Aynada yüzünü göremedi

Aynada yüzünü göremedi
Gazi Yılmaz: 18 ay yatağa bağlı kaldım, annem bana bir bebek gibi yeniden baktı

Ramiz Yılmaz, 32 yaşında. Evli ve iki çocuk babası. Tedaş'ta Tahakkuk Servisi'nde görevli. Meslek Yüksek Okulu mezunu. Yılmaz, zırhlı aracın pusuya düşürülerek, mayına basması sonucunda ağır yaralandı. Bel, kol, surat ve bacaklarına takılan platinle hayatını sürdürüyor.
Acemi Birliği'ni 1996 yılında İzmir Yeni Foça'da yapan Ramiz Yılmaz, bundan sonraki görev yerinin, Hakkari olarak belirlendiğini anlatırken, ilk olarak şu bilgileri veriyor: "1996'da İzmir Yenifoça acemi birliğini bitirdikten sonra, şubatta Hakkari'ye gittim. Uçağa binebilmek için bir hafta geciktim, ama uçağın kalkacağı yere gittiğimizde, hava şartlarının elverişli olmaması nedeniyle yine konvoyla gitmek zorunda kaldım. Elazığ'a teslim oldum. Oradan Van'a, sonrasında ise Hakkari Yüksekova'ya geçtim. Jandarma Mekanize Komando BTR Birliği'nde göreve başladım"

DOĞUNUN
MUHTEŞEM GÜZELLĞİ

Karakolda göreve başladığı dönemde Güneydoğu'nun her bir köşesinin bembeyaz karlarla kaplı olduğunu söyleyen Yılmaz, karların erimesiyle birlikte kışı gizli sığınaklarda geçiren teröristlerin de hareketlenmeye başladığını ve saldırılarını arttırdığını da sözlerine ekliyor. Görevlerinin araçları korumak olduğunu belirten Yılmaz, hayatının akışını değiştirecek olan olayı yaşamadan önceki günleri ve yeri, sanki başından kötü olaylar geçmemiş kadar hayat dolu bir şekilde anlatıyor: "Kışın Güneydoğu çok güzeldir. Herkesin görmesini isterim. Muhteşem bir güzellik. Yaz oldu. Karlar eridi. Eriyince biz de göreve çıkmaya başladık. Biz genellikle yardıma giderdik ya da konvoyların korumasını yapardık. Temas sağlanan yerlerde acil müdahale ederdik. Aracı korurduk. Saldırıları engellerdik. Eylül ayına kadar da bu şekilde devam etti. Çok defa taciz edildik"

İZİNLER YENİ
BELLİ OLMUŞTU

Gazi olmadan önce izin tarihinin belli olduğunu kaydeden Yılmaz, o dönemde ehliyetini de yeni almanın heyecanını yaşadığını dile getiriyor. Gazi olduğu andan itibaren yaşananları hayal meyal hatırladığını ve bugün anlattıklarının bir çoğunu da çevresindeki arkadaşlarından daha sonraları duyduğunu belirten Yılmaz, işte o anı şu cümlelerle anlatıyor: "Yazın Güneydoğu'da görevli askerlere izin yoktur, izin genellikle kışın başlangıcında verilir. Kasımın ilk haftası izin verildi. Ardından Eylül'ün 12'si gecesi, Hakkari Yüksekova Esendere yolu üzerinde taciz ateşi geldi. Onlara yardıma giderken, üzerimize roket atıldı. Benim yaralanmadan sonra beynimde ödem oluştu ve hafıza kaybı yaşadım. Bu söylediklerimin bir çoğunu arkadaşlarımın anlattığından öğrendim. Yazdıklarım bunlar benim. Olay gecesini hatırlamıyorum, olaydan öncesini ise hayal meyal hatırlıyorum"

TELSİZDE: "ONLARIN İŞİNİ BİTİRDİK"

