Samsunlu çift 40 yıldır omuz omuza arıcılık yapıyor
Recep ve eşi Hatice Kilim çifti, yaklaşık 360 kovan arıyla her yıl mayıs ayı sonunda Samsun'dan yola çıkarak Bingöl'ün Karlıova ilçesinin yaylalarına gidiyor. Yaz ayları boyunca bal üretimi yapan çift, eylül sonunda ise arıların kışlık bakımı için yeniden Samsun'a dönüyor. Kilim çifti, 40 yıldır sürdürdükleri arıcılıkta zorlukları birlikte aşarak üretmeye devam ediyor. Recep Kilim genellikle arıların bakımı ve üretim planlaması, Hatice Kilim ise petek hazırlığı, bakım ve günlük işleri üstleniyor.

Recep Kilim, liseden mezun olduktan sonra arıcılığa başladığını söyledi. Toplam 20 civarında kovanla arıcılığa başladığını ve zamanla işlerin büyüdüğünü belirten Kilim, bu süreçte en büyük desteği eşinden gördüğünü dile getirdi. Arıcılığın emek, sabır ve dayanışma isteyen bir iş olduğunu vurgulayan Kilim, "İlk başlarda yalnız yaptım. İşler çoğalınca hanım da bana eşlik etti. O günden beri devam ediyoruz. 40 yıl bitti, 41'inci yılımız olacak." dedi. Kilim, eşinin işi artık en az kendisi kadar bildiğini aktararak, "Bazen ona, 'Sen olmasan bu böyle olmazdı.' diyorum. Malzemeleri tanıyor, ne yapılacağını biliyor. Ben arıya bakım yaparken petekleri hazırlar. Benim diğer yarım. Dışarıdan biri gelse bunu bilmez, öğretmek zaman alır." diye konuştu. Bal üretimi için her yıl uzun yolculuğa çıktıklarının altını çizen Kilim, "Yüksek yayla ballarının kaliteli olduğunu düşündüğümüz için Bingöl'ün Karlıova ilçesini tercih ediyoruz. Buradan 680 kilometre. Mayıs sonunda gidiyoruz, 4 ay orada kalıyoruz. Eylül sonunda işimiz bitiyor, dönüyoruz. Ekim'in 20'sine kadar da kışlık bakımını hazırlıyoruz." ifadelerini kullandı. Kilim, arıcılığın en zor yanının kovanların taşınması olduğunu aktararak, "Nakliye, sel, ayı saldırısı ve iklim şartları gibi risklere rağmen üretimi sürdürüyoruz. Bal üretimi tabiat şartlarına bağlı. Bazı yıllar 15 ton bal sattım. Geçen yıl 8 ton sattık. Tabiat verecek ki olacak. Arıcılıkta yoğunluk olmazsa tabiat cevap veriyor. Yoğunluk olursa kovan başına verim düşüyor." diye konuştu.

Eşinin en büyük yardımcısı
Hatice Kilim de arıcılığın kendileri için yalnızca bir geçim kaynağı değil, birlikte yürüttükleri ortak bir emek olduğunu söyledi. Babasının da arıcı olduğun ifade eden Kilim, çocukları küçükken eşinden ayrılmak istemediği için yaylaya birlikte gitmeye başladığını anlattı. Zamanla üretimin bir parçası haline geldiğini dile getiren Kilim, şunları kaydetti: "Çocuklar büyüyünce bir süre ara verdim. Sonra baktım işçi tutuyor, 'İşçi tutmana gerek yok, beraber yapalım.' dedim. Arı çoğalınca yine işçi tuttuk ama birlikte devam ettik. Arıcılıkta birçok işi yapıyorum. Mum takıyorum, körük yakıyorum, şerbet veriyorum, oğul alıyorum. Arılardan korkmuyorum. Bu işi seviyoruz. Sevmezsen yapamazsın."

Kaynak:AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.