Varoluşumuzda kadının rolü

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Topluluğu tarafından düzenlenen “Varoluşumuzda Kadının Rolü” başlıklı panel, OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Mavi Salon'da yapıldı.

Etkinliğe; Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kurtman Ersanlı, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.Panelin açılış konuşmasını yapan Topluluk Başkanı Günay Balın yaptı.
Yöneticiliğini Prof. Dr. Kurtman Ersanlı'nın yaptığı panelde; Doç. Dr. Seher Balcı, “Geçmişten Günümüze Dünya Kadınlar Günü”, Yrd. Doç. Dr. Yaşar Barut, “Çalışma Hayatında Kadın”, Yrd. Doç. Dr. Müge Yılmaz, “Duygusal Şiddet”, Yrd. Doç. Dr. Hatice Kumcağız, “Şiddete Dair Birkaç Şey” ve Yrd. Doç. Dr. Cem Gençoğlu, “Bilgi, Bilinç ve İnanç Bağlamında Kadın” başlıklı konuşmalarıyla yer katıldılar.

Prof. Dr. Kurtman Ersanlı, “ 'Şu dünyada iki büyük nimetim var. Biri anam biri yârim. Biri beni var eyledi, biri beni yar eyledi' diyen şairin sözlerine dikkat çekmek istiyorum. Hem var eden, hem yar eden kadına yapılan şiddet reva değildir. Bugün toplumun bu kanayan yarasını hocalarımızın sunumları eşliğinde irdeleyeceğiz. Hepimiz için yararlı bir panel olmasını diliyorum.” şeklinde konuştu.

“Geçmişten Günümüze Dünya Kadınlar Günü” başlıklı sunumunda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün nasıl ortaya çıktığını anlatan Doç. Dr. Seher Balcı Çelik, “Türkiye'de kadınlar günü ilk defa 1921 yılında 'Emekçi Kadınlar Günü' olarak kutlanmaya başladı. 1857 yılında, New York'ta düşük ücretle 12 saat çalışan kadınların yaptığı yürüyüş ve daha kısa çalışma saati, daha iyi gelir ve oy kullanma hakkı için 1908'de New York'ta yürüyüş yapan kadınlar, 8 Mart'ın kadınlar günü olmasını sağlayan kilometre taşlarındandır. Dünya Kadınlar Günü kadın haklarının kazanılmasında nerelerden başlandığının ve bugünlere nasıl gelindiğinin hatırlanması için de özel bir gündür. ” dedi. Konuşmasına bir şiirle başlayan Yrd. Doç. Dr. Yaşar Barut, “Çalışma Hayatında Kadın” başlıklı konuşmasında, kadınların çalışma hayatına katılımının tarihsel süreci ve kadınların siyaset mekanizmalarına katılımıyla ilgili bilgiler verdi.

“Kadın olmaktan gurur duyuyor olsam da, zaman zaman kadın olmaktan utanç duyuyorum. Şiddet, son yıllarda bizleri duyarsızlaştıracak kadar gündemde.” diyen Yrd. Doç. Dr. Müge Yılmaz, “Duygusal şiddet hepimizin hayatında var ve yalnız kadın erkek ilişkisinde mevcut değil. Şiddete maruz kalanların %90'ı kadınlar ve çocuklardan oluşuyor. Fiziksel şiddetin yaraları zamanla iyileşiyor ancak duygusal şiddet yaraları çok kolay iyileşen bir şey değil. Çok küçük bir söz insan kalbinde çok büyük bir yara açabiliyor. Duygusal şiddet üzerinde durulması gereken çok önemli bir konu.” dedi.

Konuşmasına Yılmaz Güney'in “Yol” filminden bir kesit izleterek başlayan Yrd. Doç. Dr. Cem Gençoğlu, “ Kadına şiddet eğitimli, saygın ve statü sahibi olmakla çözülebilen bir durum değil. Toplumda kadın olmanın nasıl bir şey olduğuna bakmak istiyorsak, toplumun kadınla ilgili algılarına bakmamız gerekiyor. Her birimizin zihninde oluşan algıyla modern hayatı nereye koyacağımızı bilmeliyiz. Kadın hakikatin yerine gücü tercih etmiştir. Bilinç meselesine baktığımız zaman, insanın bilmediği şeyin bilincine varamayacağını görüyoruz. Kadın için bilinç, sahip olduğu bilginin değerini yine kendisinin değerlendirmesidir. Bilginin bilince dönüşmesini anlatmaya çalışıyorum. Kadını tanımlarken duyguyla olan ilişkisini zayıflık işareti olarak gösteriyoruz. Peki kadın merkeze aldığımız ideal birey algısının bir ürünü olarak mı duruyor karşımızda? Bana göre evet. Peki kadını duygusal yönleriyle nasıl düşünmeliyiz? Ben bunu da değer aktarıcısı olarak tanımlamak istiyorum. Bu, bizim insanlığın geleceğine dair bir umut olarak karşımıza çıkmaktadır.” dedi. Panel, karşılıklı soru cevap bölümüyle sona erdi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

GÜNCEL Haberleri