Tehlikeli siyasal karar

Tehlikeli siyasal karar
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun (TAEK) Mersin Akkuyu Nükleer Santral İhalesiyle ilgili bir firma tarafından teklifte bulunulması, EMO Samsun Şubesi tarafından sert bir dille eleştirildi

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun (TAEK) Mersin Akkuyu Nükleer Santral İhalesiyle ilgili bir firma tarafından teklifte bulunulması, Samsun Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü ve Samsun Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Başkanı Suat Yılmaz'ı harekete geçirdi. Tek teklif sahibi firmanın kriterlerinin TAEK tarafından uygun bulunmasını eleştiren Yılmaz, “''Yapılmaya çalışılan yalnızca hukuka aykırı bir uygulama değil, ülke geleceğini tehlikeye atan siyasal bir karardır'' dedi.

TEK BİR TEKLİFLE OLMAZ
TAEK'in nükleer enerji santralinin ihalesinde tek bir firmanın teklifini alelacele kabul ettiğini vurgulayan Yılmaz, söz konusu ihale için birden fazla firmanın teklifte bulunduğunu ve diğer firmaların tekliflerinin değerlendirilmediğini ileri sürdü. Bu kararın ülkenin geleceğini tehlikeye atan siyasi bir karar olduğunu ifade eden Yılmaz, “Bu teknolojiyi Rus şirketi Avrupa'ya kabul ettirebilmek için Fransız Areva, Bulgar şirketi ile kurduğu konsorsiyuma Alman RWE'nin de desteğini sağlamış olmasına rağmen halen Bulgaristan Belene Nükleer Santral Projesi için 1 yıldır AB Enerji Komisyonundan lisanslama sürecini tamamlayamamıştır. Görüldüğü gibi teklif değil, tekliflerden söz edilmektedir. Oysa ortada teklifler yoktur. Yapılmaya çalışılan yalnızca hukuka aykırı bir uygulama değil, ülke geleceğini tehlikeye atan siyasal bir karardır'' diye konuştu.

BU TEKNOLOJİNİN LİSANSI YOK
Tek teklif gelmesine rağmen ihalenin neden iptal edilmediğini soran Yılmaz, ''Rus-Türk ortaklığı karşısında ihaleye teklif veren neden başka bir grup yoktur. Performansı henüz ispat edilmemiş ve 2006 yılına kadar da batı ülkelerinde dizayn sertifikası dahi alamamış bir teknoloji nasıl kabul edilebilmektedir'' şeklinde konuştu.

NÜKLER ENERJİYE İHTİYAÇ YOK
Türkiye'nin nükleer enerjiye ihtiyacı olmadığını savunan Yılmaz, Doğu Akdeniz kıyılarında yaşayan insanların tarım istihdam alanlarının, asit yağmurlarının artması ile yok olacağını ve sürdürülebilir deniz ve kara tarımı olanaklarının ortadan kalkacağını öne sürdü.