TOPLANTILARIN AMACI NE?

Adnan Bahadır

İnsanın kendine güveni yoksa veya kişiliği ezikse koltuktan, paradan veya başkalarına yaranmayla kişilik bulmaya çalışır. Kendisine güvenen insan kişiliğiyle, duruşuyla ve fikirleriyle topluma kendisini kabul ettirir. Kendisine güvenmeyen ezik karakterler başkalarının makam ve mevkiinden veya toplumdaki itibarından kişilik bulmaya çalışır. Şehirdeki yöneticileri etkisi altına almak isteyen insanlar da bu tür kişilik buhranına düşmüş insanları bir araya toplayıp birbirlerinden destek almak suretiyle varlıklarını ispat etmeye çalışırlar. Cumhuriyetin ilanından sonra şehir kulüpleri şehir eşrafının bir araya gelip oturduğu, yiyip içtiği, ağırlıklı olarak alkolün bol tüketildiği mekânlardı. Ankara’daki Anadolu Kulübü, Encümen-i Daniş meclisleri, Büyük Kulüp bu tür yerlerin üst düzey mekânlarıydı. Siyasette ve bürokraside iş çevirmek isteyen insanlar bu mekânlara uğramadan edemezlerdi, şehir kulüpleri de bu mekânların şehirlerdeki temsilcileri mahiyetini taşımaktaydı. Bu mekânların müdavimlerinin büyük bir kısmı rotaryan veya mason kulüplerine üye olan insanlardı. İslami hassasiyeti olan insanları hem o mekânlar kabul etmezdi hem de inançlı insanlar o tür mekânlara gitmeyi inançlarına ters işler olarak kabul ederlerdi.

AK Parti iktidarlarının ardından siyasi ve bürokratik kesim bu tür mekânlara gitmeyince eski popülaritelerini kaybetmişler, kimsecikler oralara gitmeyince adeta modası geçmiş mekânlar halini almışlardır. Ancak şehirlerdeki bürokratları ve siyasetçileri yönetmeye alışmış müptezel türler alışkanlıklarından vaz geçmemiş, alternatif arayışlara girmişlerdir. Olayı fark eden FETÖ, anında planını devreye sokup şehrin önde gelen siyasetçilerini, bürokratlarını ve iş adamlarını tespit edip onlara kanca atmış, kimisine cennet vadetmiş, kimisine iş vadetmiş, kimisine ise kaybettiği itibarını geri getirmeyi vadetmiş. Önce maklube partileri ile başlamış, ardından perşembe veya cuma sohbet grupları adı altında organizasyonlar yapmış, bu sayede pek çok iş adamını, siyasetçiyi ve bürokratı kontrolüne almıştır. Ardından 15 Temmuz darbesi olup gerçek yüzleri ortaya çıkınca anında ortalıktan kayboldular ama boş durmayarak cumartesi kahvaltı grupları düzenleyerek şehirdeki önemli kişileri bu kahvaltıların müdavimleri yapmışlardır. Vezir Hazretleri cumartesi kahvaltılarının arka planında olmaktan kendisini alamamış, katılmayan başkanlara, bürokrat ve iş adamlarına gönül koymaktan geriye de kalmamıştır.

Bu gruplardan birinin de organizatörlüğünü Of’lu gözlükçü yapmış, daha sonra gruba dâhil olan Çaykara kökenli Ünye’den Samsun’a yakın zamanda taşınan iş adamı gruptan ayrılarak ikinci bir grup kurmuştur. İşin en garip yanı bu iki arkadaş da ANAP kökenli ve AK Parti ile uzaktan yakından ilgileri olmamasına rağmen eski vekillerden yeni belediye başkanlarına kadar pek çok insanı ikna edip kahvaltıya katmışlar, fotoğraf vermekten de kaçınmamışlardır. İnsan bir yemeğe veya toplantıya giderken bunun amacı nedir, kim organize ediyor, temsil ettiğim siyasi hareketle uzaktan yakından ilgisi var mıdır, amaçları bizleri kullanmak mı yoksa bizim üzerimizden şehre ayar vermeye çalışmak mı diye bir düşünür de ondan sonra bu tür organizasyonlara katılır. Vali bey, büyükşehir belediye başkanı ve pek çok aklı başında bürokratın bu tür toplantılara davet edildikleri halde katılmadıklarını biliyorum. AK Parti iktidarında bu tür organizasyonlar neden yapılır, geçmişte maklube sohbetleri, perşembe toplantıları yapan insanlardan bu insanların farkı var mı yok mu az araştırmak gerekmez mi?

Malumunuz cumartesi günleri Yahudilerin Şabat Günü olarak adlandırdıkları dinlenme günüdür. Cenab-ı Hak onlara cumartesi günü çalışmayı yasaklamıştır. Balıkçılıkla geçimini temin eden Yahudi toplumu cumartesi yasağına uymadığından Allah-u Teala’nın onları cezalandırdığını ve o günün Bakara Suresinin 65. Ayeti Kerimesinde, “Küünü gıredeten hasiin” yani ‘Allah’ın yasağına uymadığınız için aşağılık maymunlar olunuz.’ dediği gün olduğunu da hatırlatmakta yarar görmekteyim. AK Parti, 22 yıllık iktidar ama maalesef ne STK’lara muktedir ne odaların yönetimlerine muktedir ne de sosyal hayata hâkim. Cumhurbaşkanının bunca uğraş vererek kurduğu TÜGVA’sı, TÜRGEV’i, Cihannüma’sı, KADEM’i ve pek çok kuruluşun ne işe yaradığını çok merak ediyorum. Molla Kasım’ın hala daha bu şehirde var olduğunu ve her şeyi yakından takip ettiğini unutmayın. Aklınızı da başınıza alın diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.