Ticari siyaset

Toplumda herkesin saygınlığı, kariyeri ve sorumluluğu aynı değildir. Evet herkes doğruları yapmak zorunda ama bu doğrular genel doğrular olmalı, herkes kendine göre doğru kabul ettiği şeyleri ön plana çıkarmamalıdır. İnsanlara toplumun verdiği değere doğru orantılı olarak o kişinin hata yapma olasılığı azalır daha doğrusu azalmalıdır. Ön plana çıkan kişilerin yapacağı hatalar toplum tarafından olumsuz yönde daha çok eleştirilir.
Bu manada herkes temsil ettiği makama göre hassas davranmak zorundadır. Her şeyi kanunla belirmeye kalkmak çoğu zaman telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Dünyada toplum vicdanı denen bir kavram mevcuttur, buna duyarsız kalmamak lazım, hele de belli yetkilerle donatılmış, siyasi zırhı da arkasına almış kişilerin bu vicdanı es geçmesi çözümsüz karmaşaları doğurur.
  Belli bir makamı temsil ediyorsanız yaptığınız ve planladığınız işler toplum vicdanın da kabul görmek zorundadır. Bu durum ülkemizde ciddi önem arz eder. Bunda kanunsuz ne var deyip geçemezsiniz. Bir makam sorumluluğunuz varsa ,ince elekten elemek gibi bir mecburiyetiniz var demektir. Aksi takdirde toplum bir gün mutlaka sizi yargılar. Hatta sizi yargılamakla da kalmayıp temsil ettiğiniz kurumu da yargılar.
Son dönemde dünyada ve ülkemizde kendini hissettiren ekonomik sıkıntılar herkesi çeşitli arayışlara sevk edebilir. Bu herkesin yapacağı bir mücadele olarak kabul edilir. Ancak ülkeyi yöneten bir siyasi iktidarın temsilcileri ve onların yakınları attıkları adımları bilmek zorundadır. Peki bilmiyorlar mı?Elbette bilenler var…Onlara diyecek sözümüz yok. Ayrıca saygımız da var. Bu hassasiyeti göstermeyenlere birkaç cümle söylemek gerekir:
 Samsun müteahhitler dernek başkanı gazetelerin birinci sayfasından feryat ediyor, on bin satılık daire var diye. Şimdi hal böyle iken, bir milletvekili kardeşi fahiş bir fiyatla devlete nasıl otuz daireyi satabilir? Samsun "da dairelerin ortalama metre kare fiyatı belli değil mi?Bunun hesabı ,kitabı yapılmadı mı? Milletvekili kardeşi olmak ticarette bir avantaj mı? Bu toplum kime nasıl güvenecek. Bizim ne Giresun milletvekili sayın Nurettin CANİKLİ" ye ne de kardeşine bir itirazımız yok. Bizi rahatsız eden durum bu ülkede böyle kolay para kazanma metotları…
 Asgari ücretli maaşlı bir iş için yalvaranlar ağlayanlar  çok… Bu sayı öyle küçümsenecek bir rakam değil. Milyonlarla ifade edilecek derecededir. Böyle bir ülkede bir çırpıda trilyonlar kazanmak var mı? Hem de siyasi güç kullanarak. Burada ülkeyi yönetenler daha düzgün yönetecekler, bizlere de bu yazıları yazma zahmeti vermeyecekler.Hem devlete öğrenci yurdu lazımsa, bu işlerin bakanlığı var, açar ihale yapar, ya da yaptırır. Bayındırlık Bakanlığı bu işler için kurulmamış mı? Bu şehirde bir daire satıp işçisinin parasını veremeyen bir çok insan var. Yazık günahtır. Gidin emlakçılara, müteahhitlere daire sorun, bakın kaç para? Cevapları  “alıcı yok fiyatlar düşük” olacak.
Sonuç olarak Yurtkura satılan bu iki binanın adaletsiz bir alışveriş olduğu ve kokusunun çıktığı ortada. Bu yanlışı yapmak mı ,haber yapmak mı hata? Biz böyle konulara duyarlıyız arkadaş, bu memleketi yabancılar kurtarıp bize verecek değil ya! Lütfen böyle hatalara göz yummayalım