MENFAATİ BİTENİN İHANETİ BAŞLAR

Mehmet Ali Coşkuner

Toplumların, kurumların ve hatta bireylerin tarihine baktığımızda değişmeyen bir gerçek karşımıza çıkar.

Çıkar ilişkileri çoğu zaman sadakatin önüne geçer.

“Menfaati bitenin ihaneti başlar” sözü, işte tam da bu acı gerçeğin kısa ama derin bir özetidir.

Çünkü bu cümle, yalnızca bireysel ilişkileri değil; siyaseti, ticareti, bürokrasiyi ve hatta toplumsal yapının tamamını anlatan bir aynadır.

İnsan, çoğu zaman yanında duranları “dost”, aynı safta görünenleri “yoldaş” zanneder.

Oysa zaman gösterir ki herkes aynı sebeple yanınızda değildir.

Kimisi inanarak gelir, kimisi paylaşarak, kimisi de yalnızca faydalanmak için…

Menfaat sürdüğü müddetçe tebessümler eksik olmaz, alkışlar devam eder, sadakat sözleri havada uçuşur.

Ancak çıkar sona erdiğinde, aynı yüzlerde soğukluk, aynı sözlerde mesafe, aynı duruşta ise bir anda yön değişikliği başlar.

İhanet çoğu zaman gürültüyle gelmez.

Ne kapılar çarpılır ne de açık bir savaş ilan edilir.

İhanet, önce sessizliktir.

Sonra mesafedir.

Ardından dedikodu, iftira, arkadan konuşma ve fırsat kollama gelir.

Menfaat bittiğinde, dün omuz omuza yürüyenler, bugün ilk taşı atanlar hâline dönüşebilir.

Çünkü çıkarla kurulan bağlar, ilkeyle değil hesapla şekillenir.

Hesap bittiğinde ise bağ da kopar.

Siyaset bu sözün en çıplak hâliyle yaşandığı alanlardan biridir.

Dün aynı masada oturanlar, aynı kürsüden konuşanlar, aynı davaya “can pahasına” sahip çıktığını söyleyenler; güç dengesi değiştiğinde ya da beklentiler karşılanmadığında bir anda karşı cephede yer alabilir.

Burada ihanet çoğu zaman “fikir değişikliği” ya da “yeni bir yol” gibi süslü cümlelerle pazarlanır.

Oysa gerçekte değişen şey fikir değil, menfaattir.

Ticarette de tablo farklı değildir.

Kazanç varken ortaklık kutsaldır, zarar kapıya dayandığında ise suçlu aranır.

Aynı gemide olduklarını söyleyenler, fırtına çıktığında ilk filikaya atlayanlar olur.

Çünkü menfaat üzerine kurulan birliktelikler, fedakârlık gerektiren anlarda dağılmaya mahkûmdur.

İlke yoksa, vefa da yoktur.

Bireysel ilişkilerde ise ihanet daha yaralayıcıdır.

Çünkü burada beklenti yalnızca maddi değil, duygusaldır da.

İnsan güvenir, inanır, paylaşır.

Ancak karşısındaki kişi bu bağı bir “fayda alanı” olarak görüyorsa, ihtiyaç sona erdiğinde duygular da değersizleşir.

İşte bu noktada ihanet sadece bir davranış değil, derin bir hayal kırıklığına dönüşür.

Bu söz bize bir gerçeği daha hatırlatır.

Her giden ihanet etmiş sayılmaz, ama menfaati bitince gidenlerin çoğu geride iz bırakır.

Bu yüzden insan, etrafındakileri alkış zamanlarında değil, zor günlerde tanır.

Yanınızda kalanın sayısı değil, kalma sebebi önemlidir.

Çıkar için duranlar kalabalık olur; ilke için duranlar ise az ama sağlamdır.

Sonuç olarak “Menfaati bitenin ihaneti başlar” sözü bir karamsarlık cümlesi değil, bir uyarıdır.

Kime, neden güvendiğimizi sorgulamamız gerektiğini hatırlatır.

Sadakati sözlerde değil, bedel ödenen anlarda aramamız gerektiğini öğretir.

Çünkü menfaatle kurulan her ilişki geçicidir; ilkeyle kurulanlar ise zamanın ve fırtınanın önünde dimdik durur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.