Su Kaynakları Özelleşmenin Pençesinde

Su Kaynakları Özelleşmenin Pençesinde
ESM Samsun Şube Başkanı Müşfik Veysel Erdoğan Dünya Su Günü nedneiyle yaptığı basın açıklamasında suya erişimin en temel yaşam hakkı olduğunu...

ESM Samsun Şube Başkanı Müşfik Veysel Erdoğan Dünya Su Günü nedneiyle yaptığı basın açıklamasında suya erişimin en temel yaşam hakkı olduğunu, su kaynaklarımızın da özelleşmenin pençesinde bulunduğunu söyledi.



Suyun insanoğlunun en temel yaşamsal kaynaklarından birisi olduğunu belirten Erdoğan ," Evrensel olarak su hakkının, herkez için yeterli, güvenli, fiziksel olarak erişilebilir ve karşılanabilir olması gerekmektedir. Bu anlamda su hakkı en temel insan hakkı olarak tanımlanmaktadır. Dünya üzerinde 6 milyar insanın 1.2 milyarı güvenli içme suyundan yoksun iken, 2.4 milyar insan da sağlık koşullarına uygun suya erişememektedir. Şu an itibarıyla dünya nüfusunun yüzde 5'inin kullandığı suyun yönetimi özelleştirmeler vasıtasıyla ulus ötesi şirketler tarafından yapılmaktadır. Ülkemizde de bu doğrultuda suyun özelleştirilmesi adımları atılmış, Antalya, İzmit, Edirne ve Çeşme şebeke suyu işletmesinin imtiyazı özel sektöre devredilmiştir. Bu imtiyazların devreye girmesi için Dünya Bankası ciddi baskılar yapmıştır. Yapılan bu imtiyaz devirleri sonucunda tüketiciler, diğer kentlerdeki su fiyatlarının 3 katına yakın çok fahiş fiyatlarla karşı karşıya kalmışlardır." dedi.


Önümüzdeki Yüzyılda Savaşların Odağı “SU” Olacak !

4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Çerçevesinde bir çok özel girişimciye HES yapımı lisansı verildiğini belirten erdoğan, " Bunlarla 49 yıllığına su kullanım hakkı anlaşmaları yapılmıştır. Ulusal doğal kaynak olması nedeniyle hidroelektrik enerjiye yatırımın yapılması bir gerekliliktir. Ancak; özel sektör tarafından yürütülen bu HES inşaatlarının önemli bir bölümünde doğa ciddi anlamda tahrip edilmektedir. En önemlisi ise; bu HES inşaatlarının hiç birinde doğru düzgün bir denetim yapılmamaktadır. Dünyanın bir çok ülkesindeki su kaynakları hızlı nüfus artışı ve kirlenme tehdidi altındadır.Dünyanın üçte ikisi suyla kaplı olmasına rağmen, dünyamızda içilebilir/kullanılabilir su kaynaklarının toplamı ancak %2 civarındadır.
1980'lerin başına kadar petrol tek başına en önemli stratejik kaynak olma özelliğini sürdürürken, 1980'lerden sonra petrolle birlikte, su da bu özellikle anılmaya başlanmıştır.
Bu konuda, Kofi Annan ve Coln Powel Çevre Konferansında 21.yüzyıl savaş nedenlerinin su, enerji ve tarım olacağını açıklıkla ifade etmişlerdir.
Türkiye açısından bakıldığında, sınır aşan sular niteliğinde olan Fırat ve Dicle önümüzdeki dönemde bu anlamda çok fazlaca tartışılacaktır. konuda yetki ve sorumluluk sahibi olanların “suyun, herkesin kolaylıkla ulaşabileceği insanlık ve yaşam hakkı olduğu” anlayışıyla halkın ve ülkenin çıkarları doğrultusunda su politikaları üretmelerini temenni ediyor, başta suya hayat veren su emekçileri olmak üzere herkesin Dünya Su Günü'nü kutluyorum." diye konuştu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.