YAZIKLAR OLSUN!

Adnan Bahadır

Gazetecilik mesleğine başlayalı 11 yıl oldu, bu dönem zarfında yüzlerce insan hakkında yazı yazdım. Dönüp baktığımda bu yazdığım yazılardan hiç birisinden pişman değilim. Bugün de aynı şeyleri düşünmekteyim, zaman beni haklı çıkardı. Kimin hakkında ne yazmış isem noktasına virgülüne kadar doğru çıktı. Gerek siyasetçilerle ilgili gerek bürokratlarla ilgili gerekse gazetecilerle ilgili ne yazdıysam tamamı noktasına virgülüne kadar doğru çıktı. Aylarca haberleri yaptığımız İl Özel idaresinin bütçesini talan eden Genel Sekreterinden Meclis üyelerine, oraya iş yapmadığı gibi iş yapmış gibi faturalar kesip yıllarca Özel idarenin bütçesini hortumlayan gazetecisinden dergicisine, inşaatçısından bilmem kimine kadar hepsinin Allah belasını verdi. Bugünkü parayla İl Özel idaresinden 15-20 milyon lira almış olan meclis üyeleri, gazeteci bozuntuları ve dergiciler hep perişan oldular ama Hamdolsun biz dimdik ayaktayız.

Bunun neden yazdığıma gelince, gazeteyi kurduğum günden beri sürekli eleştiri yapmaya alışmış birisi olarak belediye başkanlarını savunma moduna geçmiş olmaktan mutsuzum. Ama bunu yaparken kimseden tek kuruş istemediğimizi, sadece ve sadece doğru olanları yazdığımızı da hatırlatmak isterim. Basın camiası alışmış havada bulup karada yemeye, yeni seçilen başkanlar bunu yapmayınca adamları linç etme çabasına girişilince biz doğru olanları yazmak zorunda kaldık. Keşke geçmiş dönemlerdeki başkanlar bu şerefsizleri böyle alıştırmamış olsalardı da şimdi durum böyle olmasaydı. Emin olun biz bu gazetelerin bizim gibi kendi imkânlarıyla ayakta durduklarını, sadece ufak tefek destekler aldıklarını düşünmekteydik ama gördüğümüz faturalarda öyle enteresan rakamlar var ki aklınız şaşar. Adamlar milyonlarca liralık faturalar kesmişler. Canlı yayın, haber ilan, ilan, hizmet alımı adları altında belediyeleri perişan etmişler.

Son zamanlarda şahit olduğum enteresan ve hiç beklemediğim konulardan birisi de daha düne kadar her hafta beraber oturup yiyip içen sohbet eden üçlü bir grup vardı, bunlardan birisi Atakum Belediye Başkanı Cemil Deveci, diğeri bizim hamamcıbaşı ve pos bıyıklı gazeteci arkadaş. Ben geçmişte pos bıyıklı için neler yazdığımı yazılarımı okuyanlar bilir. Ama zaman geçince araya dostların girmesiyle barıştık. Merhum Demirel barışmasını bilmeyen kavga etmemeli derdi ya bizimkisi de o misal. Arkadaşla barıştık, şimdi aramızda bir sorun yok. Ancak ben bu arkadaşla ilgili her zaman şunu demişimdir; keşke kültürü kadar karakteri de güzel olsa. Hâlâ daha bu sözümün arkasındayım. Zira arkadaşın icraatlarını gördükçe ne kadar haklı olduğumu anlıyorum. Bu dostlar meclisinden Cemil Deveci Belediye Başkanı seçildikten sonra basının istediğini vermeyince kendi kendime dedim ki bizim pos bıyıklı da ona destek verir, biz de doğruları yazarız. Toplum da doğruları görmüş olur, diğer basın camiasının yazdıklarının yalan olduğunu anlar. Bu arada birkaç gün de şehir dışına çıktım, o arkadaşın yazılarını okumadığımdan ne yazdığını da bilmiyordum.

Önceki akşam bizim personel aradı, pos bıyığın yazısını attılar. Bir de ne göreyim adam Cemil başkana vermiş veriştirmiş. Hem de iki yazıda verip veriştirmiş, bir yazıda değil, iki yazıda. Yazıları okuyunca fevkalade canım sıkıldı. Rahmetli bir arkadaşım derdi ki kıtlıkta necaset yiyip bollukta anlatılmaz. Yıllarca beraber olduğu arkadaşın, böyle acımasızca eleştiren arkadaşın beklentilerinin olduğunu ve Cemil başkanın bu beklentilere cevap veremediği için böyle yazdığını duydum. Ama doğru ama yanlış benim de aklımdan bu tür şeyler geçmiyor değil. Zaten yazdığı yazıda eleştirdiği konular hikâyeden şeyler. Arkadaşlarına ‘kendimi kullanılmış hissediyorum’ dediğini duydum. Nesi kullanılmış onu da çok merak ediyorum. Rahmetli Erbakan Hoca hizmet içi eğitim seminerlerinde sürekli şunu söylerdi: ‘‘Arkadaşlar bizi hak ve hakikat davasında en iyi bir biçimde kullanın.’’ Bu hayat bir daha geri gelmez. Dostlar birbirlerinden şu veya bu şekilde istifade ederler. Kaldı ki o arkadaşın yeni kurduğu büronun maliyeti bir hayli yüksek. Onda öyle bir para olmadığını biliyorum. Acaba o büroyu nasıl kurdu? Onu da yazarsa mutlu olurum. Biz kimseden bir şey beklemeden doğru olan işlerinde yanlarında olurken yıllarca dost olan bu insanların bu yaptıklarına yazıklar olsun demenin dışında diyecek bir şey bulamıyorum. Demekki geçmişte çok doğru şeyler yazmışım diyerek sözlerime son veriyorum, kalın sağlıcakla.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.