TELLER KALKACAK

Bayram Ocak

Suriye'nin Harapnaz nahiyesinde anız yakılması sonucu ,ateş sınırdan Türkiye tarafında kısıtlı kullanılmasına karşın, tarihi değeri olan tren istasyonuna sıçramıştı. Suriye yönünden  bölgeye yaklaştırılan itfaiye aracına  refakat  etmek için  alana indik. Suriyeli itfaiyeciler tellerin ardından su sıkarak yangını söndürmeye çalışıyordu. İtfaiyecilere selam verdik, Türkçe bilip bilmediklerini sorduk herhangi bir karşılık alamadık. Çam ağacı yanmaya başladığında;

-''Çam ağacı yanıyor hortumu bize verin'' dediğimizde, içlerinden bir tanesi

-''Çam yanıyor oraya suyu tutun '' dedi. Düzgün Türkçe konuştuklarını belirttiğimizde.

-''Biz kardeşiz ,hoca başa gelecek ve teller kalkacak'' demişti o itfaiyeci.

1995 yılında seçim yapılmış, refah partisinin seçimde birinci parti olarak çıkmasına rağmen güvenoyu alamamış, hükümet kurma çalışmaları devam ederken, Suriyeli bir itfaiyeci hükümeti Refah partisinin kuracağını ve iki ülke arasında sınırların kalkacağını hayal edebiliyordu. Dönemin hükümeti baskıları kaldıramamış, 28 şubat olayları gelişmiş ve koalisyonla kurulan Refahyol hükümeti tarihi misyonunu tamamlamıştı.

Yedi yıl sonra Akp hükümeti iktidarda, Suriye ile iyi ilişkiler hız kazanmış, yıllarca Osmanlı imparatorluğunun bayrağı altında kardeşçe yaşadığımız halk ile vizeleri kaldırılmış, sınır ticaretine başlanmıştı.

Peki neden komşularla sıfır sorun söylemiyle yola çıkan hükümetle, Suriye'nin arasını birden açılmıştı. Bir çok neden sıralayabiliriz bunun için, kısaca 2010 yılında başlayan Arap baharı, Suriye'ye sıçramış hükümet eylemleri silahla susturmaya başlayınca Türkiye ezilen halkın yanında yerini almış. Olayın İran boyutu ise mezhepsel gelişmelerden dolayı çevrelenmemiz, ilerde bölgede çıkması muhtemel çatışmanın içine çekilme ihtimalimizi artıracak korkusu ve bölgedeki yeni oluşumda yer alabilmek adına diyebiliriz.

Ülke içinde birlik bozulduğunda, mücadeleler asırlar boyu sürecek düşmanlıkları beraberinde getirir. Sonra birileri bombayı bizim tarafta patlatır, iki halk arasında kopuş başlar.Bu tür gelişmeler sadece İslam coğrafyasında veya emperyalizmin kanlı dişlerini ensesinde bir kez hissetmiş olan ülkeler için geçerlidir. 1915yılında İngiltere ve Fransa Sykes-Picot anlaşması ile Ortadoğu'yu parçalayıp, sınırları sorunlu,halkı hassas dengeler üzerinde çatışmaya hazır bırakmış, gerektiği yerde istedikleri grupları amaçları uğrunda kullanmıştırlar.

Halk bilinçlenip ayağa kalkmaya çalışsa, buna müsade edilmez. Temelinde oluşturulan iki karşıt düşünce ile vatanı kurtarma adına insanları kutuplaştırıp,hareket sahalarını genişletir, çözümsüzlükle halkı başbaşa bırakırlar. Bunu görebilmek için yakın tarihimize, Müslüman ülkelerdeki iktidarlara ve iktidar kavgasına bakmamız yeterli olacaktır. Tüm İslam coğrafyasının ve Afrika halklarının bu dayatma sistemlerden vazgeçmeleri ve ayağa kalkmaları gerekmektedir. Bunu yapabilmek içinde ülkenin ortak değerlerinin ön plana çıkartılarak güçlü bir birlik oluşturulmalıdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.