Açıklamada hemen önlem alınmazsa işsizliğin katılaşacağını kaydedilirken özellikle istihdam kapasitesi fazla olan seçilmiş bazı sektörler için destek programları uygulanmasını ve Kredi Garanti Fonu'nun devreye alınması istendi.
3.6 KÜÇÜLMEDE KALMAK BİLE ZOR
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ konu hakkında yaptığı açıklamada Aynı tablo ülkemiz içinde geçerlidir. Nitekim 2009 için, uzunca bir süredir anlamını yitirmiş resmi öngörüler, geçtiğimiz günlerde revize edilmiş ve 2009 büyüme rakamı eksi yüzde 3.6'ya çekilmiştir. Bu küçülmeye bağlı olarak, dış ticaret verilerinin de içinde olduğu tüm göstergeler 2009-2011 döneminde önemli değişikliklere uğramıştır. Gecikmeli revize, bekleyişlerin daha gerçekçi bir şekilde oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Fakat bu derecede bir küçülmeyi bile tutturabilmek için çok önemli politika tercihlerine ihtiyacımız olduğunu unutmamalıyız. Öncelikle, iç talebi destekleyici kontrollü para ve maliye politikalarına devamın esas olduğunu belirtmeliyim. Ancak, bu tercih, orta dönemde kamu maliyesinde kalıcı bir zafiyete veya artık kurtulduğumuzu düşündüğümüz enflasyonist bir sürece Türkiye'yi yeniden sürüklememelidir dedi.
KREDİ GARANTİ FONU'NU HEMEN DEVREYE SOKUN
İç talebi artıracak önlemlerin öncelikli olması gerektiğinin altını çizen Yalçındağ, Bu kapsamda özellikle istihdam kapasitesi fazla olan seçilmiş bazı sektörler için uygulanacak destek programları, artan faaliyetle birlikte vergi gelirlerini de artıracak ve kamu gelir kayıplarını sınırlayacaktır. Keza, düşen faiz oranları ve ihracat kredilerinde sağlanan esneklikler de arz yönünde ve ticaretin finansmanında bazı kıpırdanmaları sağlayacaktır düşüncesindeyiz. Aynı çerçevede, Kredi Garanti Fonu'nun kaynaklarının ve fonksiyonlarının geliştirilerek bir an önce devreye sokulması, finans sektörü ile reel sektör arasındaki kredi akışkanlığının arttırılmasına önemli katkı sağlayacak. Kriz sonrası firmaların finansal yapılarında oluşabilecek hasarı sınırlayacaktır diye konuştu.
IMF ŞART
Tüm bu talep ve arz yönlü politikaların, ancak, IMF destekli bir bütüncül makro uyum programı ile anlam kazanabileceğini ifade eden Yalçındağ, Çünkü 2009 ve 2010 yılları, hem kamu mali dengesinin sürdürülebilirliği hem de sistemin ihtiyaç duyabileceği yabancı para arzı açısından kritik yıllar olacaktır. 2007 yılı itibariyle bozulmaya başlamış olan bütçe yapısı, bugün itibariyle, sağlıklı bir harcama reformu ve sürdürülebilir bir finansman yapısına ihtiyaç göstermektedir. IMF destekli bütüncül bir makro uyum programı bir yandan talep artırıcı politikaların bütçe dengesine olan etkilerini normalize edecek, diğer yandan artık ertelenmesi mümkün olmayan bir dizi mikro-yapısal önlemin gerçekleştirilebilmesi için anlamlı bir nefes alma dönemi yaratacaktır dedi.