Siyasette bazı cümleler vardır; söylendiği anda alkış alır, ertesi gün unutulur.
Bir de öyle cümleler vardır ki, kısa olmasına rağmen içinde bir dönemin muhasebesini, geleceğin yol haritasını ve değişimin habercisini taşır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda kullandığı, "Yorulan varsa kenara çekilsin." sözü işte tam da böyle bir cümledir.
Bu söz yalnızca birkaç kişiye söylenmiş bir uyarı değildir.
Bu söz; milletvekiline de söylenmiştir, il başkanına da, ilçe başkanına da, belediye başkanına da, kadın ve gençlik kollarına da, mahalle temsilcisine de...
Kısacası, AK Parti rozeti taşıyan herkese verilmiş ortak bir mesajdır.
Çünkü siyaset, makamı koruma sanatı değil, millete hizmet etme sorumluluğudur.
AK Parti 2002 yılında iktidara gelirken arkasındaki en büyük güç neydi?
Ne büyük ekonomik imkânları vardı ne de devlet tecrübesi...
Onu iktidara taşıyan güç, milletle kurduğu samimi bağdı.
Mahalle mahalle dolaşan teşkilatlar...
Kapı kapı gezen kadın kolları...
Köy köy çalışan ilçe başkanları...
Vatandaşın düğününe de cenazesine de giden yöneticiler...
İşte AK Parti'nin asıl gücü buydu.
Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden bu ruhu hatırlatmasının sebebi de budur.
Son yıllarda vatandaşın en çok dile getirdiği eleştirilerden biri şu oldu.
"Seçim zamanı geliyorlar, seçim bitince ortada kimse yok."
İşte bu eleştiri sadece muhalefetin değil, AK Parti seçmeninin de zaman zaman dillendirdiği bir serzeniş hâline geldi.
Ankara'da siyaset yapmak kolaydır.
Sosyal medyada paylaşım yapmak da kolaydır.
Fakat gerçek siyaset; pazarda, çarşıda, köy kahvesinde, fabrika önünde, üniversite kampüsünde, çiftçinin tarlasında ve esnafın dükkânında yapılır.
Çünkü vatandaşın nabzı ekranlarda değil, sokaktadır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "yorulan varsa kenara çekilsin" ifadesinin en önemli tarafı, makamların kimsenin tapulu malı olmadığını bir kez daha hatırlatmasıdır.
Siyasette başarı geçmişte yapılan hizmetlerle değil, bugün ortaya konulan performansla ölçülür.
Dün başarılı olmak, yarın da başarılı olunacağı anlamına gelmez.
Görevler emanet, hizmet ise süreklilik ister.
Önümüzdeki süreçte AK Parti teşkilatlarını yoğun bir saha çalışmasının beklediği görülüyor.
Artık sadece toplantı yapan değil...
Sorun çözen...
Vatandaşın kapısını çalan...
Her mahalleyi tanıyan...
Gençlerle aynı dili konuşan...
Sosyal medyayı kullanan ama sokaktan kopmayan bir teşkilat anlayışı öne çıkacak.
Çünkü Türkiye artık eski Türkiye değil.
Seçmen profili değişti.
Genç seçmen arttı.
Beklentiler yükseldi.
Vatandaş artık sadece vaat değil, sürekli iletişim görmek istiyor.
Bugün AK Parti'nin önündeki en büyük sınav muhalefet değildir.
En büyük sınav; rehavettir.
"Kazandık nasıl olsa" anlayışıdır.
"Makam bana yeter" düşüncesidir.
Vatandaştan uzaklaşmaktır.
İşte Erdoğan'ın konuşmasının satır aralarında en güçlü vurgu da tam olarak budur.
Artık teşkilatlarda yeni dönemin ölçüsü yalnızca unvan olmayacak.
Kim kaç toplantıya katıldı?
Değil...
Kim kaç vatandaşın derdine ortak oldu?
Kim kaç gencin gönlüne dokundu?
Kim kaç esnafın kapısını çaldı?
Kim mahallesini ne kadar tanıyor?
Asıl değerlendirme bunlar üzerinden yapılacak gibi görünüyor.
AK Parti bugüne kadar girdiği seçimleri sadece miting meydanlarında kazanmadı.
Sandık başındaki müşahidiyle...
Mahalle temsilcisiyle...
Kadın kollarıyla...
Gençlik kollarıyla...
İlçe yönetimiyle...
İl başkanlığıyla...
Milletvekiliyle...
Yani büyük bir teşkilat emeğiyle kazandı.
Bu ruh zayıfladığı anda seçim başarısını sürdürmek de zorlaşır.
Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği mesaj aslında çok nettir.
"Milletle bağınızı güçlendirin.
Vatandaşı dinleyin.
Sorunları çözün.
Sahadan kopmayın.
Çalışıyorsanız devam edin.
Çalışmıyorsanız görevi, çalışacak arkadaşlara bırakın."
Bu sözler yalnızca bir uyarı değil, aynı zamanda yeni dönemin çalışma manifestosudur.
AK Parti'nin bundan sonraki başarısı da bu manifestonun ne kadar hayata geçirileceğine bağlı olacaktır.
Çünkü siyasette en güçlü propaganda, afişler değil; vatandaşın gönlünde bırakılan izdir.
Milletin gönlüne girenler seçim kazanır.
Milletten uzaklaşanlar ise yalnızca makamlarını değil, zamanla milletin güvenini de kaybeder.