YARDIMI UZATAN EL ÖVÜNÇ KAYNAĞI MIDIR?

Şeyma Taş

Yine bir felaket, yine kayıplar ve giden canlar…

Türkiye'de herşey normalleşiyor cümlesini sık duyumsar olduğumuz bu günlerde Samsun'da yaşanılan sel felaketinin ardından aslında normal görünen kısmın sadece üst yapı olduğunu anlamış olduk. Derinlerde hiçbirşey eskisinden farklı değil,medya yoluyla yansıtılanlar sadece buzdağının görünen kısmı..

Açgözlülük insanların ruhunu zehirledi, hızımızı arttırdık ama bunun tutsağı olduk bolluk getiren makineleşme bizi yoksul kıldı, edindiğimiz bilgiler bizi alaycı yaptı, zekamız ise katı ve acımasız….Çok fazla düşünür çok az hisseder olduk.

Tüm bunları nede mi yazıyorum?

15 gün önce Samsun'da yaşanılan sel felaketi sonrası gözlemlediklerime binaen bu satırları yazıyorum. Bu gözlem sürecinde anladım ki; makineleşmeden çok insanlığa muhtacız.. Zekadan çok iyilik ve anlayışa muhtacız…..Teknoloji bizi birbirimize yaklaştırdı ancak hissiyetimizi yok etti. Büyük bir doğal afet yaşadık büyük acılar yürekleri dağladı. Ancak bizi toplum olarak öyle bir hale getirmişler ki acıları işitmez, felaketi görmez olmuşuz.

4 Temmuz 2012 tarihinden itibaren ulusal kanallar dahil olmak üzere bütün gözler Samsun'a çevrildi. Herkes yetkilileri suçladı,mühendisler konuştu ancak kimseden hesap sorulmadı. Bu konulara daha sonra değineceğim büyük vebali olan oyunların döndüğü ortada. Benim dikkat çekmek istediğim “duyarlı insanların” tutumlarıdır. Bu kelimenin eylemini gerçekleştiren insanların tutumlarında bazı hatalar görüyorum.

Duyarlılık: Bir tiyatro sahnesinde rol çalan oyuncuların oyunu olmuş adeta…

Bunları varsayımlar üzerinden böyle uç tanımlarla yazmadığımı belirtmek istiyorum. Bu gözlem sırasında aklımdan geçen tek cümle şu oldu:

“Bizi ne hale getirmişler?”

Ortada muhtaç olan insanların var olduğu bir durum karşısında iyilik yapmak, yardımlara dahil olmak bile zor hale geldi günümüzde artık!

Neden mi? Hemen açıklayayım:

Böyle bir doğal afet karşısında yardım kampanyaları düzenlenir ve bireysel yardım yerine birlikten kuvvet doğar mantığı ile hareket edilir ki yardımlar doğru yerlere zamanında eksiksiz ulaştırılsın diye…Ancak günümüz insanlarında öyle bir şüphe oluşturulmuş ve herşeyin altında muhakkak bir şey vardır mantığı yerleştirilmiş ki burada muhtaç olan insanı bir kenara bırakıp yardımı hangi kurumun kimler aracılığı ile yaptığını sorgularken buluyoruz kendimizi… Burada hata sorgulamayı yapan da değil çünkü birtakım dernek ve kuruluşların yardım amaçlı nelere aracığı olduğuna şahit olan nesiliz… Benim şaşkınlığım, yardımı uzatan elin bu oyuna esir olmuş olmasıdır.

Diğer bir konu ise yardımın yapılma şekli:

Muhtaç olana yardım etmek de insani bir ihtiyaçdır su içip, yemek yemek gibi…Ancak bu yardımların bir isim üzerinden reklamı dahi yapılıyorsa orada saf olana çamur damlatılmış demektir. Bu kampanyaların çoğalması elbette olumlu bir gelişmedir. Bunun gelişmesi içinde duyurusu yapılmalıdır. Ancak duyuru halka davet olmaktan çıkıp şahsi bir övünç kaynağı olma yönünde oluyorsa bu hedef sapması olur ki bugünlerde yakından şahidi olduğum da tam olarak budur.

Son olarak bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum: “Bir Bakan, Konya yolu üzerinde ilerliyor ve yol kenarında bir kazaya şahit oluyor, hemen arabasını durdurup trafik kazası geçiren insanların yanına gidip onları sakinleştiriyor.” Bu gayet insani bir durum olan davranış akşam haberlerinin servisi idi. Bu haberi izlerken düşündüm bu haberin haber niteliği nedir? Doğrusu ben çözemedim. Sizce Nedir?

Artık insanlık adına yapılan davranışlar bir artı olarak konuşuluyorsa bulunduğumuz dünyadan korkmalıyız.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.