Hayatın en sarsıcı gerçeği, belki de en çok görmezden geldiğimiz hakikatidir.
Yarın kim olacağımızı bilmiyoruz.
Bugün güçlü olanın yarın güçsüz, bugün övülenin yarın yerilen, bugün hükmedenlerin yarın hesap verenler arasında olabileceği bir düzenin içindeyiz.
Ve çoğu zaman bu gerçeği, ancak başımıza geldiğinde fark ediyoruz.
Bir bakıyorsunuz; dün “adam yerine konulmayan” biri, bugün söz sahibi olmuş.
Dün en tepeden konuşanlar ise, bugün sessizliğe gömülmüş.
Hayat, statülerin, sıfatların ve makamların kalıcı olmadığını defalarca göstermesine rağmen, insan yine de kendini değişmez sanıyor.
Oysa zaman, en büyük eşitleyicidir.
Toplumda sıkça rastladığımız çarpıklıklar da aslında bu geçiciliğin bir yansımasıdır.
Hak etmeyenlerin yükseldiği, liyakatin geri planda kaldığı, değerlerin yer değiştirdiği dönemler olur.
Hırsızın zengin, yalancının muteber, bilgisizin söz sahibi olduğu zamanlar…
İşte tam da böyle anlarda insan, “dünya tersine dönmüş” hissine kapılır.
Fakat unuttuğumuz bir şey vardır.
Bu da geçer.
Çünkü hayat sadece yükselişlerden ibaret değildir; aynı zamanda inişlerin de kaçınılmaz olduğu bir yolculuktur.
Bugün adaleti hiçe sayanlar, yarın adalet arar.
Bugün sadakati küçümseyenler, yarın sadakat dilenir.
Bugün merhametsiz davrananlar, yarın merhamete muhtaç hale gelir.
Bu, hayatın değişmez döngüsüdür.
Bu yüzden insanın en büyük yanılgısı, bulunduğu anı kalıcı sanmasıdır.
Oysa hiçbir şey sabit değildir.
Ne güç sonsuzdur ne de zayıflık.
Ne zenginlik ebedidir ne de yoksulluk.
Bir piyonun şah olabileceği gibi, şahın da bir hamlede oyun dışı kalabileceği bir hayat satrancındayız.
Bu gerçek bize neyi öğretmeli? Öncelikle tevazuyu…
Bugün sahip olduğumuz her şeyin yarın elimizden kayabileceğini bilmek, insanı daha dikkatli, daha adil ve daha vicdanlı yapar.
İkincisi ise sabrı…
Zor zamanların da geçici olduğunu bilmek, insanı ayakta tutar.
Belki de en önemlisi şudur.
İnsan, bulunduğu konumdan değil, karakterinden sorumludur.
Çünkü makamlar değişir, unvanlar silinir, güç el değiştirir ama insanın yaptığı iyilikler ve kötülükler, onunla birlikte anılmaya devam eder.
Kısacası, hayat kimseye garanti verilmiş bir yarın sunmuyor.
Bu yüzden ne bugünün gücüne aldanmalı ne de bugünün zayıflığına teslim olmalı.
Çünkü gün gelir… ve her şey değişir.