Türk Dergiciliğinde: ÇAĞRI DERGİSİ

M.Halistin Kukul

      Kitap, dergi ve gazeteler, insanlık için birer hâfıza, hattâ,  muhtevâsına göre de hazîne hükmündedir. Hiçbir insanın, kâğıt / kitap ve kalem olmadan geçmişin tecrübe ve bilgilerinden faydalanması ve bu vasıtalarla, yeni kıymetler keşfederek geleceğe 'bilgi" ve 'hizmet' nakletmesi mümkün değildir.

      

        Sözünü edeceğimiz "Çağrı Dergisi" de, bir döneme imza atmış, millî edebiyatımız içersinde yerini almış ve almaya da devam eden bir 'mektep' dergidir.

 

       Kurucusu ve her şeyi: Feyzi Halıcı'dır. Yalnız, son zamanlarda; Eşi Fatma Bahar Halıcı (Gökfiliz) ve oğlu Emrehan Halıcı'nın, bu ağır, mes'uliyetli fakat nezîh 'hizmet yükünü' paylaştığının şâhidi olmaktayım.

     

         Öylesine bir 'hizmet yükü' ki, bu; uhrevî ve beşerî bütün bilgi ve tecrübe unsurlarımızı 'kültür hâfızası' içersinde muhafaza ederek, geçmişimizi geleceğimize intikalle kendini vazifeli bilmiştir.

 

        Bizde, ilk Türkçe dergi, 6 Mart 1849'da yayın hayatına başlayan, sağlıkla ilgili meslekî bir dergi olan "Vakayi-i Tıbbi'yedir.  Yayın hayatına 27 Mart 1891 tarihinde başlayan ve  ilmî bir hüviyette çıkan Servet-i Fünûn Dergisi ise, daha sonraları Edebiyat-ı Cedide veya diğer adıyla Servet-i Fünûn Edebiyatı olarak anılan edebî topluluğa adını verir. İstanbul'da çıkan haftalık bir dergidir. Elli dört senede 2464 sayı çıkarak 26 Mayıs 1944 tarihinde yayınına son verir.

 

     Bu ilklerin ardından, bâzı edebî dergilerimizi hatırlayalım. Sırat-ı Müstakim / Sebilü'r-reşâd (1908), Aşiyan (1908),  Türk Yurdu (1911), Genç Kalemler (1911), Yeni Mecmua (1914), Dergâh (1921), Atsız Mecmua (Orkun-1932), Varlık (1933), Çınaraltı (1941), Büyük Doğu (1943), Hisar (1950),  Türk Dili (1951), Çağrı (1957), Diriliş (1960), Türk Kültürü (1962), Türk Edebiyatı (1972), Töre (1969), Mavera (1976), Erciyes (1978)...

 

       Bunlardan, şu anda, yüz yaşını aşan bir tek Türk Yurdu dergimiz bulunmaktadır. Ancak; Erciyes Dergisi'nin mîmârı Av. Nevzat Türkten, Erciyes'in Kasım 2001 tarihli 287. sayısının birinci sayfasında şöyle bir bilgi verir:

 

      "Bilindiği gibi Erciyes'in ilk çıkış tarihi 1910'dur. 1912'ye kadar aralıklarla yayınlanmış, 1938-1950 yılları arasında Kayseri Halkevi Dergisi olarak neşredilmiştir. Ocak 1978'den bu yana da tarafımızdan yaşatılmağa çalışılmaktadır."

  

      Bu bilgileri vermekteki maksadım, sözünü etmeye çalıştığım ÇAĞRI DERGİSİ'nin, tam mânâsiyle olmasa bile, umûmî  bir îzahla, Türk edebiyatındaki mümtaz yerini târif, mekânını tasvirden başka bir şey değildir.

       İsim babalığını Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın yaptığı Çağrı Dergisi'nin 1957 yılında çıkarılmaya başlanması, sâdece bir dergicilik faaliyeti değil, aynı zamanda "Kültür Sanat Folklor Dergisi" açıklamasıyla köklü bir kültürel temelin atılmasıdır.

 

        Çünkü; bunun hemen ardından, 1959 yılında, yine Feyzi Halıcı tarafından kurulan  Konya Kültür Ve Turizm Derneği, sâdece Türkiye'de ses getiren değil, dünyaya açılan hamleleriyle, bir başka faaliyetin öncüsü olmuştur.

    

       Bu mekân, Hazret-i Mevlâna gibi cihânşümûl bir kıymetin dünyânın en hassas muhitlerinde, Amerika'da, Japonya'da, İtalya'da, F(ı)ransa'da..tanıtılması sağlanmıştır.

    

       Ayrıca; 1966 yılında, bu dernek vasıtasıyla, ilk defa, Türkiye Âşıklar Bayramı tertip edilmeye başlanarak, yüzlerce halk ozanının yetişmesine vesîle olunmuştur.

     

       Âşıklar Bayramı'nın yanında, Rahvan At Yarışları, Millî ve Milletlerarası Yemek Yarışmaları, Güvercin Güzellik Yarışmaları... yapılarak, Türk kültürünün zenginlikleri ortaya konmuş ve tanıtılmıştır.

 

     Bu dergi, bugün 675. sayısını aştı.

     

     Bu dergi, bugün, yarım asrı da on yıl geçti.

