TESADÜF, TEVAFUK, TECELLİ…

Sami Kesmen

İnsan hayatı; görünenle yetinenlerin yüzeyde kaldığı, derinliğe inenlerin ise hakikate temas ettiği bir yolculuktur. Aynı olaylar yaşanır, aynı sahneler tekrar eder; fakat o sahneleri okuyan gözler farklıdır. Kimi bakar ve geçer, kimi bakar ve düşünür, kimi ise bakar ve teslim olur. İşte bu üç farklı bakış; “tesadüf, tevafuk ve tecelli” kavramlarında kendini bulur.

Tesadüf; modern insanın en kolay sığındığı limandır. Çünkü tesadüf demek; sorumluluktan kaçmak demektir. Hikmeti araştırmadan, derinliği zorlamadan, olanı olduğu gibi kabul edip geçmektir. Bir insanla karşılaşırsın, “tesadüf” dersin. Bir olay yaşarsın, “denk geldi” dersin. Böylece zihnin yorulmaz, kalbin meşgul olmaz. Ancak bu kolaylık, aynı zamanda bir fakirliktir. Çünkü tesadüf diyen insan, hayatın içindeki ilâhî dokunuşları fark edemez. Her şey onun için sıradan, her şey onun için anlamsızdır. Oysa bu kâinatta anlamsız hiçbir şey yoktur; sadece anlamını okuyamayan insan vardır.

Tevafuk ise bir uyanıştır. İnsan artık her şeyin rastgele olmadığını hissetmeye başlar. Olayların birbiriyle olan uyumunu, zamanlamadaki inceliği, karşılaşmalardaki manayı fark eder. Tesadüf dediği şeylerin aslında bir düzen içinde gerçekleştiğini görür. Bir dostla tam ihtiyacın olduğu anda karşılaşmak, bir sözün kalbine tam yerinde dokunması, bir kapının tam ümidini kestiğin anda açılması; tevafuk olarak anlam bulur. Bunlar artık onun gözünde sıradan değildir. İçinden şu cümle yükselir; “Bu işte bir iş var…”

Tevafuk, insanı düşünmeye sevk eder. Kalp ile akıl arasında bir köprü kurar. Artık insan sadece görmez, okumaya başlar, anlam yükler, tefekkür eder. Hayat onun için bir metin hâline gelir. Her olay bir cümle, her karşılaşma bir paragraf gibidir. İnsan, bu metnin rastgele yazılmadığını fark eder. İşte bu fark ediş, onu bir adım daha ileriye götürür. Bu da tevafuk olarak isimlendirilir.

Tecelli ise işin zirvesidir. Artık insan sadece düzeni görmekle kalmaz, o düzenin sahibini de tanır. Olayların arkasında ilâhî bir iradenin olduğunu kabul eder. Başına gelen hiçbir şeyi başıboş görmez. Sevinçte de bir mesaj, hüzünde de bir hikmet arar. Çünkü bilir ki; her şey, Allah’ın bir tecellisidir.

Tecelli idrakine ulaşan insan için hayat bambaşka bir anlam kazanır. Artık o, sadece yaşayan biri değildir; aynı zamanda okuyan, anlayan ve teslim olan biridir. Başına gelen bir zorlukta isyan etmez; “Bu da Rabbimin bir tecellisidir” der. Bir nimetle karşılaştığında şımarmaz; “Bu da bir lütuftur” diyerek şükre yönelir. Çünkü o, olayların görünen yüzünde kalmaz; arka plandaki ilâhî hikmeti görmeye çalışır. Aslında mesele çok nettir; olaylar aynı, yorumlar farklıdır. Yağmur yağar; biri “hava bozdu” der, biri “bereket geldi” der.

Bir kapı kapanır; biri “şanssızlık” der, biri “hayırlısı buymuş” der. İşte fark burada başlar. İnsan neye inanıyorsa, hayatı öyle yorumlar. Bugün insanlığın en büyük krizlerinden biri de budur. Her şeyi tesadüfe bağlayan bir anlayış, insanı köksüz bırakır. Hayatın anlamını boşaltır. İnsanı sadece yiyen, içen, yaşayan bir varlığa dönüştürür. Oysa insan, anlam arayan bir varlıktır. Hikmetsiz bir hayat, insan ruhunu doyurmaz.

Bu nedenle tesadüften tevafuğa, tevafuktan tecelliye doğru bir yolculuk yapmak gerekir. Bu yolculuk; ilimle başlar, tefekkürle derinleşir, imanla kemale erer. İnsan önce görmeyi, sonra anlamayı, en sonunda da teslim olmayı öğrenir. Özetle; insanlar aynı hayatı yaşar ama aynı hakikati göremez. Kimisi olayların yüzeyinde boğulur, kimisi derinliğinde yüzmeyi öğrenir. Tesadüf diyen kaybeder, tevafuk diyen arar, tecelli diyen bulur.

Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir; fark edilmeyen tevafuklar ve idrak edilmeyen tecelliler vardır. Aynı olaya, ayrı anlamlar yüklemek; kişiler arasındaki imani değerin seviyesini ifade eder. Birisi olaya bakar, birisi görür, diğeri anlar. Karşılaşılan olaylara tecelli diyebilmek; büyük bir erdemdir, tam bir teslimiyetir. Tevafuk demek; istikamet ve yöneliş kabul edilir, içinde tefekkür vardır. Tesadüf demekse; çok sıradan bir izahtır, topu taca atmaktır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.