Siyaset; makam kazanma yarışı değil, millete hizmet etme yarışıdır.
Bu yarışta en değerli sermaye ne para ne de şöhrettir.
En büyük sermaye; emek, sadakat, samimiyet ve vefadır.
Çünkü bir siyasi hareketi ayakta tutanlar, seçimden seçime ortaya çıkanlar değil, yıllarca hiçbir karşılık beklemeden çalışan, afiş asan, bildiri dağıtan, sandık başında sabahlayan, yağmurda çamurda mücadele eden isimsiz kahramanlardır.
Ne yazık ki son yıllarda hemen her siyasi partide benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz.
Dün ortalıkta görünmeyen, zor günlerde hiçbir fedakârlık göstermeyen bazı isimler, şartlar değiştiğinde kendilerini yılların emektarı gibi tanıtmaya başlıyor.
Geçmişte partinin adını bile anmayanlar, bir anda en büyük dava insanı kesiliyor.
Oysa siyasetin de teşkilatların da güçlü bir hafızası vardır.
Kimlerin gerçekten mücadele ettiği, kimlerin sadece uygun zamanı beklediği unutulmaz.
Siyasette samimiyet, söylenen sözlerle değil, verilen emekle ölçülür.
Gerçek dava insanı yaptığı hizmeti anlatma ihtiyacı duymaz; onun adına birlikte yol yürüdüğü insanlar konuşur.
Çünkü emek gizlenemez, samimiyet taklit edilemez.
Bir başka sorun ise kişisel menfaatlerin dava anlayışının önüne geçmesidir.
Makam, adaylık ya da siyasi gelecek uğruna parti değiştiren, bulunduğu ortama göre söylemini değiştiren, rüzgârın yönüne göre saf tutan insanlar, kısa vadede kendilerini başarılı zannedebilir.
Ancak uzun vadede güven kaybeden siyasetçinin ne topluma ne de temsil ettiği yapıya faydası olur.
Teşkilatçılık yalnızca kürsüde konuşmak değildir.
Birlikte yürüdüğü insanlara değer vermektir.
Onlarla aynı sofraya oturabilmek, aynı sıkıntıyı paylaşabilmek, omuz omuza mücadele edebilmektir.
İnsanları yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayan değil, her zaman yanlarında olan kişiler gerçek siyasetçidir.
Vatandaş artık sadece söylenen sözlere değil, sergilenen davranışlara bakıyor.
Kimin fedakârlık yaptığını, kimin sadece kendisini düşündüğünü çok iyi görüyor.
Bugün birçok partide tabanın en büyük şikâyeti de budur.
"Biz emek verdik, mücadele ettik; ama emeğin yerine kişisel hesaplar ödüllendirildi."
Siyasette koltuklar geçicidir, karakter ise kalıcıdır.
İnsanlar bir gün makamlarını kaybedebilir; ancak dürüstlüğünü, vefasını ve samimiyetini koruyanlar her zaman saygıyla anılır.
Hangi siyasi görüşten olursa olsun herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekir.
"Ben gerçekten bir davaya mı hizmet ediyorum, yoksa sadece kendi geleceğime mi yatırım yapıyorum?"
Bu soruya verilen samimi cevap, hem siyasetin hem de toplumun geleceğini belirleyecektir.
Çünkü görünen köy gerçekten kılavuz istemez; insanın ne olduğu, en çok birlikte yol yürüdüğü insanlar tarafından anlaşılır.