"İznimden 20 gün önce oldu, ehliyetimi de yeni almıştım. Olaydan önce yolu kompresörle kazıp mayın döşemişler. Yol kenarlarına roket mermileri ve 16 kiyo TNT yerleştirmişler. Bizim aracımız 14 ton, mayına basınca 60 metre fırlatmış. İki tane şehit verdik o olayda, aynı araçtaydık. Aracımızın komutanı astsubayımız ile uzman çavuşumuz, İkisi önde oturuyor. Ben de onların arkasında oturuyorum. Mayına çarpınca, onlar şehit oldu, ben de komaya girmişim. Bir iki saat ateş açılmış, hafif yaralananlar varmış. Teröristler araca girmek için tamamen gelirken, ateş açılınca geri kaçmışlar. Telsizimiz de patladığı için uzun bir süre bize ulaşılamadı. Karakol patlamayı görüyor ama sonucu bilmiyor. O sıra, telsiz kanalına giren teröristler, 'Onların işi bitik' deyince işi anlamışlar. Benim yüzüm dağılmış. Daha sonrasını hatırlamıyorum"

"EVİ ARAYIP
'İYİYİM' DİYORUM"

Yaralandıktan sonra çok uzun bir süre komada kaldığını ve çok zor bir dönem geçirdiğini vurgulayan Ramiz Yılmaz, ailesinin olayı öğrenme anının ise tesadüfi bir gazete haberiyle gerçekleştiğini belirtiyor. Kendisi hastanede yaşam savaşı verirken ailesinin bir süre kendisinden habersiz bir şekilde yaşamlarını sürdürdüklerini söyleyen Yılmaz, o dönem ile ilgili şunları söylüyor: "Çok uzun bir süre komada kaldım. Yaklaşık 35 günüm yoğun bakımda geçti, son günümü hayal meyal hatırlıyorum, öncesini ise hiç bilmiyorum. Aielem nasıl haber aldı? Tesadüf eseri bir gazeteden amcamın hanımı okumuş, telefon açarken ben eve 'güvendeyim', anneme de 'bir şeyim yok' diyordum. Babam o haberleri görüyor ama detayını okumamış, ben güvendeyim diye. Yaralandıktan sonraki dönemde beni direkt Ankara'ya sevk ettiler. Ya şehitler ya da şehide yakınlar Ankara'ya sevk edilir. Benim de yüzüm paramparça olduğu için ambulans uçakla oraya götürdüler"

"AYNADA YÜZÜMÜN
YARISI YOKTU"

Uzun bir süre suratını gördemeden yaşadığını kaydeden Yılmaz, aynaya baktığı ilk anda büyük bir şok yaşadığını ve yüzünün olmadığını gördüğünü anlatırken, sanki o günleri yeniden yaşar gibi, anlatmaya devam ediyor: "Üç dört ay sıfatımı görmeden yaşadım. Aynaya da bakmak aklıma gelmedi. Bakınca da aradan bir kaç ay geçmişti, keşke bakmasaydım dedim. Hafıza kaybı olması benim işime de yaradı aslında, hatırımda olmasını istemediğim detaylar bunlar. İlk bakma anımı söyleyeyim, tedaviden sonra ziyaretçiler beni hiç yalnız bırakmıyorlar. Günün birinde Çorum'dan gelen arkadaşlardan birisi, odaya girdi ve beni görünce, bana böyle bir bakışı vardı ki odadan zor attı kendini. Sonra ben de merak ettim ve bakmak istedim. Aynaya bakınca suratımın olmadığını gördüm. Dişlerim zaten yoktu"

"ÜÇ AY
HAZIROLDA YATTIM"

Hastane ve ev süresince yavaş yavaş kendisine gelmeye başladığını ve uzun bir dönem alçıda kaldığını belirten Ramiz Yılmaz, o dönemde annesinin kendisine sanki yeni doğmuş bir çocuk gibi yeniden baktığını işte şu cümlelerle anlatıyor: "Üç ay hazırolda yattım. Sonra tekerlekli sandalye ile yürümeye çalıştım, daha ileriki dönemde alçıya aldılar. 1997 yılında yaralandım, 1999 yılında yavaş yavaş yürümeye başladım. Bu süre zarfında en çok ailem yanımda oldu. Yaralandığım andan itibaren askeriye de beni yalnız bırakmadı. Anmem yattığım dönemde, beni yeniden bezledi. Yeniden mama ile besledi. Sütle hazır mamalarla bir çocuk gibi beslendim. Çünkü ağzımda bir tek diş yoktu. Bu böyle yaklaşık 18 ay sürdü".

