Varsın ‘deli’ desinler!..

Nefret ederim dedikodudan…

Onun için hak edeni, yüzüne karşı sövmeyi tercih ederim…

Ama arkadan konuşanlar nedense, daha çok tutuluyor…

***

Diyorum ya…

“Allahlık memleket Samsun” diye...

Hakikaten öyle…

Adam bir iş yapmış, bir yerlere gelmiş...

Arkasından konuşuluyor...

"Hımm, O"mu? Mason O...”

“Lions, lions…”

Diğer yandan birileri elini taşın altına koymuş, riske girmiş, kendisine, yurduna, çevresine yararlı bir şeyler yapmaya çalışıyor...

"Hımm O mu? Dinci O…”

***

Herkese uydurulan bir kulp var…

Bizim için de demediklerini bırakmıyorlar zaten…

***

Ee!... Biri mason, diğeri fason, ötekisi tirbişon!..

Bu memlekette doğru adamı nasıl bulacağız?..

***

Demek ki, eğer bir ortamda, eleştirilen şahsın kendisi yoksa…

Hakkında söylenen sözlerin de önemi yok!..

Ne yapacağız?

Bol keseden atan, bağırsaktan esenleri dinlemeyeceğiz…

***

Adam kimseyi beğenmiyor...

Herkesin aleyhinde söylenecek bir kaç sözü de heybesinde hazır...

“Yok mu bu memlekette "iyidir" diye referans verebileceğin bir insan”

Ölüleri sayar sana, "Rahmetli iyi adamdı" diye…

***

Neyse…

Unutalım bunları…

***

Sevgili Sadi Subaşı geçenlerde köşesinde yazdı...

Enerji işinde dönen dolapların olabileceğini...

Çünkü bu işi yapanların da yaptıranların da (hükümetin) ağzını bıçak açmıyor...

Niye konuşmuyorsunuz len!..

Kimden neyi saklıyorsunuz!..

***

Cem Şahan da yıllardır bu enerji olayını takip edenlerden…

Gerçi, olaya bilimsel yaklaştığı için pek muhatap bulamıyor…

Vatandaş anlamıyor çünkü…

Ne bilsin parametreyi, partiküler maddeyi, kükürt ya da azot dioksit"i…

***

Bilenler bilir elbet…

Ama bilmeyenlere diyeceğin şu:

“Bu santraller gelince havanı, suyunu, denizini kirletecek…”

“Kısacası kanser olacaksın, kanser…”

“Sadece sen değil…”

“Çoluk çocuk…”

“Hep birlikte kanser olacaksınız…”

“Ebenizinkini göreceksiniz yani!..”

***

Başka türlü olmaz, anlamazlar…

***

Ya da vatandaşın olup biteni anlaması için…

İlle de başına bir musibetin gelmesi lazım…

***

Gerçi, gelmedi mi? Geldi…

Geldi de ne oldu?

Çernobil faciası başında patladı Karadenizlinin…

Dönemin Bakan"ı (ama görmeyeni), ne yaptı?

Allah selamet versin. Çernobil nedeniyle kansere yakalananların vebali de boynuna olsun…

TV"ye çıkıp vatandaşa karşı höpürdete höpürdete çay içti…

***

Zıkkım içesice!..

“Radyasyon madyasyon yok, bakın ben nasıl çay içiyorum” dedi…

Avrupa çay almayınca, bunlar da binlerce ton çayı gömmek zorunda kaldı…

O zaman uyandık çayda radyasyon olduğuna…

***

Zaten Karadenizliler de "Radyasyon"un ne olduğunu...

Çernobil"den sonra öğrendi…

O zamana kadar Radyasyonu bizler…

Radyo İstasyonu zannediyorduk!..

***

Sonra hep birlikte kanser olunca…

Baktık ki bu radyo istasyonu filan değil…

Patır patır dökülüyoruz…

Gencecik insanları… Birçok değerimizi kaybettik…

Kağzım Koyuncu gibi…

***

Eğer Çernobil Faciası"ndan ders almış olsak…

Sinop"ta nükleer santral kurmak isteyenlerin yüzüne tükürmez miydi bu halk…

“Biz kanser yüzünden ecüş bücüş çocuklar doğurmak istemiyoruz” diye dünyayı ayağa kaldırmaz mıydı anneler, anne adayları…

Ama nerede? Hani!..

***

Şimdi Samsun, sırf birilerini zengin etmek için termik santrallerle donatılıyor…

Enerji üreteceklermiş…

Yalan…

Ürettikleri enerji hiçbir işe yaramayacak…

Türkiye"deki üretimin binde 3"ü bile değil…

Hikaye yani…

Amaç devletin ballı üzümlerini lüpletmek…

***

Hem, vatandaş başına gelenlerden ders alsa, mobil santrallere ödediği paraları unutur mu?

Hatırlayın Samsun"a kurdukları…

İki tane isale hattı gibi, döşenmiş, mobil soygun hattını…

Hiçbir b.ka yaramayan iki tane mobil santral sayesinde yıllardır soydular bizi...

***

Hem de öyle bir giydirdiler ki!...

Ama kimse aldırmadı bile…

***

Mutlaka geniş halk yığınları, yine o günlerde bayraklara filan bakıyorduk…

Şehit cenazeleri kaldırıyorduk belki…

“Atı alanlar” Üsküdar"ı geçerken, genellikle suç işledikleri yere baktırmazlar!..

***

Şimdi o mobil santrallerin, kurulduğu günden bu yana, hiç üretim yapmadan kaç milyon doları cebe indirdiklerinin hesabını bile veremiyor kimse... Devlet sırrı gibi…

Yazıktır ulan!..

Yazık..

Biraz insaflı giydirin be…

Vatandaşın sesi çıkmıyor diye…

Her ay 5 milyon dolardan fazla ödendiğini biliyoruz sadece...

Bildiğimiz bu...

Her ay en az 5 milyon 400 bin dolar tazminat ödedik iki mobil santrale...

***

Ne için..

Ne yaptılar... Ne ürettiler… Ne verdiler bize...

Bu korkunç ve kirli paranın karşılığında…

Bu halktan aldıkları, bu yetim parası karşılığında nasıl bir hizmet verdiler?..

***

Uyanın millet... Uyanın...

Sittiredin, bayrak direklerine filan bakmaktan vazgeçin…

Az önünüze bakın ya...

Çuval çuval paranızı toplayıp götürüyorlar...

Sofranızdan ekmeğiniz küçülüyor her gün…

***

Seçim zamanı da bir kaç paket makarna, birkaç çuval kömüre kandırıyorlar milleti...

Yazıklar olsun…

Bunları söyleyenlere de komünist diyorlar...

***

He ya...

Bir de böyle bir derdimiz var!..

***

Benim kendi adıma gocunduğum filan yok da…

Şairin biri kendisi için "deli" diyenlere şöyle yanıt vermişti:

***

“Varsın "deli" desinler…

Bildiğim bildik benim…

Her an doğruluk için…

Haykıranım edenim…

Fakat "deli" demişler…

Bu da talihim benim…

Yanlış hüküm verenin…

Kafasını dikeyim...”

***