UYUMLU OLMAK AMA UYGUN OLMAMAK...

Sami Kesmen

Her davranış, her yöntem ve her üslûp herkese uymaz. Çünkü insanlar aynı yaratılış özüne sahip olsalar da aynı mizaca, aynı karaktere, aynı birikime ve aynı tahammül sınırlarına sahip değildir. Birine iyi gelen yöntem diğerine zarar verebilir, birini olgunlaştıran şartlar diğerini sertleştirebilir. Yüksek ısı yumurtayı sertleştirirken demiri yumuşatır. Isı aynıdır fakat muhatap farklıdır. İnsan ilişkilerinde tek tip davranış kalıbı doğru değildir. Kur’ân-ı Kerîm, “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et...” buyurur. (Nahl,125) Hikmet, sadece doğruyu bilmek değil; doğruyu, doğru zamanda, doğru kişiye, doğru yöntem ve doğru üslûpla söyleyebilmektir. Her doğru her yerde aynı şekilde söylenmez. Hakikat değişmez fakat hakikati anlatmanın dili muhataba göre değişebilir.

Uyumlu olmak başka, uygun olmak başkadır. Uyumlu insan, şahsiyetini koruyarak çevresiyle sağlıklı ilişki kurar. Nerede konuşacağını, nerede susacağını, kime nasıl yaklaşacağını bilir. Fakat değerlerinden vazgeçmez. Uyum; kişinin rengini kaybetmesi değil, farklı renklerle kavga etmeden kendi rengini muhafaza edebilmesidir. Bu yönüyle uyum; erdemli bir duruştur.

“Uygun olmak” her ortama göre şekil almak, kabul görmek için ilkesinden vazgeçmek ve menfaatine göre kimlik değiştirmek anlamına gelir ki, başka bir şeydir. Böyle bir uygunluk zamanla şahsiyet aşınmasına dönüşür. Kişi güçlü olanın yanında güçlüden, zayıfın yanında zayıftan yana görünür, bir mecliste söylediğini başka mecliste inkâr eder. Burada artık uyum değil, ikiyüzlülüğe ve nifak ahlâkına yaklaşan bir görünüş söz konusudur.

Kur’ân, münafıkların bu değişken tavrını çok çarpıcı biçimde anlatır: “Müminlerle karşılaştıkları zaman ‘İman ettik’ derler, şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise ‘Biz sizinle beraberiz’ derler.” (Bakara,14) Her ortama uymak meziyet değildir. Bazen insanın uyumsuz görünme pahasına doğru yerde durması gerekir.
Ancak burada ince bir çizgi vardır. İlkeli olmak, kaba olmak değildir. Taviz vermemek, insanları kırmayı meşru hâle getirmez. Müslüman hakikatten taviz vermez fakat hakikati sunarken hikmetten de vazgeçmez.

Hz. Peygamber'in insanlarla münasebetinde uyumlu tavrın sayısız örneği vardır. Muhatabının yaşını, bilgisini, psikolojisini ve şartlarını dikkate almış; aynı soruya bazen farklı cevaplar vermiştir. Çünkü ölçü aynı olsa da ihtiyaç aynı değildir.Doktorun her hastaya aynı ilacı vermemesi gibi, eğitimcinin her öğrenciye aynı yöntemle yaklaşmaması gibi insan ilişkilerinde de hikmet; farklılıkları gözetmeyi gerektirir. Çocuğa kullanılan dil yetişkine, cahile kullanılan anlatım âlime, kırgın insana gösterilen yaklaşım öfkeli insana aynı uygulanamaz.

Yumurta ile demirin hikâyesi burada anlam kazanır. Aynı ateş yumurtayı katılaştırırken demiri yumuşatır. Aynı sıkıntı bir insanı olgunlaştırırken diğerini öfkelendirebilir. Aynı makam bir insanın tevazusunu artırırken diğerini kibirli hâle getirebilir. Aynı servet birini cömertleştirirken diğerini cimrileştirebilir. Aynı ilim bir insanı Allah'a yaklaştırırken diğerinde gurur ve üstünlük duygusu meydana getirebilir. Mesele yalnızca ateşin sıcaklığı değil, ateşe girenin mahiyetidir.

İnsan da hayatın ateşinde kendi karakterini belli eder. Musibet geldiğinde sabrı, nimet geldiğinde şükrü, makam geldiğinde tevazusu, güç eline geçtiğinde adaleti ortaya çıkar. Kur'ân'ın “Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz.” (Enbiyâ,35) buyruğu tam da bunu hatırlatır.

Olgun insan, şartlara göre yöntemini değiştirebilir fakat değerlerini değiştirmez. Sesinin tonunu değiştirebilir fakat sözünün doğruluğunu değiştirmez. Muhatabına göre üslûbunu değiştirebilir fakat karakterini değiştirmez. Gerektiğinde geri çekilir fakat eğilmez, gerektiğinde susar fakat hakikati inkâr etmez.

Uyum, şahsiyetini koruyarak insanlarla yaşayabilme sanatıdır; kişiliksiz uygunluk ise insanlara göre şahsiyet değiştirmektir. Su, içinde bulunduğu kabın şeklini alır ama özelliğini kaybetmez. İnsan da toplum içerisinde yaşayabilmek için bazı şekillere uyabilir; fakat özünü, inancını, ahlâkını ve şahsiyetini kaybetmemelidir.

Hayatın ateşi herkesi ısıtır fakat herkeste aynı sonucu meydana getirmez. Yüksek ısı yumurtayı sertleştirir, demiri yumuşatır. Hakkında oluşan kanaati suçlamadan önce, insan hangi karakterde olduğunu sorgulamalıdır.Herkesle uyumlu olmak doğru bir tavırdır ama herkese uygun olmak şahsiyet ve karakter fakirliğidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.