"SAVAŞ
FİLMLERİ İZLEYEMEM"

Her gazi gibi geçmişi çok fazla hatırlamamak taraftarı olduğunu söyleyen Yılmaz, gazi olduktan sonra duygularının çok daha hassaslaştığını belirterek, hala televizyonda savaş filmi izleyemediğini, sinirlerine hakim olamadığı dönemlerin de çokça olduğunu vurguluyor: "Geçmişi fazla hatırlamak da istemiyorum. Hayata alışmak konusuna alıştık ama hala Türk filmi izleyemeyiz biz, ağlarız. Hayata bir yerden tutunmak lazım, tutunduk, başardık mı başardık? Savaş filmleri izleyemem, duygusal filmlerde ağlarım. Daha çabuk sinirlenirim, bazı konularda sinirlerimize hakim olamayız. Elimizde olmadan... İnsanlarla çok fazla da polemiğe girmek istemem. Hayat işte alıştık, alışıyorsun, alışmak zorundasın"

"BİRİ LAF
SÖYLESE YIKILIRIM"

Bugün gazilerin iş hayatına adapte olduklarını ve yardıma muhtaç olmadan kendi yaşamlarını devam ettirebildiklerini vurgulayan Yılmaz, toplumda kimi zaman kendilerini hakir gören davranışların olduğunu ve bazı gazilerin bu davranışlara maruz kalmasının kimi zaman kendilerini de çok yıprattığını kaydederek, şu cümlelerle durumu özetliyor: "Toplum içinde kimi zaman 'gaziyiz' diyen bir arkadaşımız, ilginç ve hak etmediği tepkilerle karşılaşabiliyor. Bazen acaba böyle bir şeyi 'ben yaşasam' diye düşünüyorum, inanın birisi bana bir laf söylese, ben düşer yıkılırım ve kalkamam daha. Elbetteki herkesten aynı saygıyı bekleyemezsiniz. Ama şunu söylemem gerek, diş ağrısı çekmeyen bir insan, diş ağrısının ne olduğunu bilemez. İnsanlar bazen çok yanlış yorumlarda bulunabiliyorlar"

"HİÇBİR ZAMAN
ACINMAK İSTEMEYİZ"

Bir gazi olarak çalışma arkadaşlarıyla çok iyi anlaşabildiğini ve bugüne kadar da iş hayatından kaynaklı bir sorun yaşamadığını da belirten Yılmaz, kendilerini en çok üzen şeyin ise 'maddiyatla ilişkilendirilmek' olduğunu kaydediyor. Gazilerin hiçbir zaman paraya minnet etmeyeceklerini belirten Yılmaz, son dönemlerde açılan yardım kampanyalarında sıkıntılar yaşadıklarını da belirterek, gazilerin asıl isteğinin ne olduğunu şu cümlelerle anlatıyor: "Yardım olayında sıkıntı yaşyadık. Gaziler sanki hep para istiyormuş gibi bir imaj oluşuyor. Gaziler hiçbir zaman acınmak istemezler."

"RAMBO FİLMİ
İZLEDİK VE BİTTİ"

"GATA'dayken dişlerim için tedavi olmam gerekiyordu. Beni tekerlekli sandalye ile götürmek istediler. Yürüyemediğim halde ben insanların bakışlarından kaçmak için yürüdüm. Yanıma bir asker verdiler ve insanların acıyan bakışlarından kurtulmak için, sırf o acınma duygusunu tatmamak için yürüdüm." diyen Yılmaz, "Bizler gururlu insanlarız. Paradan daha ziyade başka şeyler bekliyoruz. Karmaşık duygularla bakıyoruz hayata. Sonunda ağlayacağım için çok fazla da anlatmak istemiyorum. Şöyle ki, Rambo filmi seyrettik ve bitti diye düşünmeye çalışıyorum". diyerek, Rambo'yu kesip atıyor.

Miraç Öztürk