TRT 6 Türkiye için sakıncalı
Türk Ocağı Samsun Şube Başkanı Doç. Dr. K. Tuncer Çağlayan, "1 Ocak 2009 tarihinde yayın hayatına sokulan TRT 6 Türkiye için hukuki, siyasi, sosyal ve kültürel açıdan sakıncalı olduğu kadar bölgemize yönelik sürekli senaryo yazan emperyalist güçlerin beklentilerine hizmet etmektedir. TRT 6 ile Türkiye maalesef milli kültürünün bütünlüğünü kendi eliyle tartışmaya açmıştır" dedi
Türk Ocağı Samsun Şube Başkanı Doç. Dr. K. Tuncer Çağlayan, 1 Ocak 2009 tarihinde yayın hayatına sokulan Kürtçe yayın yapılan TRT 6 hakkında çeşitli açıklamalarda bulundu. Anayasanın değiştirilemez maddelerinden olan resmi dilin Türkçe olması hükmünün ve TRT kanununun amaçları arasındaki Türkçenin geliştirilmesinin sağlanması maddesinin TRT 6'nın yayına sokulmasıyla ihlal edildiğini öne süren Çağlayan, "Anayasalar milli mutabakatın, milli ruhun ve milli kültürün ifade edildiği temel metinlerdir. Milli devletlerin hiç biri milli kültürlerini tahrip edici bir uygulamaya müsaade etmez. Bunun en tipik örnekleri ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve Rusya'dır. Bu ülkelerin tamamında resmi dilin dışında konuşulan pek çok dil olmasına rağmen milli dilleri dışında resmi dile müsaade edilmez" şeklinde konuştu.
'ŞEHİTLERİMİZİN RUHUNU İNCİTTİ'
Dilin kültürün en önemli aracı, kültürel ve sosyal bütünlüğün teminatı olduğunu belirten Çağlayan, "TRT 6 ile Türkiye maalesef milli kültürünün bütünlüğünü kendi eliyle tartışmaya açmıştır. Bir taraftan Kürt olarak tanımlanan vatandaşlarımızın Türk olmadıkları resmikabulü ilan edilirken, diğer taraftan devlet kanalının vurguladığı şehir tabelalarının fiili Kürdistan olarak algılanmasına sebep olmaktadır. Siyasi açıdan bakıldığında DTP ve onun güneydoğu temsilcilerine 'Bu gün dilimizi yarın devletimizi' kabul edecekler pervasızlığını gösterme cesareti verilmiştir. Yaklaşan mahalli seçimlerde Diyarbakır'ı elde etmek gibi bir düşünceyle yapıldığı anlaşılan bu uygulama Diyarbakır'ı size getirse de bütün bölgeyi Türkiye'den koparacak bir adım olarak tarihe geçebilir. PKK ve mensuplarının bunu bir zafer olarak yorumlaması şehitlerimizin ruhunu incitmiştir" ifadelerini kullandı.
'GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İSTENMİYOR'
Çağlayan, açıklamalarına şöyle devam etti: "Uluslararası siyaset ve denklem kuranlar açısından bakıldığında tablo Türkiye aleyhine bir planın uzantısı olarak görülmektedir. 1920 de Sevr de parçalanmış ve bölünmüş Türkiye'yi tercih eden Batı, Lozan'da iki temel sebepten dolayı Büyük Türkiye'ye razı olmuştur. Birincisi Atatürk'ün etrafında kenetlenen Türk Milleti'nin verdiği şanlı mücadele, ikinci temel sebep ise Sovyet Rus tehdidini frenleyecek Büyük Türkiye'ye duydukları ihtiyaçtır. 1991 de Sovyetler çökünce Batının menfaatlerini koruyacak Büyük Türkiye'ye ihtiyaç kalmadığı gibi Büyük Türkiye Batıyı tehdit edecek bir boyut kazanmıştır. Kafkas ve Orta Asya Türklüğü ile birleşecek Türkiye, Dünyadaki bütün dengeleri değiştirmeye adaydır. Bu tehdidi Batı görmezlikten gelmedi ve Türkiye'nin bölücü hainlerini tezgâhına aldı. Maalesef yöneticilerimizin göremediği gerçek, çok kimliklilik adı altında Türkiye'nin parçalanmışlığı projesinin hayata sokulduğudur. Türk Ocakları olarak Milletimizin bu oyunu da bozacak ferasete, dirayete ve cesarete sahip olduğuna inanıyor, gündelik siyaset anlayışının Türkiye'nin temellerini sarstığını göremeyenleri gerçekleri görmeye davet ediyoruz" diye konuştu.
Yaprak KOÇER