UTANCIN BEDELİ…

Sami Kesmen

Haya imandandır… İnsanın iç dünyasında taşıdığı en kıymetli sermaye; utanma duygusudur. Çünkü haya; insanı kötülüklerden alıkoyan görünmez bir fren, kalbi güzelliklere yönlendiren ilahi bir pusuladır. Haya kalktığında, insanı insan yapan değer de kaybolur. Zira Peygamber Efendimiz’in “Haya imandandır” buyruğu, sadece bir ahlak tavsiyesi değil; insanın özünü tanımlayan bir hakikattir. Haya; kalbin nurudur, imanın dışa yansıyan edebidir. Bu nur sönünce, kişinin davranışlarını kontrol eden son perde de yırtılmış olur.

Utanmak; zayıflık değil, olgunluk alametidir. Çünkü utanma; kişinin kendine karşı duyduğu saygının, Allah’ın huzurunda taşıdığı edebin bir yansımasıdır. Utanan insan; yanlışını kabul eder, hatasını telafi etmeye çalışır, kötülüğe meyletmekten çekinir. Oysa utanmayan kimse; cüretli olur, arsız olur, hayasız olur. Başkalarının mahremine girmekten, kalpleri incitmekten, sözleri hoyratça kullanmaktan çekinmez. Bu cüretin bedeli ise hayatın bir yerinde mutlaka karşısına çıkar. Çünkü hayat; haddini bilene rahmettir. Hayasız olana da imtihanla cevap verir.

Hayayı terk eden insan; kalbinden gelen ilahi ikazı susturur. Vicdanın sesi kısılır, nefis gürleşir. Böyle bir insan; yaptığının yanlış olduğunu bildiği hâlde devam eder, işlediği günahı hafife alır, kötülüğü normalleştirir. Bu noktadan sonra artık ilahi murakabeyle bağ zayıflamış, hayatın terbiye eden tokadı yaklaşmış demektir. Zira utanmayan insan; bir gün mutlaka utanacağı bir olayla sınanır. Bazen herkesin önünde küçük düşerek, bazen en güvendiği kişinin karşısında mahcup olarak, bazen de kendi iç dünyasında pişmanlığın acı ateşiyle yanarak. Utancın bedeli, gecikse bile mutlaka gelir.

Haya; sadece kadınların değil, sadece gençlerin değil, sadece dindarların da değil; bütün insanlığın ortak vicdanıdır. Bir toplumun haya duygusu ölürse; orada sevgi de ölür, merhamet de ölür, saygı da ölür. Bugün birçok ailede yaşanan krizlerin, birçok arkadaşlıkta görülen güven kaybının, birçok iş ortamında beliren çözülmenin temelinde işte bu haya eksikliği vardır. Çünkü haya; ilişkileri koruyan bir kalkan, insanı kötülükten uzak tutan bir siper, davranışlara ölçü veren bir mihenk taşıdır. Haya olmayan yerde sadakat olmaz; sadakat olmayan yerde huzur olmaz.

“Utanma duygusu” insana verilmiş bir alarm sistemidir. Kişi yanlış bir adım attığında kalbi titriyorsa, bu onun hâlâ diri olduğunun işaretidir. Çünkü utanma; insanı tövbeye yaklaştırır, günahın kapısından çekip alır, kişiyi kendine getirir. Ama utanmazlık; kalbi katılaştırır, gözü karartır, sözü zehirler, davranışı hoyratlaştırır. Utanmayan insan; sonunda kendini bile tanıyamaz hâle gelir. Bugün özgürlük zannedilen birçok hareket; aslında utanmanın terk edilişinin acı meyveleridir. Mahremiyetin yok oluşu, saygının azalması, terbiyenin geri çekilmesi; hep bu yüzdendir.

Hayayı kaybetmek; insanın kendini kaybetmesidir. Haya; insanın içindeki meleki yeteneği ayakta tutar, nefsin şeytani dürtülerini dizginler. İnsanın yüzünü kızartan, kalbini titreten, onu yanlışlardan alıkoyan bu duygu; ruhun asli direğidir. Bu direk kırıldığında, insanın ayakta kalması mümkün olmaz. O yüzden büyükler, “Utanmayı kaybeden, her şeyi kaybetmiştir” demişlerdir. Çünkü utanmayan insan; ailesinin huzurunu da bozar, işinin düzenini de yıkar, toplumun güvenini de sarsar.

Bugün çocuklarımızdan gençlerimize kadar, haya eğitimine her zamankinden çok ihtiyacımız vardır. Haya; kitapla değil terbiyeyle, sözle değil örnek olmakla öğretilir. Evinde edebi yaşayan baba, gözü ve sözü ölçülü anne; çocuklarına susarak bile haya dersi verir.

Mahremiyeti korunan bir yuva, sadakat ve saygı üzerine kurulu bir aile; haya duygusunun en güzel mektebidir. Haya; önce evde başlar, sonra sokağa taşar. Sokakta kaybolursa, evlerin de huzuru kalmaz. En güzel haya örneğini Efendimiz (s.a.s) bize miras bırakmıştır. O’nun hayası; konuşurken sesine, bakarken nazarına, yürürken adımına, tebessüm ederken ölçüsüne yansırdı. Bizden istediği ise; “Allah’tan hakkıyla haya ediniz.” Bu ise ancak şuurla olur; “Beni görüyor, beni işitiyor, beni biliyor” bilinciyle yaşamakla mümkündür. İnsan Allah’tan utandığında, kendinden de utanır; yanlışı reddeder, doğruda ısrar eder. İnsan utanacağı işi yapmadıkça, hiçbir şey kaybetmez. Ama utanmayı kaybettiğinde, kaybettiği şey bizzat kendisidir.

Haya imandandır… İman ise, insanı hem dünyada hem ahirette izzetle yaşatan en büyük payedir. Utancın bedelini ödememek için; hayayı kalbimizin en kıymetli misafiri yapmalıyız.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.