 

     Bu dergi, bugün, geçen zaman içersinde yüzlerce şâir ve yazarıyla dilleşti, milyonlarca okuruyla sözleşdi, hâlleşti, yüzleşti.

     

     Öyleyse; Üstâd Feyzi Halıcı Ağabey başta olmak üzere, Çağrı'nın sayfalarından kimler gelip geçti, bunlara sâdece bir göz atalım:

     

      Âşık Fezai, Âşık Veysel, Anna Masala, Mehmet Çınarlı, Fatma Bahar Halıcı (Gökfiliz), Fazıl Hüsnü Dağlarca, Mehmet Kaplan, Ahmet Sevgi, Ahmet Tufan Şentürk, Ata Karatay, Gülhan Slem, M. Hâlistin Kukul, Mehmet Ali Kalkan,  Ali Rıdvan Bülbül, Rabia Barış, Abdülkadir Güler, Seyit Küçükbezirci, Faika Sarp, Abdullah Satoğlu, Ahmet Özdemir, Hasan Ukdem, Yadigar Ünver, Ayten Gülçınar, Rüştü Şardağ, Ümit Yaşar Oğuzcan, Yavuz Bülent Bâkiler, Coşkun Ertepınar, Cinuçen Tanrıkorur, Hüseyin Yurdabak, Nevin Halıcı, Tamilla Abbashanlı, Mehdi Halıcı, Âşık Mustafa Aydın, Fikret Sezgin, Fazıl Bayraktar, Ali Kayıkçı, Turhan Doyran, Erdoğan Ünver, Muharrem Kubat, Mehmet Nuri Yardım, Âşık Şeref Taşlıova, Latif Mahmat,  Halil Gürkan, Âşık Nurşah, Ali Işık, Yücel İpek, Monat Balkan, Necmettin Çanga, Yaşar Faruk İnal, Fahri Ersavaş, Lütfü Kılıç, Ahmet Tufan Şentürk, Ünal Şöhret Dirlik, Melda Özata, İsa Kayacan, Halise Öztürkmen, Neriman Saryal Duranoğlu, İbrahim Berber, Âşık Deryâmi, İlhami Demir, Öksüz Ozan, Temel Durabi,  Tülay Koçak, Nuri Şahinoğlu, Musa Tektaş, Ertuğrul Şakar, Bekir Salim, Neriman Hasanzade, Behram Aktemur, Mustafa Emre, Aysen Aydemir, Salatın Ahmetli, Nurettin Özdemir, Emine Taştepe, Cemal Safi, Âşık Murat Çobanoğlu, Âşık Müdani, Şeref Oğuz, Ahmet Şener, Halenur kor, Fatma Onur, Emmanuel Looten, Sonay Çelik Pekmezci, Sevinç Çokum, Ali Naili Erdem, Mehmed İsmail, Kul Nuri, Âşık Ali Oltulu, Esin Alaybeyoğlu, Fethi Gözler, Ahmet Şener, Talat Sait Halman, İbrahim Sağır, Halil Soyuer, İlhan Geçer...

 

       İsimlerini  yazdığım ve elbette ki, mümkün olmadığı için yazamadığım, Çağrı Dergisi'nde şiir ve makaleleri yayınlanmış bütün şâir ve yazarlarımızdan âhirete intikal etmiş olanlara, Rabb'imden rahmet; hayatta bulunanlara da sağlıklı hayırlı ömürler dileğimle, sözü, nefîs  Türkçesiyle, Çağrı Dergisi'nin mîmârı Feyzi Halıcı'ya bırakıyor ve O'nun, seneler önce yazdığı, gönüllere, bütün samîmîliği ve tâzeliğiyle güzellikler sunan "Arzuhal" şiirini takdîm ediyorum:

 

                          "Bakışlarımla düğüm düğüm,

                            Sana bir şeyler söyleyebilsem.

                            Sabahlara kadar düşündüğüm,

                            Sana bir şeyler söyleyebilsem.

 

                            Hani ne bileyim, masal gibi,

                            Sularla haşır neşir dal gibi.

                            Bir okunmamış masal gibi

                            Sana bir şeyler söyleyebilsem.

 

                            Bakışlarımız aynı duyguda,

                            Bir besteyi sürüklerken suda,

                            Yarı uyanık yarı uykuda

                            Sana bir şeyler söyleyebilsem.

 

                             Desem ki, boşluklar bizi sarın,

                             Ardında kalalım hudutların!

                             Diliyle toz pembe bulutların,

                             Sana bir şeyler söyleyebilsem.

 

                             Sen, yemyeşil baharın burcunda,

                             Mevsim erguvanları avcunda.

                             Gül biten dizlerinin ucunda

                             Sana bir şeyler söyleyebilsem."

 

      Dilerim ki; -benim de, onunla 44. yılıma başladığım- Çağrı Dergisi, pırıl pırıl bir göze'den ilk çıkış arzusundaki gibi, aynı inançla, aynı dirilikle, aynı kararlılıkla, aynı hızla, aynı cür'etle elbette ki, Feyzi Halıcı cevvâlliği, şefkati ve himâyeciliğiyle, birinci asr'a yürümenin ve onu tamamlama adımını atmanın heyecanıyla hayatını sürdürsün.

 

        Hep berâber!..Gönül hoşluğuyla!..

          

      

 

       

 

            

      

 

   

    

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.