YIĞMA YAZI

Ahmet Ufuk Erkan

An itibariyle yaptığım bir incelemenin sonuna geldim. Üzerine hiçbir şey yazılamayacağı sonucuna varmak dışında bir yere varamadım. Bilinen mezhepler arasında adı yok, tarikat da deseniz içinden çıkılmıyor. Tam dindir diyecek olsanız, kaynağı din olmasına da engel…

Haklarında yazılanlar, ekseriyetle –gündelik tabirle diyorum- ehlisünnet yazarlarca yazılmış, noksan olması mukadder yani. Çünkü mikrofon uzatıp sorduğunuzda, alacağınız her bilgi yarım. Takiyyeden öte bir durum bu. Kendini koruma öğrenilmişliği.

Kendi aralarındaki durum da ehlisünnet hizipleri gibi. Misal izmir Kemalpaşa’dan birinin anlattığı: “ bizim bura hep aynı. Fakat annem bizi alt mahalleye göndermezdi; oradakiler tahtacı, oraya gitmeyin o kızılbaşlar size kıyar derdi”.

Maraş’ta Hüseyin Hatemi beyi dinledim misal. O’nun anlatımıyla “venhar” kelimesinde anılan hazreti Hüseyin efendimiz. Zaten o kelime de üzerinde epey konuşulan bir kelime. “bizim yerimize kurban oldu” dediğinde, bambaşka bir dinin kendi peygamberi hakkında dedikleri aklıma geldi. O konuşmanın yapıldığı salonda da epey itiraz olmuştu…

Ankara’da öğrenciyken, bir hukuk talebesi, andığım bu topluluğun semahını sahneye taşımıştı. Oyun epey sürecekti, süremedi. Zira anlatılan bire bir doğruydu, ayak başparmaklarının mühürlemesine kadar… Oyunu sonlandırdı çocuk.

Elinize geçerse Ahmet Ümit’in “ Bir Ses Böler Geceyi” kitabını okuyun, bin sayfa okumaktan kurtulursunuz. O hikâyeye benzeyen bir şeyi de ben ekleyeyim. Tuncel Kurtiz  bey , bu andığım durumu yaşayan insanların köyüne defnedilmek istedi, kabul etmediler. Çünkü onların insan sevgisi, hadi hümanizm diyelim, insanı sev fakat sen farklısın mottosunda. Yani onlardan değilseniz, onlardan değilsinizdir.
Doksanlı yıllarda Ankara’da çalışırken, Abidinpaşa’da güzel araştırmalarım oldu. Orada ibadethâneleri var. Günlerce oturdum, konuştum… 

Büyükşehirlerdeki “dede”leri gayet bilinçli. Fakat misal, Fatsa’ya –köylük yerlerine-  gidip bir dedeyle konuşursanız, hayatını ikame etmek için sintinen birini görürsünüz. Yan gel yat durumu bildiğiniz. Ellerini hiçbir işe sürmeden süren bir hayat. Büyükşehirdekiler cidden bilge olmaya yakın…

Tüm hayatları boyunca tek parti döneminde çile çekmişler fakat o tek partinin tarafındalar. Konuşucunca maneviyatı görüyorsunuz lakin epey ateist/tanrı tanımaz/leri var. Bunun sebebini de özetliyeyim: bir dini durum olmaktan öte, resmen ırkla alakalı. Tıpkı Yahudilik gibi bir ırk tarifi; anneden sürüyor. Yani o gruba giremiyor ancak o şekilde doğmuş oluyorsunuz. Tekraren olunmuyor ancak öyle doğuluyor. Tam bir millet/ırk durumu… Çok su kaldıracak bir konu. Cümleleri yığdık öyle üst üste…

Not: 82 yılından beri üzerinde durulan bir birikimdir. Bunların bende tek bir kâğıt üzerine kaydı yoktur. Tıpkı hatırat kısmımın kâğıtlarda olmaması gibi. Ölürüz kalırız, delik deşik edilmesin evimiz. Hepsi kafada, ölürüm biter. Notları da zaten kimse anlamaz…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.