Üçlü paralel cephe

Salih Parlak

Gülen, Türkiye'yi dizayn edecek;
CHP ve Doğan Medyasının desteğiyle...
İşte üçlü cephe!
Kılıçdaroğlu paralel yapının
yargı ve polis uygulamalarını görmez gibi.
Doğan Grubu da…
ortalığa dökülen kayıtları görmezden geliyor
Fethullah Gülen;
Uluslararası güç odakların avucunda!
Kılıçdaroğlu'na da rol biçilmiş;,
örgütünün başlattığı 17 Aralık;
darbe girişimi sürecinin;
siyasi sözcülüğünü yapıyor;
basın sözcülüğünü de
Doğan Medya Grubu yapıyor.
Kılıçdaroğlu, 17 Aralık'tan önce;
Amerika'ya gidip Gülen'in adamlarıyla;
operasyon sonrası için siyaset pazarlığı yapmış.
Aydın Doğan medya organları da;
Gülen grubuyla birlikte,
kirli işbirliğinin ürettiği sahte deliller ışığında;
paralel yayıncılık yapmış.
Bu karanlık ortamı;
oluşturabilmek amacıyla;
Türkiye'de kaos oluşturdu;
hükümeti devirme girişiminde;
suçüstü yakalanan Fethullah Gülen…
ve cemaatin polis ve yargı elemanları,
yakın bir zamana kadar,
Kılıçdaroğlu'nun hedefinde oldu.
daha da öncesinde;
Amerikan Yahudi lobileri;
Türkiye'yi yakın kıskaca alan;
Yahudi banker;
Faiz lobileri;
17 Aralık operasyonundan önce,
2 Aralık'ta,
Türkiye'nin aleyhinde;
karalama kampanyası yürüten
bu lobilerin emriyle;
ABD'ye davet edildi.
görüşmeler yapan CHP Lideri,
1999'dan beri Amerikan lobilerinin;
Tutsak ettiği Gülen'in adamlarıyla;
Kahvaltıda fikir alış verişi yaptı.
Kılıçdaroğlu,
Gülen'in işadamı örgütlenmesi;
TUSKON'un organize ettiği;
Amerika seyahatinde ayrıca,
dershanelerin kapatılmaması;
gündem oluşturdu.
Hatta ve hatta bu kulislerde;
Türkiye'de kurulabilecek;
yeni siyasi ortaklıklar hakkında;
görüş alışverişi… pazarlıkları yaptı,
Kılıçdaroğlu,
17 Aralık'tan sonra ağız değiştirdi;
yıllardır eleştirdiği… ağır sözler sarf ettiği;
polis ve yargı içindeki paralel yapının
ağzıyla konuşmaya başladı.
Kılıçdaroğlu,
geçen ekim ayında
Büyükelçi Ricciardone'yle yine buluşmuş;
Gezi olayları hakkında 'bilgi' vermişti.
Polis ve yargı içinde örgütlenmiş;
cemaat mensuplarıyla ilgili ne küfürler savurmuştu!
5 Nisan 2010:
Kılıçdaroğlu, Ahmet Şık'ın kitabı ile ilgili
karar alan yargıçlara meydan okudu.
"Binlerce kişi okudu. Buyurun yasaklayın.
10 binlerce kişiyi hapse mi atacaksınız?
Atmazsanız namertsiniz" dememiş miydi?
11 Mart 2011:
"Hukuku tanımayan,
hukuk dışı her işlemin içinde olan savcılar;
onlara sesleniyorum.
Türkiye'nin batıdaki tablosunu siz değiştirdiniz.
Türkiye'de demokrasinin ve özgürlüklerin olmadığını
siz kanıtladınız.
Gün gelecek, siz de bunun hesabını vereceksiniz"!
Dememiş miydi?
19 Mart 2013
"İnsanlık tarihi boyunca,
hukukçu kılığına girmiş düzenbazların
açtığı yarayı, hiçbir zalim açmadı.
Hukuk kisvesi ardına gizlenerek;
adalet cinayeti işleyenleri,
hiçbir toplumun affetmeye hakkı yok!
Özel yetkili mahkemeler var ama;
bu mahkemelere özenle seçilmiş;
savcı ve yargıçlar atandı.
Bu mahkemeler…
burada görevli yargıçlar;
adaletsizlik dağıtıyorlar.
Adalete uygun karar vermeye yanaşan;
yargıçlar daha alt göreve atanıp;
cezalandırıldılar" dememiş miydi?
Şimdi her karşılaştığımız ortak akıl sahipleri;
“Gelin Allah aşkına;
Pensilvanya'lı Fethullah Hoca ile;
Türkiye'nin Başbakanı Erdoğan'ı
barıştırma girişiminde bulunalım”!
Heyhat! Bilmiyorlar ki;
1999 öncesi;             
CİA ve MOSSAD taşeronu MİT eşliğinde;
Çembere alınarak
İstanbul'da Koç ailesiyle görüştürülen;
Fethullah Hoca çevresine kimse sokulamamış;
Öylece Pensilvanya'ya paketlenmiş.
Ey Müslüman orta akıl sahipleri;
Kiminle…
Nerde görüşeceksiniz!?

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.