Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın güneyinde bulunan Samsun'da, Jeoloji Mühendisleri Odası olarak sürekli araştırma yaptıklarını ve ellerinde konu hakkında bir çok önemli bulgu olduğunu belirten Samsun Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Kasım Öztekeşin, "Oda olarak yaptığımız araştırma ve incelemeler kapsamında gördük ki Samsun'un merkez ve çevre ilçeleri deprem konusunda önemli farklılıklar gösteriyor. Samsun Merkezi, deprem konusunda 3 ana bölüme ayrılmakta. Rus Pazarı, Kurtuluş Yolu'nun da içinde bulunduğu ve Atakum'a kadar uzanan sahil bölümü bizim, dolgu olması nedeniyle Samsun Merkezi içinde herhangi bir deprem olması durumunda en fazla zarar göreceğini tahmin ettiğimiz alan. Alüvyon kısım olarak nitelendirdiğimiz Eski Telek Binaları'nın bulunduğu ver şehir merkezinin önemli kısmının yer aldığı bölümde ikinci derecede tehlikede olan bölüm. Üçüncü kısım ise şehir merkezinin yukarısında kalan kayalık ve killi zemin üzerine kurulmuş alanlar. Ancak buralardaki en büyük tehlike deprem nedeniyle toprak kayması yada benzeri durumların yaşanmasıdır" şeklinde konuştu.
TEHLİKE İLERİ BOYUTLARDA
Samsun merkezinde tehlikenin inşaat mühendisleri ile ortaklaşa yapacağı çalışmalarla büyük oranda azaltılabileceğini, 17 ağustos'ta yaşanan 7.4 şiddetindeki Düzce Depremi ile Türkiye'deki duyarlılığın oldukça arttığını belirten Öztekeşin, olası bir depremde asıl zarar görecek alanın bütün deprem haritalarında kırmızı renkle gösterilen ve Samsun'un önemli bir kısmını içinde alan çevre ilçeler olduğunu belirtti. Özellikle Kavak,Ladik,Havza,Bafra ilçelerinin Kuzey Anadolu fay hatlarına daha fazla yakın olduğunu kaydeden Öztekeşin, şöyle konuştu; "Özellikle çevre ilçelerde durum daha ileri boyutlarda.Buralarda yaşanan 3 şiddetinde bir deprem ufak çaplı maddi hasarların ötesinde bir zarara neden olmayabilir.Ancak depremin ne zaman yada kaç şiddetinde olacağı hakkında yapılacak hiç bir çalışma ortaya kesin ve net bir sonuç vermeyecektir. Bu nedenle özellikle belediyelere büyük görev düşmekte. Çevre ilçelerde evlerin depreme dayanıklılığı, zeminin durumu gibi çalışmalar bir an önce tamamlanmalıdır. Hem belediyelerin hem de ilçelerde yaşayan vatandaşların 26 Kasım 1943 yılında Ladik-Tosya depremini unutmaması ve aynı facianın tekrar yaşanmaması için üstüne düşen görevi harfiyen yapması olası bir depreme karşı alınabilecek en büyük önlemdir" şeklinde konuştu.
Özlem ÇUHACI