"Ya tarih yazacak, ya tarih olacaksınız"...

Salih Parlak

Bu cümle, Türkiye Cumhuriyeti resmi tarihine işlenecek bir belgenin başlığı…

Artık Türkiye cumhuriyeti, resmen, 336 seçkin kişinin bilinçli oylarıyla yepyeni bir anayasanın sahibi…

Veya o uzun soluklu milli anayasa sürecinin ilk ayağı ve ilk ayak sesleri…

Tarih olanların son ayağı Deniz Baykal"ın SOS işareti verdiği son feryadı ve “eğer halk isterse dönerim” biçiminde “; “istemiyorum, ama yan cebime koy” işmarlaşması…

Bugünkü iktidar, 16 Kasım 2002 siyasi depremi ile kurduğu 58. Cumhuriyet Hükümeti ile birçok ismi tarihe gömdü: Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Recai Kutan, Devlet Bahçeli,,,

Bu deprem, teşbihte hata olmaz; Hz Muhammed Mustafa"nın SAV doğumu gecesinde, yazdığı tarih ile birlikte tarih olacak toplulukların ve medeniyetlerin rüyaları şu biçimde sahifelere yansıdı:

 

O Gece Bir Yıldız Doğdu… Tabakat Sahibi İbni Sa'd'ın naklettiğine göre yıldızlardan hüküm çıkarmada da usta Yahudi yıldızbakıcı rüyasını gördüğü “parlayan yıldız”ın şifresini çözmek için o gecenin sabahında:

Allah Resulünün doğdukları gecenin sabahı Kureyşlilerin karşısına i çıktı ve sordu:

- Bu gece kabilenizden bir oğlan çocuk doğdu mu?'

- Bilmiyoruz.

- Varın, gidin, soruşturun, arayın; bu ümmetin peygamberi bu gece doğdu. Sırtında alâmeti var! Yahudîye haber verdiler:

- Bu gece Abdullah'ın bir oğlu dünyaya geldi, sırtında bir nişan var.'

Yahudî gidip peygamberlik alâmetini görmüş:

- Peygamberlik artık İsrâiloğullarından gitti. Kureyşlilere öyle bir devlet gelecek ki, haberi doğudan batıya kadar ulaşacaktır.' Tabakât, 1/162-163

 

Medâyin'deki Kisrâ Sarayından Ondört Burç Çatırdayarak Yıkıldı...

Geceyi korkular içinde geçiren Kisrâ sabaha çıkar çıkmaz memleketinin dinî reislerini derhal bir toplantıya çağırdı. Toplantıda, doludizgin yaklaşan bir atlının binlerce seneden beri ışıl ışıl yanan ateşlerinin söndüğünü haber verdiği mektup okundu.

Toplantıdaki İran başkadısı Mûbezan gördüğü bir rüyayı anlattı:

"Gördüm ki yüzlerce kükremiş deve, önlerine şaha kalkmış Arap atları olduğu halde Dicle suyunu geçti ve İran topraklarına yayıldılar."

Kisrâ, Mûbezan'a sordu:

- Peki, bu neye işaret olabilir?"

- Araplar tarafından çok önemli bir şeyler olacağına işaret olabilir.

Kisrâ, bunun üzerine derhal Hîre Valisi Numan bin Münzir'e:

"Bana oradaki âlimlerden, kudretli birisini gönder!" diye emretti.

Abdü'l-Mesîh bin Amr adında bir bilgin Medayin'e gönderildi. O da Şam yakınında Câbiye'de oturan dayısı Satîh'i gösterdi.

Meşhur Şam kâhini Satîh kemiksiz, âdeta âzâsız bir vücud, yüzü göğsü içinde bir acûbe-i hilkat ve çok yaşlı bir kâhindi. Dâima sırt üstü yatardı. Kendisinden bilgi istendiğinde bohça gibi katlanırdı. Gaipten verirdi.

Kisra"nın emri ulaştırıldığında şiddetli ölüm hastalığı içinde kıvranırken:

"Ey Abdü'l-Mesîh! İlâhi vahyin okunması çoğalacak… Asâ'nın sahibi peygamber olarak gönderildi. Semâve Vadisini su bastı, Farsların ateşi söndü. Artık şunu iyi bil ki, zaman üzerinde hükmü geçerli olan mutlak Hâkim, böyle istedi ve geleni peygamberle nebîlik ipinin iki ucunu düğümledi.

Sasanîlerden, yıkılan burç sayısınca hükümdar gelecek ve sonra hüküm yerini bulacaktır” dedi ve gözlerini kapadı. Taberî, 2/131-132.

