Sesli uyarı sistemi olsa bu kaza yaşanmazdı
KEF Başkanı Saruhan yaptığı açıklamada, çocuğu ile birlikte karşıdan karşıya geçmekte olan Hikmet Başman'a Jandarma Komutanlığına ait bir aracın çarparak yaralanmasına sebep olduğunu, çarpan aracın bir kusuru olmadığını, çocuğu ile birlikte karşıdan karşıya geçmekte olan görme engelli arkadaşlarının maalesef kendisine yanan kırmızı ışıktan habersiz olduğunu, sesli uyarı sistemi olsa bu tür olayın yaşanmayacağını belirtti. Saruhan açıklamasının devamında; Bu olay bizleri üzmüştür gibi klasik bir cümle kullanmayacağız. Hiddetliyiz. Öfkeliyiz. Şiddetin kıyısındayız. Yeter artık. Samsun'da yaşayan engelliler bu kenti yöneticiler için neyi ifade ettiğini net ve çıplak olarak ortaya koyan bu hadisenin peşini bırakmayacağız. Yıllardır efendice, edeplice, ahlaklıca sorunların çözümü için uyardık ve mücadele ettik. Karşılığında içi boş sözlerle karşılaştık. eceğiz, acağız gibi geniş zaman kipi kullanılarak kurulan cümlelerin sonsuz zaman kipi içerdiğini bu olay ortaya koymuştur. Kısa bir süre önce kendisini ziyaret ettiğimiz Sayın Emniyet Müdürümüze görme engellilerin trafik içerisinde yaşadığı sıkıntılardan bahsetmiştim. Sesli sinyalizasyonun görme engelliler için önemini özellikle görme engellilere yönelik hizmetler üreten derneklerimiz yıllarca haykırıyor. Neredeyse 100 bin rakamına dayanmış engelli nüfusu olan bir şehirde bunu yaşıyor olmak utançtır. Bu kentte 3.000 görme engelli yaşıyor. Bir süre önce 3.000 engelliye hizmet sunan sesli trafik sinyalizasyon sistemi maalesef duyarsız, duygusuz 50 imzayla kaldırılmıştır. Dedi.
İSTİSMAR EDİLECEK BİR OLAY DEĞİL
Saruhan, bu yaşanan olayın istismar edilecek bir olay değil, kökünden çözüme kavuşturulacak bir sorun olduğunu belirtirken, sorunun çözümünde pay sahibi olmak isteyen Samsun'un muhalif siyasi yapısını da yanlarında görmek istediklerinin altını çizerek; İktidara talibiz diyerek ortalıkta caka satan muhalif siyasi partileri şimdi görmek istiyoruz. Bu olay istismar edilecek değil kökünden çözüme kavuşturulacak bir sorundur. Bu sorunun çözümünde pay sahibi olmak isteyen Samsun'un muhalif siyasi yapısını yanımızda görmek istiyoruz. Tamam artık. Buraya kadar. Sorunlarımızdan bir daha kimseye bahsetmiyoruz. Sorunlarımızı bilenlere tekrar tekrar anlatmak kendimizle çelişmektir. Bu kent yöneticilerinin beyinlerinde bir sorun mu var? Algılama ve anlama hücrelerinde bir bozukluk mu var? Şayet böyle değilse bizleri önemsiz, bayağı yerine koyan bu umursamazlık ve boşvermişliğin anlamını açıklama zorunlulukları vardır. Bu sefer bizi hiç kimse susturamaz. Bu sefer gereğini yapacağız. Hikmet kardeşimiz şükürler olsun hayatta. Hikmet'lerin çocuklarının gözü önünde ölmemesi için gereken neyse yapılacaktır. Federasyon olarak hukuki takibini yaptıracağız. Sorumlular hakkında gerek ceza gerekse tazminat davasının açılabilmesi için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bu kenti yönetenler artık kendilerine gelmeli. Yok böyle devam edeceklerse istifa etsinler. Hatta bu Samsun kentinin topraklarına ayakları basmasın. Ciğerleri bu şehrin havasını solumasın. Midelerine bu şehrin ekmeği girmesin. Yani bu şehri umursamazlık ve boşvermişlikle yönetmekte direnenler Samsun'dan çekip gitsinler. Dedi.