Yeşilırmak'ta HES'lere kritik karar

Yeşilırmak üzerinde yapılması planlanan HES'ler hakkında açılan davalar sonucunda Türkiye'nin diğer yörelerindeki HES projeleri açısından da emsal oluşturulacak bir hukuksal sonuç elde edildi. Danıştay, hakkında şimdiye kadar dava açılmamış HES'ler için d

Amasya ve Tokat'ın ilçelerinde iki yıldan beri HES'lere karşı mücadele yürüten Yeşilırmak Çevre Platformu'nun çalışmaları sonucunda Taşova'ya bağlı Umutlu Köyü'nde yapılmak istenen 'Umutlu HES Projesi' hakkında Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 2007 yılında verilen 'ÇED Gerekli Değildir Kararı' aleyhine 2009 yılında dava açılmıştı. Taşova Ziraat Odası, Umutlu Köyü Muhtarlığı, Gemibükü Köyü Muhtarlığı, Çılkıdır Köyü Muhtarlığı, Çılkıdır Köyü Sulama Kooperatifi ve yüze yakın yörede yaşayan köylü tarafından açılan davada, Samsun 2.İdare Mahkemesi, Belediye Başkanlığı ve Kaymakamlık tarafından 'ÇED Gerekli Değildir Kararı'nın anons edildiği ve duyurulduğu, aynı şekilde HES projesinin bulunduğu Umutlu Köyü Muhtarlığı tarafından da kararın köyüm ilan panosunda duyurulduğu gerekçesiyle 60 günlük idari dava açma süresinin geçtiği değerlendirmesini yaparak davayı süre yönünden reddetmişti. Temyiz başvurusu üzerine Samsun 2.İdare Mahkemesi'nin bu kararı, Danıştay tarafından bozuldu. Danıştay kararında 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na göre davacı yöre yurttaşlarına 'ÇED Gerekli Değildir Kararı' ile ilgili bir tebligat yapılmadığından dava açma süresinin HES projesinden yurttaşların haberdar olmasıyla başladığı kabul edildi.

'İŞ VAADİYLE KANDIRIYORLAR'

Yeşilırmak Çevre Platformu tarafından bu karardan sonra yapılan basın açıklamasında, şu ifadelere yer verildi: "Yeşilırmak ve kolları üzerinde yüzden fazla HES yapılması planlandığını duyuyoruz. Ama bu HES'lerle ilgili bizlerin görüşleri alınmadığı gibi, üzerinden yıllar geçtikten sonra ve ancak iş makineleri köylerimize gelince ne olup bittiğinden haberdar oluyoruz. Projeler hakkında Çevre ve Orman Bakanlığı'na yaptığımız bilgi edinme başvurularına, “işletmeci firmanın ticari faaliyetine zarar vereceği” gerekçesiyle yanıt verilmiyor. Belediye ya da köy camiinin hoparlöründen duyuru yapıldığı ileri sürülerek projelerden haberdar olduğumuz kabul ediliyor ve açılan davalarımız süre yönünden reddediliyordu. Bu şekilde dava açma hakkımız elimizden alınıyordu. Vatandaş daha 'ÇED ne demek?', 'HES ne demek' diye sorarken, bir anonsla bu projeleri bilip öğrendiği, haberdar olduğu kabul ediliyor. Bu şekilde bizleri nasıl bir felaketin beklediği gözlerden kaçırılmaya çalışılıyor. Devlet ve kamu kurumları, şirketleri korumak adına gereken bilgiyi halktan esirgiyor. Bizler, ancak çeşitli panellerle bilim insanlarını köylerimize konuk edip işin iç yüzünü anladıktan sonra ÇED'in anlamını, HES'lerin bölgemizde yol açacağı zararları daha iyi öğrenebildik. Daha kaç tane HES belasıyla uğraşacağımızı bilmiyoruz. Ama yaşam kaynağımız olan suyumuzu canımız pahasına da olsa sermayeye yağmalatmayacağımız bilinsin. Şirketler, halkın tepkisinden korktukları için projelerine üç yıldır ellerinde izinleri olmasına rağmen başlayamadılar. Köylülere iş vaadinde bulunarak, rüşvet dağıtarak buradaki halk hareketini zayıflatmaya çalıştılar. AB'den fon alan ve HES şirketleriyle işbirliği içinde olan bazı kendine 'çevreci' diyen insanlarla buralarda köylülerin kafasını karıştırmaya çalıştılar. Biz, bu oyunların hepsini boşa çıkarttık. Derelerin Kardeşliği Platformu'nun bileşeniyiz ve Türkiye'nin diğer yörelerindeki çevre direnişleri ve emek örgütleriyle birlikte antikapitalist bir mücadele hattını örüyoruz. Sermayeye yeni kar alanları açmak için sularımızı ticarileştiren, köylüleri daha da yoksullaştırarak toprağımızı elimizden alan neoliberal politikalara direniyoruz."

DOĞA TALAN EDİLDİ

Yeşilırmak Çevre Platformu sözcüsü Fazlı Kuru Danıştay kararının yörede büyük sevinçle karşılandığı belirtilerek, "HES'lerin zararlarını, bu projelerle ilgili izinler verildikten çok sonra öğrendik. İnşaatı daha önce tamamlanan HES'ler, Yeşilırmak'ı yok etmeye başladı. Özellikle bu sene yaz aylarında toplu balık ölümleri yaşandı. HES inşaatları Yeşilırmak üzerinde başlı başına bir kirlilik yaratıyor. Ormanlık alanlarda binlerce ağacımız kesildi.” dedi. Yeşilırmak ve kollarından yörede tarımsal sulama açısından istifade edildiğini ve özellikle yöre tarımının HES'ler nedeniyle çok ciddi zarara uğrayacağını gözlemlediklerinin altını çizen Fazlı Kuru, “yöremiz mikro klima özelliğine sahip, Karadeniz Bölgesi'nin meyve ve sebze ihtiyacının önemli bir kısmını karşılıyoruz. HES'lerle akarsuların yatakları değiştiriliyor ve köylünün yıllardır kullandığı suyu kanallara hapsediliyor ya da çitlerle çevriliyor. Bu projeler yapılırsa burada artık yaşama ve geçimimizi insanca karşılama olanağımızın kalmayacağının bütün köylüler farkında” değerlendirmesini yapıyor ve soruyor: “Bütün bunlar kimin için?" diye konuştu.

Ercan ÜSLÜ

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

GÜNCEL Haberleri