YİNE DE ÜZÜLDÜM

Adnan Bahadır

 

Çalma kapıyı,  çalarlar  kapını  diye bir  Atasözü  var, insan  ne  yaparsa  mutlaka karşılığını görür, yüce kitabımızda  zerre  kadar  hayır ve şer  işleyenlerin ahirette  karşılığını  göreceklerini  beyan ediyor. Başkalarının bitişi veya  ekonomik  sıkıntıya  düşmeleri  üzerine  politikalar  üretenler her zaman kaybetmişlerdir. Hayatımın hiç bir döneminde  düşmanımın dahi  gördüğünden geriye  kalmasını  istememişimdir. Siyasette de başkalarının ayağını kaydırarak bir yerlere gelmeye   çalışanlara  hep  düşman olmuşumdur.

            Gazeteyi ilk kurduğumda baskısını Halk Gazetesi'nde yapmakta idim, ancak her ne hikmetse kendileri ile yaptığımız sözleşmede anlaştığımız fiyat her ay artarak  devam ediyordu, nihayet kendi matbaamızı alınca biraz olsun rahatlamış olduk. Matbaacılık mesleği gazetecilik mesleğinden çok farklı bir meslek olup her şeyi başlı başına bir sorundur. Gecenin bir yarısında bakmışsınız ki  matbaada  arıza  var, baskı yapamıyorsunuz, şayet arıza küçük çaplı ise personeliniz  yapabiliyor ama arıza büyük bir arıza ise yapacak tek şey başka  matbaaya müracaat etmektir. Şehrimizde ofset  baskı  yapabilen dört tane matbaa  var, birisi Haber Gazetesi'nde, birisi Halk Gazetesi'nde, bir başkası Arena'da ve sonuncusu da bizde mevcut.

            Gazetecilik mesleğinde işi bilen herkes rakibine  karşı  mücadele  etse de bu tür sıkıntılarda mutlaka yanında olur ve destek verir. Gazeteyi ilk kurduğumuz zaman işi henüz öğrenmemiş olmamıza  rağmen birilerinin ayarlaması sonucu işi bırakan 14  kişinin işi bırakması sonucu ortada dazlak gibi  kaldığımızda gazetemiz Halk Gazetesi'nde basılmakta idi, o gün akşama kadar yanımdan ayrılmaksızın  benimle oturan Yusuf Yılmaz'ın  iyi niyetli olarak geldiğini sanmıştım, meğer adama Vezir Hazretleri görev vermiş Adnan'ın gazetesine bir Allah'ın kulu yardım etmesin, hatta yanından  ayrılma, bulduğu  kişilere de engel  ol demiş. Adam yanımda oturuyor, kendisinden yardım istiyorum, adam bırakın yardımcı olmayı, tam aksine almak istediklerime engel oluyor. Bir yandan da etekli pos bıyığın bana yardım  etmek  isteyenlere baskı  yapıp, engel olduğunu daha sonra oradan çıkıp yanımda çalışan personelden öğreniyorum.

            Tüm bu olup, bitenlere rağmen matbaa personelleri kendi aralarında anlaşıp biri birlerine destek oluyorlardı, birisinde bir arıza olunca diğeri devreye giriyordu. Halk Gazetesi matbaasını taşıdığında bir hafta süre ile bizim matbaada basıldı, Arena arıza yaptığında biz devreye girdik. Ne zaman ki Arena tam anlamıyla Vezir ve kayıkçıbaşının kontrolüne girdi o fasıl bitti. Halk Gazetesi ile aramızda en ufak bir sorun olmamasına rağmen, hatta zaman zaman tüm malzeme ihtiyaçlarına destek olmamıza rağmen bir fitnecibaşı araya girip aramızı açtı, adamlar  bizimle anında arayı açtılar. Halbuki o fitnecibaşının hayatı boyunca hep bu tür işlerle uğraştığını onlar benden çok daha iyi biliyorlardı, ama maalesef bu numarayı yediler. Zaten ekonomik olarak hayli sıkıntıda olan bu arkadaşlarımız yeni bir şirket kurup gazeteye de ufak bir isim ilavesi yaparak zor şartlar altında bayiye ulaşıyorlardı, dün akşam arızalanan makinelerini tamir edemeyince dün Halk Gazetesi çıkarılamadı, keşke böyle olmasaydı, sevinmedim, üzüldüm, zira bir fitnecibaşının verdiği  zararı  görüyor musunuz, adamın tuzu  kuru kaybedecek hiç bir şeyi yok, muhtarda kaydı yok evine icra gitsin, mekanı yok, adresi yok, devlet dahi alacaklarını tahsil edemiyor. İnsan böyle bir adamın aklına uyup dostlarını kaybeder mi? Kaybederse akıbeti böyle olur.

            Eskiden Yusuf Yılmaz için çok daha fazla üzülüyordum, zira insan olarak iyi bir insan ancak bu kadar başkalarının aklı ile  hareket etmesine bir  anlam verebilmiş değilim, yazık günah değil mi, şehrin en eski  gazetesi  dün baskı yapamadı ve okuyucusuna  kavuşamadı, peki orada haber yapan, sayfa yapan, çalışan personelin günahı ne? Hiç bir zaman bu tür olaylardan mutlu olmam bilakis üzülürüm, çünkü bugün onun başına gelenin yarın benim başıma gelmeyeceğini nereden bilebilirim, o zaman bir akılsızın lafı ile bunca sıkıntıyı çekmeye değer mi? Her zaman söylediğim bir sözü tekrarlayarak yazıma son vermek istiyorum, aklını kiraya verenlerin sonu hüsrandır. Kalın sağlıcakla

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.