BİR MESCİTTEN DAHA FAZLASI

Mehmet Ali Coşkuner

Şehirler yalnızca yollarla, binalarla ve meydanlarla büyümez.

Şehirler; insanın ihtiyaçlarını gözeten, hayatı kolaylaştıran ve toplumsal huzuru güçlendiren eserlerle kimlik kazanır.

Samsun'un Atakum sahilinde yapımı tamamlanan İskele Mescidi de tam olarak böyle bir eser olarak dikkat çekmektedir.

Bugün tartışılan konu yalnızca bir yapının hukuki süreci değildir.

Asıl konuşulması gereken, her gün binlerce vatandaşın yürüyüş yaptığı, spor yaptığı, ailesiyle vakit geçirdiği kilometrelerce uzunluktaki sahil bandında ibadet ihtiyacının nasıl karşılanacağıdır.

Herkesin kabul ettiği bir gerçek vardır ki; ibadet ihtiyacı da en az dinlenme, spor yapma veya sosyal yaşam kadar doğal bir ihtiyaçtır.

Sahilde saatlerini geçiren yaşlısı, genci, esnafı, balıkçısı ve ziyaretçisi için vakit namazlarını kılabilecek uygun bir mescidin bulunması önemli bir eksikliğin giderilmesi anlamına gelmektedir.

İskele Mescidi'nin dikkat çeken yönlerinden biri de mimarisidir.

Beton yığını görüntüsünden uzak, bulunduğu sahil dokusuna uyum sağlayan modern çizgilere sahip yapısıyla çevreyi boğan değil, tamamlayan bir görünüm sunmaktadır.

Denizle bütünleşen sade mimarisi, bulunduğu alana estetik bir değer katmaktadır.

Yapının tamamlanmış olması da ayrıca önemlidir.

Kamu kaynakları kullanılarak inşa edilen, vatandaşın hizmetine sunulan bir eserin hukuki süreç nedeniyle belirsizlik içinde kalması ister istemez toplumda soru işaretleri oluşturmaktadır.

Elbette hukuk devletinde mahkemelerin kararlarına herkes saygı duymalıdır.

Yargı süreci kendi mecrasında devam edecek, nihai karar yine bağımsız mahkemeler tarafından verilecektir.

Ancak hukuki tartışmalar yapılırken vatandaşın günlük ihtiyaçlarının da göz ardı edilmemesi gerekir.

Bir sahil düzenlemesinin içinde yürüyüş yolları, bisiklet yolları, çocuk oyun alanları nasıl doğal görülüyorsa; insanların ibadet edebileceği mütevazı bir mescidin bulunması da aynı şekilde değerlendirilmelidir.

Toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getirmek yerine ortak ihtiyaçlarda buluşmak daha doğru bir yaklaşımdır.

Çünkü bu şehir hepimizin; sahil de hepimizin, ibadet özgürlüğü de hepimizin ortak değeridir.

Temennimiz odur ki hukuki süreç en kısa sürede açıklığa kavuşsun, kamu vicdanını rahatlatacak bir sonuç ortaya çıksın ve Samsun, hizmetleri tartışan değil hizmetleriyle örnek gösterilen bir şehir olmaya devam etsin.

Sonuç olarak İskele Mescidi yalnızca dört duvardan ibaret değildir.

O, ihtiyaç duyulan bir noktada vatandaşın hizmetine sunulan, modern mimarisiyle çevresine uyum sağlayan ve şehir yaşamının doğal bir parçası olmayı hedefleyen bir eserdir.

Hukuk elbette işleyecektir; ancak şehirlerin geleceği planlanırken insanın manevi ihtiyaçlarının da en az fiziki ihtiyaçları kadar önemli olduğu unutulmamalıdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.