İnsan, Allah’ın yeryüzündeki halifesi, seçilmiş, mükerrem bir varlık, mahlûkatın en gözdesidir. “Allah, size şekil verdi ve şeklinizi en güzel yaptı.” (Teğâbün, 64/3). “Sonra ona düzgün bir şekil vermiş ve ruhundan ona üflemiş; sizi kulak, göz ve gönüllerle donatmıştır...” (Secde, 32/9. Allah’ın insanı güzel yaratması başka bir şey; değerli olması başka bir şeydir. Yani insana dış şekli, fiziki özellikleri, yüzü, bedeni ile ona değer vermez. “Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.” (Hucûrât, 49/13). İnsanın Rabbi katındaki değeri insanın kendi iradesiyle, tercihi ile yaptığı, bu esnadaki samimiyeti değerlidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ise: “Allah sizin suretlerinize ve servetlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize (iman veya inkâr hâlinize) ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr, 34; İbn Mâce, Zühd, 9; İbn Hanbel, II, 285).
İnsanın bir uzvunun veya bedeninde herhangi bir eksikliğinin olması onun için bir eksiklik değildir. Diğer taraftan kişinin vücut bütünlüğünün olması da onun için bir ayrıcalık sebebi değildir. Engellilik hali, insanın temel fonksiyonları açısından eksiklik olsa da insanî yönden bir kusur değildir.
Unutulmamalıdır ki her insan engelli olabilir. Küçük bir kaza ile insan bir anda engelli veya engelli yakını olabilir. Engelli veya engelli yakını olmak cenneti kazandıracak bir imtihandır. Gerçek engelliler Allah’ı tanımayan, Resulüne iman etmeyen, Hakk ve hakikat karşısında kör, sağır ve dilsiz olanlardır. Engelli kardeşlerimize destek olmak hem dini hem de insani bir görevdir. Engelliler topluma emanettir. “Görme özürlüye rehberlik etmen, sağır ve dilsize anlayacakları bir şekilde anlatman, bir ihtiyacı olana yol göstermen, yardım isteyen kimsenin yardımına koşuşturman, koluna girip güçsüze yardım etmen, bütün bunlar senin kendine yapacağın sadaka çeşitlerindendir...” (İbn Hanbel, V, 168,169) Engelli kardeşlerimize Peygamber Efendimiz (s.a.s.) her türlü desteği vermiştir. Resülullah, engelli sahabelerine devlet görevi vermiş, ilgilenmiş, taltif etmiş, değer vermiştir.
Bugün önemli sorun engelli kardeşlerimizin hayatlarını kolaylaştıran çalışmalara yeterince destek olunmaması ve kurallara uyulmamasıdır. Engelli rampalarına araç park edilmesi bir kul hakkı olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca engelli araç kullananlar için ayrılan park yerlerine de park yapılmamalıdır.
Engelli kardeşlerimizin yüzlerine söyleyeceğimiz ifadeler hususunda çok dikkatli olmalıyız. Onları rencide edecek özürlü, sakat, kör ve sağır gibi kelimeleri kullanmaktan kaçınmalıyız. Günümüzde daha çok “Özel Gereksinimli Bireyler” şeklinde bir tabir kullanılmaktadır, biz de bu ifadeyi kullanmaya özen göstermeliyiz.
Rabbimizden bizlere sağlık ve afiyet vermesini niyaz ediyorum.
Mustafa YILMAZ
Eğitim Uzmanı