Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendik
18 Haziran 1992. Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra kuruluşlarında, yüksek öğretim kurumlarında görev yapan 31 kişi gerekli evrakları hazırlayarak, bu tarihte Ankara Valiliği'ne yaptıkları başvuru ile Türkiye Eğitim ve Öğretim İş Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen)'nı kurdular.
Kurucular kurulu üyeleri ilk toplantılarını 19 Haziran 1992 tarihinde yaparak, sendikanın zorunlu organları olan merkez yönetim, denetleme ve disiplin kurullarını oluşturmuşlardır. Merkez yönetim kurulu 20 Haziran 1992 tarihinde yaptığı toplantıda, ilk memur sendikaları konfederasyonu olan "Türkiye Kamu-Sen"e diğer 13 sendika ile birlikte katılma kararı almıştır.
Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası'nı Samsun Şube Başkanı Levent Kuroğlu ile yaptığımız söyleşi sayesinde daha yakından tanıyalım.
DENGE GAZETESİ: Eğitim-Bir-Sen Sendikasının kuruluş amacı nedir?
LEVENT KOROĞLU: Anayasada ifadesini bulan, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne, millî ve manevî değerlere, insan haklarına, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalarak, demokrasinin korunup bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesi ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşılması yolunda çaba göstermeyi, toplum ve iş barışını tesis ederek devlet-millet kaynaşmasına ve sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunmayı, hür sendikacılık anlayışı içerisinde, üyelerinin ekonomik, sosyal, kültürel ve meslekî hak ve menfaatlerini korumayı ve geliştirmeyi, Türk millî eğitim sisteminin temel ilke ve hedeflerinin, 21'inci Yüzyılın ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde gerçekleşmesi için; uygulamada ortaya çıkan eksiklik, aksaklık ve yanlışlıkları tespit ederek, gelişen eğitim teknolojisi ışığında düzeltilmesi, iyileştirilmesi ve geliştirilmesi yönünde yol göstermeyi, görüş ve önerilerde bulunmayı amaç edinmiştir.
DENGE GAZETESİ: Sendika şu anda kaç üyeye sahiptir?
LEVENT KOROĞLU: Türk Eğitim-Sen Samsun genelinde Milli Eğitim Müdürlüğü, Kredi Yurtlar Kurumu ve Ondokuzmayıs üniversitesinde örgütlü ve en fazla üyeye sahip yetkili sendikadır. Samsun genelinde toplam 4.000 (dört bin) üyesi bulunmaktadır. Yani Türk Eğitim Sen Samsun genelinde hem yetki alanında en fazla üyeye sahip sendikadır hem de diğer konfederasyonlara bağlı sendikalarda dâhil olmak üzere ilimizin en fazla üyeye sahip sendikasıdır. Türk Eğitim-Sen ülke genelinde ise 155 bin üyesiyle yetkili sendikadır.
DENGE GAZETESİ: Ne olmasını istiyor?Felsefesi nedir?
LEVENT KOROĞLU: Her şeyden önce, Sendikacılık, bir meslek kuruluşudur; bir ideolojik kamplaşma, bir ideolojik kabilecilik değildir; olamaz, olmamalıdır. İşte öncelikle bir meslek kuruluşu olmayı 1 numaralı temel ilke olarak kabul eden Türk Eğitim-Sen, belirli bir ideolojiye, belirli bir siyâsî tercîhe duruşa sahip kişilerin değil, Eğitim İşkolu'nda bilgisi, becerisi ve emeği ile çalışan herkesin sendikasıdır; hep böyle olmuştur, bundan böyle de bu çizgisinden sapma göstermeyecektir. Türk Eğitim-Sen, yine bu ahlâk anlayışının kaçınılmaz ve zorunlu bir sonucu olarak, Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü, bağımsızlık ve özgürlüğünü korumayı ve her türlü bölücü ve yıkıcı faaliyetlerin karşısında kaya gibi dimdik durmayı da bütün görevlerin üstünde en kutsal görev olarak kabul etmektedir.
DENGE GAZETESİ: Başkanlık seçimleri ne kadar arayla ve nasıl gerçekleşiyor?
LEVENT KOROĞLU: Sendikamızda seçimler 3 (üç) yılda bir yapılmaktadır. Üyelerimiz delegeleri, delegeler ise Şube yöneticilerimizi ve üst Kurul delegelerimizi seçmektedir. Üst kurul delegelerimiz ise Genel merkez yönetimimizi seçmektedir. Seçimlerimiz demokratik kuralların sonuna kadar işletildiği tüm adayların eşit şartlarda yarıştığı ve üyelerimizin yoğun olarak katılımının sağlandığı demokrasi şölenine dönüşmektedir. 2007 yılında yapılan son şube başkanlığı seçimlerimizde tüm ilçelerde ve il merkezinde oluşturulan seçim bölgelerinde üyelerimizin %80 inden fazlası oy kullanarak şube yönetimini belirleyecek delegeleri seçmişlerdir.Sendikamıza hizmet koluna dahil işyerlerinde çalışan adaylık veya deneme süresini tamamlamış kamu görevlileri Çalışma Bakanlığının hazırladığı üyelik formunu doldurarak üye olabilirler. Üyelik formunu Çalışma Bakanlığı veya sendika web sitemizden, kurum temsilcilerimizden ya da sendika binamızdan temin edebilirler. Türk Eğitim Sen Samsun 1 Nolu Şube yönetimi Şube Başkanı Levent Kuruoğlu Şube Sekreteri Ayhan Taşkın, Şube Mali Sekreteri Birol Esen, Şube Teşkilatlanma Sekreteri Hüseyin Kaymakçı, Şube Mevzuat Sekreteri Mehmet Eroğuz, Şube Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri İsa Çam Şube Basın ve Dış İlişkiler Sekreteri Mustafa Onat olmak üzere yedi kişiden oluşmaktadır.
