YOL AYRIMINDA

Ahmet Ufuk Erkan

Yol ayrımında, yolların ayrımında. Hatta son dönemeç.. Ömürle inatlaşan yollar. Yollarda tükenen ömür. 

Yol ayrımında, yollar ayrımında. Her köşeyi tutmuş ölüm. Önümüzde, ardımızda. 

Yüksel biraz. Haritaya bakar gibi. Önüne serilsin yollar. 

Yaratan ve yargılayan gibi gör kendini. Hayattayız zannederler. Ölümlüleri seyret.

Yalvaçların tufana dayanıklı gemilerinden beri. Hamaklar kurulmuş direkler arasına. Ölmek için hayat kurtarılmış; ne hikmetse? 

Yoğun. Her şey yoğun. Ta en başından beri. İki insan varken de yoğundu. Milyarlara çıktığında da. Yoğun, her şey yoğun. 

İnsan sayısı kadar hayat var. İnsan sayısı kadar yaşam, yani aynı sayıda ölüm, intihar talimi… 

İlk insani hastalık özlemekti. Özlem. En yoğunundan bir iç ezilmesi. Dünya iki kişiyken daha, bu böyleydi. Daha o zamandan… Kalıtım yoluyla işte, şimdi bize ulaştı. Alnı kırışmış mıdır ararken? Bir omega melankolika oturmuş mudur O’nun da alnının tam ortasına? 

Başarısızlık da genetik. Dünya iki kişiyken bile, çözümsüzlük esastı. Olan olurdu sadece. Senin dışında, senin hilafında. Çözümü var mı yok mu bilemezdin. Bulabilecek miyim, yoksa bulamayacak mıyım, bilemezdin. Vazgeçmeyeceğin şey, aramayı sürdürmekti. 

Ağaç oradaydı hep. Ağaç hâlâ oradadır. En albenili hâliyle, o meyve oradadır. Orada ve yasak… Promete de o kaderi yaşamış; yani güya. Güya mı? O beni aşar. Isırmakla ısırmamak arasında. Kaybetmekle kazanmak arasında. 
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.