İhale kanunu tam kıvamda
Devlet ihaleleri, Türkiye'de siyasetin en çok kirlendiği yerlerden biri olarak gösteriliyor. Devletin yaptığı bütün yatırım ve harcamalarını kapsayan bu ihalelerle, baraj yapımı, toplu konut inşaatı, gıda malzemesinden makine, teçhizat, otomobil, danışmanlık hizmetleri satın alınıyor. Milyarlarca dolarlık bu ihaleler, her iktidar döneminde 'siyasetin diyet ödediği' alanlar olarak dile getiriliyor. Yolsuzluk iddialarıyla sıkça gündeme gelen ve milyarlarca liranın döndüğü bu ihalelerle yapılan devlet binalarının, okulların, yurtların, yolların depremlerde, sel gibi doğal afetlerde yıkılması faciaların bilançosunu daha da arttırıyor. Temeli 1970'lerde atılan ancak mühendislik hataları, yolsuzluk iddiaları ve milyarlarca liralık maliyeti eleştirilen, 19 yıl sonra hizmete açılan Karadeniz Duble Yolu'nun geçtiğimiz gün sağanak yağışla çökmesi kamu ihalelerindeki 'denetimsizliliği' bir kez daha gündeme getirdi. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Başkanı Serdar Harp, Karadeniz, Diyarbakır'a bağlı otoyollarının yağışlarda set oluşturduğunu söyledi.
İHALELER KAPALI KAPILAR ARDINDA
Devlet ihalelerine ilişkin görüşlerine başvurduğumuz İMO Başkanı Serdar Harp, yasada yapılan her değişiklikle Kamu İhale Kurumu'nun yetkilerinin biraz daha daraltıldığını söyledi. Çerçeve yasalarla uzun ihalelerin geleceğinin ipotek altına alındığına dikkat çeken Harp, şunları ifade etti: "Yasa çıkarılırken amaçlanan özellikle bağımsız bir kurumun kamu ihalelerini denetlemesi noktasındaydı. Süreç içerisinde yapılan değişikliklerle çok şeffaf olmayan bir sürece girdi. Kurum'un birçok etkisi tırpanlandı. İhaleler kapılar ardında yapılır hale geldi. Yolsuzluğu ıspatlanmış birçok davalar açılırken imkânsız hale geldi. Yeni yasayla ihalelerin incelenmesi ortadan kalktı. Gizli kapıları ardında yapılan ihalelerin önü açıldı."
Kurum'un Maliye'den görüş almasının yasallaştırılmasıyla birlikte Kamu İhale Kurumu'nun tamamen siyasi iktidara bağımlı hale getirildiğini vurgulayan Harp, "Kurum'un bağımsızlığı yasayla ortadan kaldırıldı. Siyasi müdahale pratikte işliyordu ancak yasalaştırıldı. AB taleplerinin zorlanmasıyla kamu ihale sisteminin şeffaflaştırılması gerekirken bu da ortadan kalktı. Kamu İhale Kurumu'nun varlığı-yokluğu tartışılır hale geldi. Birçok yetkisi elinden alındı" dedi. Harp, kanunla getirilen son noktanın Türkiye için olumsuz olduğunu söyledi.
KAMU YAPILARI SERMAYE DENETİMİNDE
Kamu yapıları sermaye denetiminde Harp, kamu yapılarının sağlıksız olduğunu ve bunun da afet döneminde ortaya çıktığına dikkat çekerek, "Otoyollar ihaleleri, Diyarbakır'a bağlı duble yol projesindeki hatalar sel felaketine neden olmuştu. Bu otoyol sel suyuna baraj görevi yaptı. Karadeniz otoyolunun durumu da belli. Özellikle otoyollar yağışlarda set oluşturdu. Gerçekleştirilen işlerde projelendirme hataları olduğu yaşanılarak görüldü" diye konuştu. Mevcut Kamu İhale Yasası'yla yolsuzluğun önünün açıldığını vurgulayan Serdar Harp, teknik elemanların müteahhitlik sürecinden uzaklaştırıldığını, tamamen sermaye denetimine verildiğini ifade etti. Harp, ihalesiz, ihale döneminin bu yasayla başladığını belirterek, "Gerçekten de incelendiğinde, büyük inşaat firmalarının elini rahatlatan, küçük çaplı işletmeleri ve mühendisleri ihale sisteminin dışına iten, iş denetleme ve iş yönetme belge oranları aşağıya çekilerek eşitsizliğe, adaletsizliğe yol açan hükümler içermektedir" dedi. Harp, yasanın idarenin kendi belirleyeceği kriterlerle ihale daveti çıkarmasına izin vermesini ise 'partizanlığı, kayırmacılığı, yolsuzluğu' teşvik edeceğini dile getirdi.