilk önce o bastı sandım, kalktım, yere düştüm, beni iki üç metre ileri fırlattı. Ben arkadaşımın bağırmasını duydum, sonra kulaklarım uzun bir süre duymadı"
AYAĞIMI KALDIRAMADIM
"Daha sonra arkadaşımın yanımda yattığını gördüm. 'Ne oldu Mecit, mayına mı bastın' dedim, kaldırdığımda elimi, ayağımın biri yoktu. Sağ ayağım... Geri yattım kan kaybetmemek için, ayağımı kaldırmak istedim, kaldıramadım. Sol tarafımda birşey hissettim, döndüm baktım sol ayağımın da omuzumda olduğunu hissettim... Dedektörcüler ve diğer arkadaşlar da geldi, bir mayın daha çıktı yanımızda"
ELİM DE KESİLECEKTİ
Yaralandıktan sonra çok zor bir süreç geçirdiğini ve uzun bir dönem yoğun bakımda kaldığını ifade eden Ekiz, ailesine yaralandığını 12 gün sonra haber verdiğini kaydederek, ağzından şu sözler döküldü: "Beni hemen Şırnak Askeri Hastanesi'ne götürdüler. 3 gün yoğun bakımda kaldım. Diğer arkadaş iyileşti, benim mayının şarapnelleri gelmiş ona... Şırnak'tan sonra Diyarbakır'a geçtim, ayak koptuğu için kimse sağ parmaklarımın kırıldığını fark etmemiş. Benim vücudumu komple yaktı saçlarıma kadar. 6 gün sonra elim morarınca kırılıdığı anlaşıldı, kesilecekti az daha. Diyarbakır'da parmaklarımdan ameliyat oldum, tabi psikolojimiz de bozuldu haliyle"
AİLEME HABER VERMEDİM
"Aileme ilk önce haber vermediler. Ere sorarlar, 'Ailene haber verelim mi?' diye, ilk yaralanma esnasında yüzümüzde şarapneller vardı, ben de üzülmesinler diye gelmelerini istemedim. Ama sonra 12. günde çağırttım. İlk olarak babamla amcam geldi, babam tabii ki üzüldü. Sonra Ankara GATA'ya geçtik. Diyarbakır'dan 13 yaralı asker olarak gittik, hala görüşürüz onlarla"
6 AY DIŞARI ÇIKAMADIM
"Ankara'ya geçince daha detaylı ilgilendiler. Bir rehabilitasyon süreci yaşadık. Bize psikolog, fizyoterapist verildi. Hava değişimi aldım üç ay, o esnada askerliğimin terhisi geldi, hava değişimi sonrası yine gittim. Yaralarım iyileşince proteze başladım. Protezle birlikte sıkıntılar da arttı. Bir iki sene uyum sağlayamadım. 6 ay dışarı çıkmadım. Eşimiz, arkadaşlarımız çok destek oldu. En fazla desteği evde yatarken Terme İlçe Jandarma Komutanlığı'ndan gördüm. Komutanım her gün beni aldırırdı evimden ve benimle birlikte gezerdi. Gitgide moralim düzeldi. Daha sonra gaziliğe alışamadım, hazırlıksız oldu"
ŞEHİTLİK BİR RÜTBEDİR
Askere gitmeden önce her asker gibi 'şehit ya da gazi' olabilme ihtimalini hiç aklından çıkartmadığını sözlerine ekleyen Ekiz, şehitliğin bir ayrıcalık olduğunu söyleyerek, cümlelerini şu kelimelerle devam ettirdi: "Askerden önce her Türk askeri şehit ve gazi olma ihtimalini biliyor. Güneydoğu'da yapmak da kolay değildir. Cenab-ı Allah kimin alnına yazmışsa o olur. Şehit olmak ise bir ayrıcalık, gazilik de imrenilen değer verilen bir rütbedir..."
İŞ HAKKIM OLDUĞUNU ÖĞRENDİM
Hayatının gazi olduktan sonraki kısmında hayata tutunma ve alışma serüvenini de anlatan Ekiz, işe girmesiyle birlikte sosyalleştiğini kaydederken, toplumun gazilerine sahip çıkması gerektiğini söylerken, kimsenin kendilerini 'bir günlüğüne' hatırlamasını istemedi. Ekiz, şöyle konuştu: "Çok sıkıntılı bir dönem geçirdim. Sonra bana bir komutanım iş hakkım olduğunu söyledi. Sosyal anlamda da ihtiyacım olduğunu düşündüm ve müracaat ettim. İçişleri Bakanlığı'ndan müracatıma cevap geldi. Bartın Köy Hizmetleri'ne atandım. Ardından Samsun Köy Hizmetlerine tayini mi aldım, bugün ise burada çalışıyorum"
BİR GÜN HATIRLAMAYIN
"Biz öncelikle şehit aileleri ve gaziler olarak senenin bir günü anılmak istemiyoruz. Bir günlük anılacak olay da değil. Hiç değilse insanlarımız dini ve milli bayramlarda, mezarlıkları topluca ziyaret etsinler, evlatlarını kaybedenlere, vatan uğruna canını verenlerin yakınlarına destek olsunlar"
GAZİLER İÇİN PARA ÖNEMLİ DEĞİL
Kurdukları dernek sayesinde, bir takım sorunları aşmaya çalıştıklarını da belirten Ekiz, bütün masrafları kendilerinin karşıladığını ifade ederek, şöyle konuştu: "Derneğin her şeyini biz karşılıyoruz, kimseden destek almıyoruz, gazilik maaşlarımızla yürütmeye çalışıyoruz. Maddi bir destek de istemiyoruz zaten, önemli olan maneviyattır. Otobüse binerken, bankaya giderken sorunlar yaşıyoruz. Otobüslere binerken kimliklerimiz vardı, sonra bunu değiştirdiler, para karşılığında yapmak istiyorlar. Bizim için önemli değil 5 lira 10 lira, bunun istenmesi bile ayıp. Ayrıca özürlü araçlarını kullanan gazi arkadaşlarımız trafikte taciz ediliyor, rahat gidemiyorlar. Bunlara dikkat edilmesi lâzım diye düşünüyorum"
GAZİLER GÖREVE HAZIR
Terörle mücadelede iki bacağını yitiren Ekiz, bugüne kadar tek isteğinin diğer gazilerle aynı olduğunu vurguladı. Ekiz, "Tek isteğimiz milletimizin, vatanımızın bu terör belasından kurtulmasıdır. Başka birşey istemeyiz. Eğer göreve çağırırlarsa da Kuzey Irak'a seve seve gideriz. Teröristin 400 kampını başlarına yıkarız" şeklinde konuştu.
Miraç Öztürk