'Kadına şiddet sadece dayak değil'
BM İnsan Hakları Kadına Karşı Şiddet Özel Raportörü, ODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakın Ertürk, kadına yönelik şiddetin sadece bir dayak atma meselesi olmadığını vurgulayarak, "Kadına yönelik şiddet sistematik, cinsiyet eşitsizliğine dayanan ve kontrol etme, disipline etme amaçlı yürütülen bir eylemdir" dedi.
Ertürk, Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen "Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Devletin Özen Yükümlülüğü" konulu konferansa, konuşmacı olarak katıldı.
İnsan haklarının gelişimi konusunda tarihsel bilgi veren Ertürk, kadına yönelik şiddetin insan hakları kapsamında ele alınmasının son 15 yılın ürünü olduğunu, konunun bu noktalara gelmesinde kadın hareketlerinin mücadelesinin çok önemli yer tuttuğunu belirtti.
"Bir yerde kadına yönelik şiddetle mücadele, insan hakları mücadelesinin bütünleyici bir mücadelesidir" diyen Ertürk, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 60. yılında dünyanın, insan hakları konusunda hala istenilen yerde olmadığını ifade etti.
'İNSAN HAKLARI EVDE BAŞLAR'
Aile kavramının kutsal kabul edildiğini ve insanın varlığını aile içinde sürdürdüğünü belirten Ertürk, insan haklarının evde başlaması gerektiğini söyledi.
Bu konudaki yaklaşımlara işaret eden Ertürk, "Aile kurumu çok önemli bir kurum. Aileyi daha demokratik, daha dayanışmacı kılabilmek için aile ilişkileri arasındaki çelişkileri görmemezlikten gelemeyiz. İnsan hakkı ihlali temelde aile içinde başlar ve oradan üretilerek toplumun diğer birimlerine yayılır. Bu, yeni bir anlayış. İnsan haklarını sağlam kılabilmek, o kurum içindeki insan hakları ihlalinin sona erdirilmesi ile mümkündür" diye konuştu.
'ŞİDDET SİSTEMATİKTİR'
Prof. Dr. Ertürk, kadına yönelik şiddetin sistematik olduğunu ve dayanak noktasında kadının eşitlik statüsü bulunduğunu bildirdi.
Erkek egemen toplumda kadının, "kontrol edilmesi gereken bir yaratık" olarak görüldüğünü ifade eden Ertürk, bugün hala bazı ülkelerde kadının bazı mesleklere kabul edilmediklerini veya yurt dışına çıkmak için kocasından izin almak zorunda olduğunu hatırlattı.
Kadına yönelik şiddetin sadece bir dayak atma meselesi olmadığının altını çizen Ertürk, şöyle devam etti:
"Kadına yönelik şiddet sistematik, cinsiyet eşitsizliğine dayanan ve kontrol etme, disipline etme amaçlı yürütülen bir eylemdir. Kadına yönelik şiddetin önüne geçmek kültürel dönüşüm, yargı organlarını harekete geçirme, kadını güçlendirme gibi çok yönlü müdahaleyi gerektiren bir süreç. Bunların hiç birisini ihmal etmeden, hepimiz çalışmak zorundayız."
DEVLETİN SORUMLULUKLARI
Prof. Dr. Ertürk, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde devletin uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerinin yanı sıra kendi politikasının son derece önemli olduğunu vurguladı.
Şiddetin önlenmesi için gereken eylemlerin siyasi bir tercih olduğunu söyleyen Ertürk, iktidarların, ülkenin mevcut sorunları içinde kadın haklarını her zaman ön plana almadıklarını ifade etti.
Kadına yönelik şiddetin insan hakları söylemine dönüştürülmesinin bugün devlet yükümlülüğüne dönüştüğünü anlatan Ertürk, kadına karşı şiddet konusunda devletin yükümlülüklerini şöyle sıraladı:
"Bugün devletin sadece kendi sebep olduğu zararlardan değil devlet dışı aktörlerin uyguladığı şiddetten de yükümlü olduğunu biliyoruz. Bu demek değildir ki devlet her evin içine birisini koyacak ve izleyecek. Ama devletin özel yükümlülüğü var. Devlete dört görev düşüyor. Birincisi şiddeti önleme, ikincisi şiddet riski altında olan, şiddete maruz kalmış olan kadını koruma, üçüncüsü şiddet uygulayan kişiyi cezalandırma, dördüncüsü, mağdurların tazmin edilmesi. Dünyadaki devletlere baktığımız zaman koruma ve cezalandırma konularında aktif olduğunu görüyoruz. Bunun bile yeterli olduğu söylenemez. Bazı devletler sadece koruma, sığınma evi veya danışma merkezleri açıyor. Buralar şiddete maruz kalan kadının gidebileceği ve şiddetten uzak, kadınların, gizlilik güven içinde kalacağı yerler. Türkiye'de çok sayıda sığınma evi yok. Tahmini 24-30 arasında sığınma evi var. Türkiye'deki kadın nüfusuna oranla bu sayı çok az."
Kadına yönelik şiddet konusunda altyapının zayıf olmasının, şiddete uğrayan kadınların sisteme güvenini azaltacağını söyleyen Ertürk, kadının sisteme güven duymadığında gidecek yerinin olmayacağını vurguladı.
ŞİKAYET MEKANİZMASI
Kadına yönelik şiddette şikayet mekanizmasının önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ertürk, BM İnsan Hakları Kadına Karşı Şiddet Özel Raportörü olarak kendisine yılda yaklaşık 80 şikayet geldiğini, fikir özgürlüğü gibi konularda diğer raportörlere 300'ün üzerinde şikayet gittiğini belirtti.
Şikayet mekanizmasının geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Ertürk, özellikle aile içi şiddette "kol kırılır yen içinde kalır" anlayışının hakim olduğunu vurguladı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) en çok şikayette bulunan ülkelerin başında Türkiye'nin gelmesine rağmen, kadına hakları ihlalinde "ülkemize ayıp" olur anlayışı taşındığını ifade eden Ertürk, kadın örgütlerinin bile AİHM'ye gitmeyi tercih etmediklerini söyledi.
AA- Dilek SEZEN