Vandalizm kamuda vardır
Demir yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
"Ülkemizde bir türlü dinmek bilmeyen gerginlikler ve ortaya konulan söylemler, haklı haksız ve doğru yanlış muhasebesi yapılmadan insanlara empoze edilmeye çalışılmaktadır. Ülke genelinde yapılan eylemler dur durak bilmeden günlerce devam etmiştir. Burada öyle ya da böyle insanlar gösteri haklarını kullanmaktadır ve tüm demokratik toplumlarda olduğu gibi çevreye ve vatandaşlara zarar vermeden insanlar sıkıntılarını iletmelidir. Asıl mesele ülkedeki baskının ve tepkinin varlığını inkar etmektir. Bu ülkede teröristlere gösterilen hoşgörü diğer insanlara misliyle gösterilmek zorundadır. Tıpkı kamu kuruluşlarımızda olduğu gibi; Sendikamız ve Konfederasyonumuz yıllardır çalışanların baskı altında olduğunu, Siyasi irade tarafından yıldırma politikası uygulandığını anlatmaktadır. Ancak ülkeyi yönetenler yıllardır bu çağrılarımızı duymazdan gelmektedir.
Pek çok kuruluşlarımızda iktidarın şemsiyesi altındaki sendikaya üye olmayan arkadaşlarımız şef, müdür veya başmühendis olamamaktadır. Ve ısrarla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü başta olmak üzere bazı kurumlar Görevde Yükselme ile ilgili prosedürleri ihlal ederek başmühendis, şube müdürü gibi kadrolar için sınav yapmamaktadırlar. Geçtiğimiz yıl TEİAŞ kurumundaki temsilci arkadaşımızın isteği ve iradesi dışında hiçbir gerekçe dahi gösterilemeden tayini çıkarılmış ve arkadaşımız ancak mahkeme kararıyla geri dönebilmiştir. Yine DSİ'de geçtiğimiz yıllarda farklı iki şube müdürü arkadaşımız makul bir gerekçe ortaya konmadan başka bölgelere tayin edilmiştir. Bu gelişmeler kabul edilebilir değildir ve adalet hakkaniyet duygularımızı zedelemiştir.Yine geçtiğimiz yıl kamuoyuna duyurduğumuz üzere DSİ kurumunda lojman tahsisleri Müdürün keyfi ve isteği doğrultusunda yapılmış, sendikalar devre dışı bırakılmıştır. Halen bu kurumdaki Lojman Komisyonunun hangi kriterlere göre lojman tahsisi yaptığını biz bilmiyoruz. Ayrıca bazı kurumlarda işveren konumundaki Kurum Yöneticisi insanların çalışanların sendikal tercihlerine karıştığı duyumları da çok çirkin gelişmeler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dünya Çalışma Örgütünün son yaptığı deklarasyonda, çalışanların hak ihlalleri ve sendikal özgürlüğün sağlanamaması ve sendikal örgütlenmeye Hükümetin müdahalesi noktasında ülkemiz geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine son sıralarda bulunmaktadır.Dolayısıyla bu Taksim protestoları için Başbakanımızın belirttiği Vandalizm tabiri, yıllardır zaten Kamu Kurumlarında biz çalışanlara uygulanmaktadır. Çalışanların mali ve sosyal hakları gaspedilmektedir ve Sendikamız bunu duyurmak ve bu ihlallere engel olmak için yıllardır mücadele vermektedir. Mesele eğer yasal hakların gaspedilmesi, baskı ve zorbalık ise ülkeyi yönetenlerin bizim de sesimize kulak vermesini istiyoruz. Bu anlamda ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali, ülkeyi yönetenlerin sen ben ayrımını bırakıp tüm kesimlerin derdini dinlemesi gerekmektedir"
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.