Topraklar çoraklaşıyor
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi tarafından düzenlenen 'Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizma (GDO) ve Gıdaların İnsan ve Çevre Sağlığına Etkileri' konulu konfrensa katılan Yeditepe Üniversitesi Mimar ve Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı ve Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Fikrettin Şahin, tarımda kullanılan mevcut teknolojilerin toprakların çoraklaşmasına ve erozyonu neden olduğunu söyledi.
Toprakların hızla kuraklaştığına dikkat çeken Prof. Dr. Şahin, şuan kullanılan yüzde 26'lık tarım arazisinin yakın tarihte yüzde 15'e gerileyeceğini iddia etti.
OMÜ Kongre ve Kültür Merkezi'nde GDO'lu ürünlerin etkilerine ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. Fikrettin Şahin, tarım arazilerinin büyük tehlike altında olduğunu vurguladı. Topraktan yılda 3 kez ürün alınan bölgelerde arazilerin verimsizleştiğini bildiren Prof. Dr. Şahin, "Aşırı tuzlanma sebebiyle topraklar yorgun düşüyor. Bugün kullanılan tarımsal teknolojiler de çoraklaşmaya ve toprak erozyonuna katkı sağlıyor. Bilimsel verilere göre 2020 yılında ekilen tarım arazisi oranı yüzde 15'e inecek. Yani Topraklarımızı hızla kaybediyoruz. Arazilerimiz azalıyor ama buna karşı nüfus artıyor. Artan nüfusu doyurmak için de biyoteknolojik ürünler devreye giriyor." dedi.
GDO'LU ÜRÜNLER TÜKETİLDİĞİNDE NE GİBİ SONUÇLAR DOĞURACAK BİLİNMİYOR"
Genetiği değiştirilmiş ürünler konusunda yapılan tartışmalara da değinen Prof. Dr. Fikrettin Şahin, toplumların bu konuda ikiye ayrıldığını vurguladı. Şahin, " Toplumun bir kısmı bunlara tamamen karşı çıkarken, bir kısmı ise test edilmesi gerektiğini ancak şuan risk olmadığını görüşünü savunuyor. Bunların bir çok faydası var. Ama zararları konusunda ortaya konmuş bilimsel bir veri var. Risk tahminleri üzerinden yorumlar yapılıyor. GDO'lu ürünler tüketildiğinde ne gibi sonuçlar doğuracağı, yan etkileri, yabancı otların nasıl kontrol edilecekleri ise bilinmiyor" şeklinde konuştu.
"GDO'LU ÜRÜNLERİ ETİK BULMUYORUM"
Dünya genelinde hastalık ve zararlı kimyasallardan dolayı ürünlerin yüzde 40'ı, Türkiye'de ise ürünün tüketime sunulmadan yüzde 70'inin raflarda kaybedildiğinin altını çizen Prof. Dr.Şahin, toplumun GDO'lu ürünleri ethik bulmadığını da sözlerine ekledi. Çok sayıda öğrenci ve öğretim üyesinin katıldığı konferansta OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sait Bilgiç ile OMÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Kuran da hazır bulundu.
GENETİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMA VE GIDALARIN ETKİLERİ
Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde(OMÜ), genetik yapısı değiştirilmiş organizma ve gıdaların insan ve çevre sağlığı üzerine etkileri hakkında konferans düzenlendi.
OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen konferansa İlkadım İlçe Kaymakamı Zafer Orhan, OMÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Sait Bilgiç ve Prof. Dr. Ahmet Bulut, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Nuri Ergün, Ziraat Fakültesi öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.
Konferansta Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin, genetik yapısı değiştirilmiş organizma ve gıdalar hakkında bilgiler verdi. Tarımdaki biyoteknolojiye bakıldığı zaman insanoğlunun sınırsız ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak moleküler yöntemler kullanılarak genetik yapısı değiştirilmiş organizma ve onların ürünlerinin elde edilmesinde kullanılan teknoloji olarak değerlendirdiklerini belirten Prof. Dr. Fikrettin Şahin, tarımsal ürünlerin verimi ve kalitesini arttırmaya yönelik hedeflerinin olduğunu kaydetti. Şahin, "Biyoteknoloji bize bu anlamda yardım eden ve kullanacağımız teknolojidir. Tarımsal ürünlerde üretim alanlarını genişletmek ve pazarlamasını kolaylaştırmak amacıyla bioteknolojiden faydalanıyoruz. Çevre kirliliğini engellemekte bunun diğer bir boyutudur" dedi.
Organik teknolojide üç temel girdiğe değinen Şahin, şunları söyledi: "Özellikle tarımda bugünkü üç temel girdi olan gübreler, tarımsal ilaçlar ve hormonlardır. Bu üç temel nitelikli girdiden uzak duran ürünlere biz genel anlamda organik üretim veya organik ürünler diyoruz. Bugün dünyada yeryüzünün yüzde 12'si yetiştiricilik olarak kullandığını biliyoruz. Bu yüzde 12'nin sadece yüzde 26'lık bir bölümü kullanıyor. Bugün erozyondan ve mevcut kullandığımız girdilerden dolayı aşırı tarımsal yapılan yerlerde verimsizliğe neden oluyoruz. Bugün kullandığımız teknolojiler maalesef çoraklaşmaya ve erozyona neden oluyor. Bir yandan topraklarımız verimsizleşiyor bir yandan da mevcut olan topraklarımızı da kaybediyoruz" şeklinde konuştu.