TOPLUM ÇOK ÖFKELİ

Adnan Bahadır

Son günlerde yaşadığımız olaylar toplumu ciddi anlamda gerdi ve güvenecek kurum bulmakta zorluk çekmeye başladık. Ekonomik sıkıntıların had safhaya ulaştığı ve inşaat sektöründen otomotiv sektörüne tüm sektörlerde gerileme ve daralma başladı. Belki enflasyonu kontrol altına almak için bunlar yapılmalıydı ama son günlerde yaşanan olaylar vatandaşı öyle gerdi ki hem öfke seli oluştu hem de güvenilecek kurumlar, yaptıkları yanlışlar nedeniyle vatandaşın güvenini kaybetme noktasına kadar geldi. Emeklilerin yaşadığı sıkıntıyı herkes bilmesine rağmen en ufak bir çalışma yapılmazken kendini bilmez bazı uyanıkların fon vurgununda yaptıkları devletin bir yıllık bütçe açığına denk gelecek boyuta ulaşması insanları çileden çıkardı. Gerek yaptığımız Web TV programlarını izleyen bazı izleyicilerimiz gerekse köşe yazılarımızı okuyan bazı okurlarımız gördükleri yerde çok hafif yazmışsın bu ahlaksızlara çok ağır konuşmalıydın demekten kendilerini alamıyorlar. Peki, haksızlar mı? Elbette değiller. Bir yanda 23.500 lira ile geçinmek zorunda kalan milyonlarca insan, diğer yanda bire bin katan sahtekarlar olunca toplum ciddi anlamda haklı tepkisini vermekte.

Yapılan operasyonlarla ilgili vatandaş iki isim üzerinde odaklanıyor. Biri Fatma Betül Sayan Kaya, bir diğeri Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı. Bu isimlerle ilgili herhangi bir işlem yapılmaz ise veya toplum bunların tutuklandığını görmedikçe asla ve kata operasyonların hakkaniyet içerisinde yapıldığına inanmıyor. Bir kesim de sırf düşmanlık olsun diye bu konuları ağzından düşürmüyor. Ben bunlara çok fazla prim vermediğim gibi oturup sohbet etme gereği de duymuyorum. Onlar artık kronikleşmiş fanatik tipler, onlara yapacak bir şey yok. Ancak adaletin herkese eşit olarak uygulandığını hepimizin görmesi gerektiği de muhakkaktır. Bunu toplum göremez ise sıkıntıyı aşmak mümkün olmaz. İşin daha da vahim kısmı nedir derseniz; Diyanet Vakfının fonlara para yatırıp yüzde 48 oranında bu paraların eridiği iddialarıdır. Şayet iddialar doğruysa Gazze için toplanan paraların fona yatırılması akla ziyan bir durum. Gerçi istifa eden genel müdür böyle bir şey yok biz paraları helal fonlara yatırdık diyor ama onlara sorsan faizle fon birbirinden çok farklı şeyler. Birinde zarar söz konusu değilken diğerinde kâr da zarar da var ama fon dediğiniz şeyin kaynağına bakıldığında faizden çok da farkı yok, kökü para ve menkul değerler. Ayrıca Gazze'ye toplanan paralar neden yerine gitmemiş de bekletilmiş bunu da ciddi anlamda sorgulamak gerekir. Normalde camilerde para toplanmasına da karşıyım, çoğunlukla para vermem o sergilere. Sadece ona mı para vermiyorsun derseniz yapacağım hayrı direkt şahsa ya da kuruma ayni veya nakdi olarak yapmayı tercih ederim. Bu konularda benim de kimseye güvenim kalmadı, bu işlere çok şüpheyle bakarım. Vakıf, dernek, hayır kurumlarında yönetici olanlara güvenmezsem kuruş para vermem. Bu toplum hayır hasenat konusunda hassas bir toplumdur. Allah için vermeyi sever ama güveni bir sarsıldı mı da daha vermez.

Eskiden cemaatlere saygım vardı, Diyanete çok güvenmezdim. Daha sonra cemaat mensuplarının ve yöneticilerinin yaptıklarını görünce onlardan soğudum ve Diyanete daha çok güvenmeye başladım ama şimdi gelinen noktaya bakınca ona da güvenim sarsıldı. Para da vermem, kurban da kestirmem diye düşünüyorum. Geçen yıl Afrika'da bir cemaate verdim. Adamlar hayvanı yatırıp kesiyorlar, başında birisi direkt kurbanın kime ait olduğunu söylüyor, bizzat görme imkanınız oluyor. Nasip olursa kurbanlarımın bir kısmını yine oraya vereceğim. Güven duygusu çok önemli bir duygudur. Tesis edilmesi zordur ama kaybedilmesi çok kolaydır. Kaybedildikten sonra tekrar kazanılması ise mümkün değildir. Dini konularda çok hassas davranılması gerekmektedir. Çok güvendiğim ve sevdiğim bir arkadaşım geçtiğimiz yıl Kur'an kursuna klima alacağız para ver dedi, bahsettiği Kur'an kursunun bulunduğu bölgede klima yılda ya iki gün çalıştırılabilir ya da üç gün, yılın büyük bir bölümü yağışlı ve bina da kaloriferli. İcazet merasimlerinde kalabalık olunca lazım olabilir ama açarsınız camları içerisi soğur, zaten icazet merasimleri de iki yılda bir yapılan merasimler. Bunlar için klima almak lüks değil de nedir? Toplumun din adamlarına olan saygısını kaybetmesi çok kötü bir durumdur, adeta tuzun kokmasıdır. Camilerden cemaate Allah rızası için yardım edin diyeceksiniz ardından da paraları fona yatıracaksınız. Yok efendim bizim yatırdığımız fon helal fondu, faizsiz sisteme yatırdık ifadeleri hiç de inandırıcı gelmiyor bana. Bu saatten sonra da bu millet camilerde para verirken bin kez düşünür, ondan sonra verir. Peki, Diyanet bu noktada da cemaatler farklı mı onu da sizler zaten görüyorsunuz, bir şey söylemeye gerek yok. Sözlerime son vermeden şunu da beyan etmek zorundayım. Hatayı yapan şahıslardır, kurumlar hepimizindir ve lazımdır. Şahıslara kızıp kurumlara küsmemek lazım diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.