Z KUŞAĞINI ÖNEMSİYORUM

Sami Kesmen

“Z Kuşağı” günümüzün gençliğini ifade eden bir değerlendirme kavramıdır. “Son Kuşak”, “Z Raporu” gibi de anlamak mümkündür. Bütün gözler bu kuşağın üzerinde flaş gibi patlamaktadır. Projeksiyonlar bu kuşağa çevrilmiştir. Hesaplar bu kuşak üzerinden yapılmaktadır. Gelecek, bu kuşak üzerinden kurgulanmaktadır. Gençliğe adım atmış bu kuşak çok önemlidir ve biz de bu kuşağı çok önemsiyoruz. Ticaret, siyaset, eğitim, güce ve kuvvet; gelecek neslin elde tutulmasına bağlıdır. Kim bu pastadan daha fazla pay elde edebilirse, geleceğin hakimi ve belirleyeni de onlar olacaktır. Bugünün “Z Kuşağı” olarak tanımlanan gençlik, geleceğin ya hakimi ya da mahkumu olacaktır. Ya önüne konan ekmeği yiyecek, ya da hamurunu ve çamurunu kendisinin yoğurduğu bir ekmek yapacaktır.

Şahsen ben “Z Kuşağı’ndan korkmuyorum. Bu kuşağa ümitle bakıyor, onların geleceğinin, bugünden daha güzel olacağını düşünüyorum. Bilim gençliği ve bir çoğunun ilim yolcusu olacağını şimdiden gördüğüm bu gençliğin ülke geleceğinde, hatta dünyanın şekillenmesinde rol alacağı kanaatini taşımaktayım. Soran ve sorgulayan, okuyan ve anlayan, konuşan ve dinleyen, sonra da muhakeme eden ve topladıklarını filtre edip, bir sonuç çıkarma gayretinde olan “Z Kuşağı” gençlik; güzel hizmetlere imza atacaktır inanıyorum. Bir kısım insanımızın şikayetçi olduğu ve şikayet konularının sıralanmasıyla şikayette haklı görüldükleri hususlar üzerinden bir genelleme yaparak “Z Kuşağı”nı yargılamak doğru olmayacaktır.

Gençlikle ilgili yazdığım bir yazı sonrasında, gazetede yazıyı okuyan birkaç kişilik genç grup benimle konu hakkında görüşmüştü de, “Hocam ! şikayete konu olan hususular ve bu hususların aktörü olarak görülen biz gençler bu memlekette, bu insanların arasında, bizlerden şikayetçi olan büyüklerimizin kollarında yetişmedik mi ? Eğer onların bizler hakkındaki şikayetleri doğru ve dikkate değerse, biz de büyükler hakkında şikayetçiyiz, çünkü biz onların eseriyiz, esas şikayet edilecek kimseler büyüklerimizdir” diye öylesi derin bir muhakeme ile değerlendirme yapmışlardı ki, “Haklısın genceler, sizin gibi düşünüyorum” demekten başka söyleyeceğim bir şey kalmamışta onlara karşı.

“Z Kuşağı”nı önemsiyorum ve gerçekçi buluyorum. Olaylara hamasi değil daha gerçekçi baktıklarını, hesapçı değil daha öz güvene sahip olduklarını, ezik değil kendilerinden emin olduklarını, sinsi değil şeffaf olduklarını görüyorum. Büyükleri, olayları, yanlışları, süreçleri, siyaseti, ticareti, beşeri ilişkileri, dini anlayışları, klikleri, cemaatleri, ana-babalarını sorguladıkları için; haklarında tezviratlar yapıldığını müşahede etmekteyiz. “Z Kuşağı” denen gençlerden, vermediğini bekleyen büyüklerin, genceler hakkında en çok eleştiri konusu yaptıkları husus; dini hassasiyetlerle olan mesafeleridir. Halbuki bu gençlerin dini değerlere ve kutsallara bakışı daha gerçekçidir.

Geleneksel kabulleri dini hüküm gibi gören, bunlar üzerinden örfi bir takım ritüeller de üreten büyüklerin bu bakışını aşan ve sorgulayan bir düşünce sistemine sahip “Z Kuşağı” doğru yerde durmaktadır. Tefekkürü, tezekkürü, aklı kullanmayı beceren ve ibadetlerini bu değerlendirmeler üzerinden ihya eden “Z Kuşağı” dediğimiz gençlerimiz; dini değerler açısından da daha doğru adım atmaktadırlar. Bizden büyük olan geçmiş atalarımız da doğru yapmıştır, bizim jenerasyon da doğru adım atmıştır, “Z Kuşağı” dediğimiz gençlerimiz de doğru yürümektedir. Her dönemin şartları farklıdır ve bu farklılıklar içerisinde atılan adımlar da kendi dönemine göre en doğrularıdır. “Z Kuşağı” bugün için değil, kendini gelecek elli yılın belirleyeni ve yüz yılın mimarı olarak görmelidir. “Z Kuşağı”ndan da bu beklenmelidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.