DENGE GAZETESİ: Üyeler için yapılan faaliyetlerden birkaçını belirtirmisiniz?
LEVENT KOROĞLU: Üyelerimizin iş hayatından kaynaklanan sorunlarında hukuksal destek vermek üzere sözleşmeli bir avukatımız bulunmakta olup çalışma hayatından kaynaklanan tüm hukuksal hizmetler ücretsiz olarak yürütülmektedir. Kurumların çalışmalarını ve işlemlerini değerlendirmek ve takip etmek üzere mevzuat komisyonumuz bulunmaktadır
DENGE GAZETESİ: Türk Eğitim-Sen Sendikasını diğer sendikalardn ayıran özellikleri nelerdir?
LEVENT KOROĞLU: 4688 sayılı Kamu Görevlileri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten bu güne kadar sendikacılık alanında her zaman ilklere imza atan Türk Eğitim-Sen, önder bir kuruluş olarak hep ön planda yer almıştır.14 Aralık 2004 tarihinde TSE 9001-2000 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi alan sendikamız, bu anlamda da ilk ve tek olmanın gururunu yaşamaktadırTürk Eğitim Sen Samsun genelinde hem yetki alanında en fazla üyeye sahip sendikadır hem de diğer konfederasyonlara bağlı sendikalarda dâhil olmak üzere ilimizin en fazla üyeye sahip sendikasıdır.Türk Eğitim-Sen, on yedi yılı aşkın mücâdele dolu şerefli geçmişinde, çok zorlu ortamlara ve çok büyük engellere rağmen, genel olarak hayatını bilgisi, becerisi ve emeği ile kazanan büyük kitlelerde hak arama bilincini yaygınlaştırmada ve haklarını aramada elde etmiş olduğu olağanüstü başarısı ile isbat etmiş olduğu gibi; özel olarak da, temsilcisi olduğu Eğitim İşkolu'nda ilkokuldan üniversiteye varıncaya dek, öğretmeni, akademisyeni, memuru, hizmetlisi ile tüm eğitim, öğretim ve bilim câmiası mensuplarının haklarını aramada da en ön safta, en yüksek azim ve en büyük fedâkârlıklarla en etkili mücâdeleyi yürütmüştür ve yürütmeye devam etmektedir. Türk Eğitim-Sen, bütün bu müddet zarfında, her türlü samimî eleştiriye açık olmuş, sürekli olarak kendisini de yenilemiş, yeniden üretmiş ve Türk sendikacılık anlayışında bir zihniyet devrimi yapmaya çalışmıştır ki çok önemli mesafelerin alındığı bu devrim de ilkeli sendikacılık olarak özetlenebilir. Türk Eğitim-Sen'i diğerlerinden temelde ayıran bir diğer önemli ilke de, hak kavramı yanında görev kavramını da ihmal etmeyen; daha doğru bir anlatımla, hakların ve görevlerin bir bütünlük oluşturduğunu temel prensip olarak kabul eden bir haklar ve görevler bütünlüğü ahlâkı felsefesi geliştirmiş olmaktır. Ne yazık ki, genelde hep göz ardı edilen bu çok mühim hususu son derece önemsediğimizi bir kere daha vurgulamak isteriz: Hep haklarından söz eden ama görevlerinden söz etmeyen bir düşünce ve bu düşünceye dayalı sendikacılık, ancak, hep almaya yönelmiş, ama vermeyi düşünmeyen oportünist bir sendikacılık olabilir; başka bir şey değil! Türk Eğitim-Sen'in haklar ve görevler bütünlüğü ahlâkı felsefesine göre: Bizlerin çok yüce ve dokunulamaz, herkesin saygı göstermesi gereken haklarımız vardır; ama, aynı zamanda ailemize, akrabalarımıza, komşularımıza olduğu gibi, toplumumuzun bütününe karşı da çok yüce ve dokunulamaz, mutlaka saygı göstermemiz gereken görevlerimiz de vardır: Her çalışanın hakkını tam olarak talep edebilmesi için görevini tam olarak yerine getirmesi bu ilkenin kaçınılamaz ve zorunlu bir sonucudur. Ve son olarak da, Türk Eğitim-Sen, bütün bu yüksek insanlık ideallerinin , bağımsız ve özgür ülkemizde gerçekleştirilmesinin ancak ve yalnız demokratik sistemde mümkün olabileceğinin bilincinde olarak demokrasiyi sonuna kadar savunmayı; hak ararken haksızlık yapmamak ve haksız konumuna düşmemek için meşrûiyet çizgisinden sapmamayı da çok önemli ve kesnilikle vazgeçilemez bir başka ilke olarak savunmuş ve uygulamıştır ve bundan böyle de savunmaya ve uygulamaya devam edecektir.