Sulak alanları kaybediyoruz
Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) İl Temsilcisi Ömer Faruk Sönmez, Yeşilırmak ve Kızılırmak deltalarının mutlaka korunması gerektiğini vurgulayarak, Türkiye'nin son 40 yılda sulak alanlarının yarısını kaybettiğini söyledi.
'SULAK ALANLAR BİZİ BİRLİŞTİRİR'
'2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü' nedeniyle bir açıklama yapan Sönmez, 2009 yılı Dünya Sulak Alanlar Günü'nün ana temasının 'Sulak alanlar bizi birleştirir', sloganın ise 'Akıntıya karşı-akıntı yönünde' olarak belirlendiğini söyledi. Sulak alanların tanımlamasına yapan Sönmez, Derinlikleri 6 metreye kadar olan sığ göl, lâgün, deltalar, korunaklı kıyılar, su dolaşımına sınırlı olan bölgeler sulak alan olarak nitelendirilir. Sulak alanlar, kuşlar için yuva olmanın yanında bulundukları bölgenin su rejimini ve iklimini dengeleyen, tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak ya da besin maddelerini kullanarak suyu temizleyen, balıkçılık, tarım, hayvancılık ve saz üretimi gibi yüksek ekonomik değere ve çok zengin biyolojik çeşitliliğe sahiptirler dedi.
1 MİLYON 300 BİN HEKTAR SULAK ALAN
EKOLOJİK DEĞERİNİ YİTİRDİ
Samsun'da Ramsar sözleşmesi kapsamına giren Kızılırmak Deltası gibi çok değerli bir sulak alanın bulunduğuna dikkat çeken Sönmez, Bunun yanında Yeşilırmak deltasıda önemli bir sulak alanımız. Bu doğal varlıklarımızın korunarak gelecek kuşaklara aktarmak temel görevimiz olmalı . Türkiye'nin toplam sulak alan varlığı 2.5 milyon hektardır. Son 40 yılda sazlıkların kesilmesi, tarım amaçlı kurutmalar, doldurmalar, sanayi kirliliği, içme suyu amaçlı kullanımlar, büyük baraj inşaatları nedeniyle yeterli su alamama ve yapılaşmalar nedeniyle yaklaşık 1 milyon 300 bin hektar sulak alanımız ekolojik ve ekonomik değerini yitirmiştir. Bir başka deyişle Türkiye 40 yıl gibi kısa bir sürede, sulak alanlarının yarısını kaybetmiştir diye konuştu.
'SU ÇERÇEVE YASASI ÇIKARILMALI'
Su kaynaklarının ve sulak alanların korunmasına yönelik bir dizi tedbirin acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Sönmez, TEMA Vakfı, su varlığımızın ve sulak alanlarımızın korunması, kuraklıkla mücadele için Anayasa'ya suların Devletin gözetim ve yönetimi altında olduğu yönünde bir hüküm konulmasını ve acilen 'Su Çerçeve Yasası' çıkartılmasını talep etmektedir. Su varlığımız havzalar arasında taşınmamalı, doğal bütünlük bozulmamalı, su yerinde değerlendirilmelidir. Su havzalarımızın planlaması yapılarak su varlığına bağlı tarımsal ürün desenleri geliştirilmeli, tarım arazileri gelişmiş, su tasarrufu yapan sulama yöntemleri ile sulanmalı, drenaj suları doğal arıtımla yeniden kazanılmalıdır. Su kullanım planlamasının doğal varlıkların su ihtiyacını da gözetmesi şarttır" şeklinde konuştu.
'SU KULLANIMINDA TASARRUF ÖNLEMLERİ ALINMALI'
Suyun sanayide kullanımında kapalı su devre sistemlerinin geliştirilmesi ve atık suların da arıtımla geri kazanılması gerektiğini ifade eden Sönmez, şunları söyledi; Kentlerde su kullanımında bütün tasarruf önlemleri alınmalı, şebeke su kayıpları engellenmeli, kentsel atık suların tamamı arıtılarak tarımsal su kullanımına geri dönüştürülmelidir. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çerçevesinde bütün Türkiye'nin arazi kullanım planlaması yapılmalı ve diğer planlar arazi kullanım planları üzerine inşa edilmelidir. Doğal varlık yönetiminin (ormanlar, meralar, sular, tarım alanları vs) havza esaslı olacak şekilde düzenlenmesi için Havza Yönetimi Çerçeve Yasası çıkartılmalıdır.
Yaprak KOÇER