Namazın en anlamlı duraklarından biri hiç şüphesiz Tehiyyattır. Çünkü Tehiyyat, sadece ezberlenmiş bir dua değil; göklerde başlayan ilâhî bir konuşmanın, yeryüzündeki müminlerin diline emanet edilmiş mukaddes bir hatırasıdır. Her namazda milyonlarca mümin aynı sözleri söyleyerek o ulvi diyaloğa katılmaktadır. Tehiyyat duasının temelini oluşturan sözler, Peygamber Efendimizin Miraç gecesinde yaşadığı büyük ilâhî buluşmaya dayanır. İslâm âlimlerinin naklettiği rivayetlere göre Resûlullah, Sidretü'l-Müntehâ'nın ötesinde Rabbinin huzuruna kabul edildiğinde büyük bir edep içerisinde şöyle niyaz etmiştir; "Ettehiyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayyibât." Yani; "Bütün hürmetler, bütün ibadetler ve bütün güzel sözler Allah'a mahsustur." Bu ifade, kulun Rabbine sunabileceği en kapsamlı teslimiyet cümlesidir. Çünkü gerçek saygı yalnız Allah'adır. Gerçek ibadet yalnız O'nadır. Güzel olan her sözün, her duanın, her övgünün hakiki sahibi de O'dur.
Bu mukaddes hitaba Yüce Allah'ın rahmet ve iltifat dolu cevabı gelmiştir; "Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekâtüh." "Ey Nebî! Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun." Bu ilâhî iltifat karşısında Peygamber Efendimiz sadece kendisini düşünmemiş, ümmetini de bu rahmet iklimine dâhil ederek şöyle cevap vermiştir; "Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis sâlihîn." "Selâm bizim üzerimize ve Allah'ın bütün salih kullarının üzerine olsun." Peygamberlik; kendisine gelen rahmeti ümmetiyle paylaşmak, aldığı selâmı bütün müminlere ulaştırmaktır. Peygamber sevgisi sadece onu övmek değil, onun ümmeti için taşıdığı merhameti anlayabilmektir. Bu ilâhî konuşmaya gök ehlinin şahidi olan Cebrâil (aleyhisselâm) ve melekler de imanlarını ilan ederek şu büyük hakikati söylemişlerdir; "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh." "Bütün kalbimle şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur ve yine şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir."
Bugün namazlarımızın her oturuşunda okunan Tehiyyat duası, işte bu ulvî diyaloğun en kıymetli hatırasıdır. Her mümin farkında olsa da olmasa da günde defalarca, Miraç gecesindeki bu mukaddes konuşmayı tekrar etmektedir. Tehiyyat duası aynı zamanda büyük bir edep eğitimidir. Dua; Allah'ı yüceltmekle başlar, Peygambere selâm göndermekle devam eder, sonra kişinin kendisini ve bütün salih müminleri kapsayan bir duaya dönüşür. Namazın sonunda Peygamber Efendimize salât ve selâm getirilmesi de bu sebeple büyük önem taşır. Kur'ân-ı Kerîm'de Yüce Allah; "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin." (Ahzâb, 33/56) buyurmaktadır. Resûlullah Efendimiz de kendisine salavat getirmenin faziletini birçok hadis-i şerifte müjdelemiş, bir salavat getirene Allah'ın on rahmet yazacağını haber vermiştir. Tehiyyat duası sadece namazın bir bölümü değil, aynı zamanda müminin iman akdini her gün yeniden tazelemesidir. Çünkü dua; kelime-i şehadetle sona erer. Böylece mümin her namazında imanını diliyle ikrar eder, kalbiyle yeniler ve hayatını yeniden Allah'ın rızasına bağlar.
Tehiyyat'ın her kelimesi mümin için ayrı bir huzur vesilesidir. "Ettehiyyâtü..." derken bütün övgüleri Allah'a sunduğunu hisseder. "Esselâmü aleyke..." derken Peygamberine gönülden selâm verir. "Esselâmü aleynâ..." derken kendisiyle birlikte dünyanın dört bir yanındaki bütün salih müminlere dua eder. "Eşhedü..." derken ise imanını yeniden ilan eder. Belki de namazın en derin tarafı burada gizlidir. Çünkü kul, secdeden doğrulduktan sonra artık sadece kendi adına konuşmamakta, Miraç'ta başlayan ilâhî konuşmanın bir parçası hâline gelmektedir. Her namaz, mümini yeniden Miraç iklimine taşımakta, her Tehiyyat; Rabbine verilen kulluk sözünü tazelemektedir. Tehiyyat duası, ümmetin dilinden eksilmeyen ilâhî bir emanettir. Tehiyyat, kul ile Rabbi arasında kurulan; sevgi, teslimiyet ve sadakatin ölümsüz ifadesidir.