 

Mazdeizmin karanlık inancı içinde kıvranan İran saltanatını ortadan kaldıracağına işaretti. İran Devleti, on dört hükümdarın idaresinden sonra, Kadisiyye'de Hâtemü'l-Enbiyânın ordusu tarafından İslâm topraklarına katıldı.

 

Kabe'nin İçini Karanlık Ve Kirlere Boğan Putların Pekçoğu Başaşağı Yıkıldı:

Kureyş müşrikleri, Kabe'yi putlarla karanlıklara boğmuşlardı. Bu putlar, hâdisenin azametine dayanamayarak yerlere yıkılıverdiler.

Vazife gereği kapkaranlık şirk inancını ortadan kaldırdı. Yeryüzünü Tevhid meş'alesiyle aydınlattı.

Takdis Edilen Meşhur Sâve Taberiyye Gölü Bir Anda Kuruyuverdi.

Şark Ve Garbı Küçük Bir Oda Gibi Aydınlatan Bir Nur Görüldü. 

Semâve Vadisi Taşan Seller Altında Kalıp, Suya Gark Oldu.

Gök Kubbeden Salkım Salkım Yıldızlar Döküldü.

Bu hâdise, bundan böyle şeytan ve cinlerin gökten haber almaları son bulmuştur. Bu din, şark ve garbı bütün ihtişamıyla kucaklayacaktı.

Evet, Cahiliye dönemlerinde kâhinlik çoktu. Kur'ân, nazil olduktan sonra onlara bir sünger çekildi. Kâhinler, daha cinler taifesinden olan muhbirlerini bulamadılar.

Taberî, 2/131; Kaâdı İyaz, Şifâ, 1/726-733; Bediüzzaman Said Nursî, Mektubât, s. 161-163

 

O âna kadar görülmemiş bu hâdiselerin Resûl-i Ekremin doğumu sırasında meydana gelmeleri elbette tesadüfi değildi.

Bu rivayetler çoğu aydın düşüncelilerimizin takdirlerine şayan olmayabilir, ama bunlar birer istihare, birer yıldızname biçiminde, dinimizin şifreli olaylarıdır. Her şeyden önce Kur"an-ı Kerim, en büyük mucizedir. Onun halen yaşatılmasıyla Batı"nın ilk harcı olan Bizans İmparatorluğu ve komünizmin ana vatanı olan Sümer uygarlıklarının son kalıntısı İslamöncesi İran Mazdeizm"inin çöküşü yaşanmıştır.

İşte teşbihte hata olmaz galat-ı meşhurunun arkasına sığınarak bu bilgileri aktardım. Şimdi olayın bugününe bakacak olursak Baykal"ın istifası bu anayasa değişikliklerinin halkoyuna gidişi biraz da kesinleşince baş vurulan danışıklı dövüş olduğu anlaşılmaktadır.

Köşe yazarı Emre Aköz"ün aktardıklarını özetlersek, 

Batıdaki kentlerden, laikçi orta/üst sınıftan, İstanbul büyük sermayesinden ve Alevilerden çok oy alan CHP"de düşüş depremi var.

Bülent Ecevit, 1972'de cumhuriyet bürokrasisinin kurucu babası İsmet İnönü'yü yenerek partinin başına geçmişti.
Bürokrasinin partideki etkisini kıramayınca: "Devlet Partisinin Başkanı" olmaktansa, DSP'yi kurdu.
CHP bürokratik elitin kâtibi haline geldi: Görevi Meclis'ten çıkan yasaları Anayasa Mahkemesi'ne götürmekti. Ama bilanço başarısız!
AKP 2002'de hükümete geldiğinde CHP'nin başında Baykal vardı...
AKP yüzde 47 ile tekrar seçimi kazandığında Baykal yine oradaydı...
Son olarak da bürokrasiyi çıldırtan Anayasa değişiklik paketinin Meclis'ten çıkmasını engelleyemedi.
AKP zaferleri, Baykal'ın zayıflığını iyice ortaya çıkardı. 2007 seçimleri yaklaşırken Baykal'a alternatif arayışı başlamıştı ama dere geçilirken at değiştirmediler. Bürokratik elit artık partinin oyunu yükseklere taşıyacak bir lider arıyor.
Çünkü AKP'nin önüne çıkarılan bürokratik engeller işe yaramıyor. Kamera komplosunun Hükümet kaynaklı olduğu iddiası saçma. Çünkü Baykal başarılı bir muhalefet lideri değil...
Başbakan Erdoğan; Böyle muhalefete can kurban... demişti.

Bu göstermelik istifa, iktidar partisini yıpratmak için çekilen son numaradır. Bütün konu, derenin suyunu başından bulandırmanın provasıdır. Tıpkı Danıştay saldırısı numarası gibi…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.