Gayrimenkul sektörü nereye gidiyor?
Sebo Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Gülçiçek, Türkiye'de gayrimenkul sektörünün mevcut durumunu, yaşanan ekonomik sorunları ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini değerlendirdi. Küresel ekonomik gelişmelerin Türkiye'deki inşaat ve gayrimenkul piyasasını doğrudan etkilediğini belirten Gülçiçek, artan maliyetler, yüksek faiz oranları, finansmana erişim güçlüğü ve düşen alım gücü nedeniyle sektörün tüm paydaşlarının zor bir süreçten geçtiğini ifade etti. Gayrimenkul piyasasındaki durgunluğun yalnızca faiz oranlarıyla açıklanamayacağını vurgulayan Gülçiçek, dünyada devam eden savaşlar, yeni çatışma ihtimalleri ve yükselen enerji ile hammadde maliyetlerinin ekonomik dengeleri olumsuz etkilediğini söyledi. Türkiye'nin dışa bağımlı ekonomik yapısı nedeniyle küresel gelişmelerden daha hızlı etkilendiğini belirten Gülçiçek, "Petrolün, enerjinin ve hammaddenin fiyatı arttığında bunun faturası doğrudan Türkiye'deki üretim maliyetlerine yansıyor. İnşaat sektöründe ise bu faturanın bedeli çok ağır. Müteahhit artan maliyetlerle mücadele ediyor. Vatandaş düşük fiyatlar bulabilmesine rağmen bekliyor, yatırımcı bekliyor. Emlakçı ise satış yapamadığı hâlde kira, personel, vergi, reklam ve diğer işletme giderlerini ödemeye devam ediyor. Sonuç olarak sektörün bütün zinciri ciddi bir baskı altında" dedi.

"84 bin emlak işletmesi risk altında"
Türkiye'de yaklaşık 84 bin emlak işletmesinin faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Gülçiçek, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin artan giderler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını ifade etti. Yüksek faiz oranlarının ve konut kredilerine erişimde yaşanan güçlüklerin gayrimenkul talebini doğrudan etkilediğini belirten Gülçiçek, "Faizlerin yüksek olması, konut kredilerine erişimin zorlaşması ve vatandaşın satın alma gücünün düşmesi gayrimenkul talebini olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda emlakçı satış yapamıyor. Satış olmayınca gelir yok, gelir olmayınca işletme ayakta kalamıyor. Bugün emlakçının karşı karşıya olduğu sorun artık sadece satış yapamamak değil, ayakta kalabilmek" ifadelerini kullandı.
"Yıl sonuna kadar 15 bin işletme kapanabilir"
Sektörde işletme kapanmalarının giderek arttığını öne süren Gülçiçek, yaklaşık 7 bin emlak işletmesinin kapandığı bir süreç yaşandığını söyledi. Mevcut ekonomik koşulların devam etmesi hâlinde bu sayının yıl sonuna kadar 15 bine ulaşabileceğini düşündüğünü belirten Gülçiçek, şunları kaydetti: "Bugün sektörde faaliyet gösteren birçok işletme, 'Daha ne kadar dayanabilirim?' sorusunu soruyor. Kısa vadede sektör açısından güçlü bir ışık görünmüyor. İşte tam da bu nedenle sektör temsilcilerine, kamu kurumlarına ve karar vericilere önemli bir görev düşüyor. Artık sadece sektörün sorunlarını konuşmak yetmez, çözüm üretmek gerekiyor."

"Sadece faizi düşürmek yetmez"
Gayrimenkul piyasasının yeniden canlanması için yalnızca faiz indirimlerinin yeterli olmayacağını dile getiren Gülçiçek, vatandaşın alım gücünün artırılması ve konut finansmanına erişimin kolaylaştırılması gerektiğini vurguladı. Gülçiçek, "Faiz düşebilir ama vatandaşın alım gücü yoksa yine konut alamaz. Kredi faizleri düşebilir ama krediye erişim zorsa yine konut alınamaz. Piyasaya para girebilir ama yatırımcı geleceğe güvenmiyorsa yine yatırım yapmaz. Bu nedenle yapılması gereken çok daha kapsamlı. Vatandaşın alım gücü artırılmalı, konut finansmanına erişim kolaylaştırılmalı, yatırımcının güveni yeniden tesis edilmeli ve gayrimenkul yatırımının önündeki yapısal sorunlar çözülmeli" diye konuştu.
"2027'nin ikinci yarısı kritik olabilir"
Gayrimenkul piyasasının ne zaman normale döneceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gülçiçek, ekonomik şartların iyileşmesi durumunda 2027 yılının ikinci yarısından itibaren kademeli bir toparlanma yaşanabileceğini öngördüğünü belirtti. Gülçiçek, "Benim beklentim, ekonomik koşulların iyileşmesi ve faiz oranlarının gerilemesi hâlinde 2027 yılının ikinci yarısından itibaren gayrimenkul piyasasında kademeli bir hareketlenmenin başlayabileceği yönünde. Ayrıca Türkiye'nin seçim atmosferine yaklaşmasıyla birlikte piyasadaki para hareketliliğinin ve ekonomik beklentilerin değişmesi de mümkün. Ancak para arzındaki artış tek başına çözüm değildir. Bu süreç vatandaşın alım gücüne, krediye erişime ve yatırımcı güvenine yansımadığı sürece gayrimenkul piyasasında kalıcı bir normalleşme beklemek doğru olmaz" ifadelerini kullandı.

"Gayrimenkul piyasası kendiliğinden düzelmeyecek"
Sektörün normale dönmesi için ekonomik istikrarın sağlanması gerektiğinin altını çizen Gülçiçek, finansman maliyetlerinin düşmesi, alım gücünün yükselmesi ve yatırımcı güveninin yeniden oluşmasının önemine dikkat çekti. Gayrimenkul piyasasının geleceğine ilişkin kesin bir tarih vermenin mümkün olmadığını belirten Gülçiçek, gerekli şartların oluşması hâlinde 2027'nin ikinci yarısında toparlanma görülebileceğini, aksi durumda mevcut durgunluğun uzun yıllara yayılabileceğini ifade etti.
"Sektör daha fazla bekleyemez"
Sektör temsilcilerine, kamu kurumlarına ve karar vericilere çağrıda bulunan Gülçiçek, gayrimenkul piyasasının sorunlarının bütün paydaşlarla birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Binlerce emlak işletmesinin ayakta kalma mücadelesi verdiğini ve birçok kişinin sektörden ayrılmayı düşündüğünü ifade eden Gülçiçek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Sektör temsilcileri artık gerçekten sahaya inmeli. Emlakçının, müteahhidin, yatırımcının ve vatandaşın sorunlarını aynı masada değerlendirmeli. Çünkü mesele sadece emlakçıların meselesi değil. İnşaat durursa üretim durur, gayrimenkul durursa yatırım durur, yatırım durursa ekonomi yavaşlar. Bu nedenle gayrimenkul sektörüne artık günü kurtaracak değil, geleceği kurtaracak politikalar gerekiyor. Sektör daha fazla bekleyemez. Tedbir bugün alınmalı. Çünkü yarın çok geç olabilir."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.