TEFEKKÜRE DAVET

Adem Alan

 

 

Kainat; hududunu bilmediğimiz, bilemediğimiz muhteşem bir insicamla hareket halindeki  fizik içi ve fizik ötesi bir mekanlar topluluğudur…

İşte bu topluluğun içinde,  sınırlarını halen çözemediğimiz, birbirlerine milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki milyarlarca galaksi var…

Işık hızı; bu gün bilebildiğimiz en yüksek hız, saniyede yaklaşık  üç yüz bin km !

Her galaksinin içinde de milyarlarca sistem ve bizim galaksimiz olan, adına Samanyolu dediğimiz sistemde milyarlarca yıldız ve etrafında kendi sistemi var!

İşte biz bu kainatta; Samanyolu denen galakside ve onun nokta kadar yer kapladığı muhteşem bir “Güneş Sistemi”nde bulunan nokta kadar bile yer kaplamayan Dünya denen gezegende  yaşıyoruz..

Dünya’mızda ise, üç boyutlu hayattaki tek akıllı varlık bizleriz, “İnsanoğlu”..

Bu gün paylaşamadığımız bu Dünyada bilinen ilk insan yani ilk atamız; Hz Adem  (a.s.) ve Hz. Havva (r.a.) dır.
İki kişiyle küçücük bir çekirdek aile olarak, on binlerce yıl evvel başlayan mütevazi bir hayat...

Bir çok araştırmacının ve bilim adamının kabullerine göre;

Dünyadaki insan nüfusu, M.Ö. 8000 yıllarında; 8 milyon iken, Hz.İsa (a.s.)’nın doğduğu yıllarda 300 milyonu bulmuştu…
Belki de Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) zamanında 450 milyon, İstanbul’un Fethi zamanında (1453) daha 600 milyon civarındaydı…

1750 yıllarında yani Osmanlı Devletinin çöküş döneminin başladığı yıllarda ise ancak 800 milyona yaklaşabilmişti…

1802 yılında 1 milyara, 1927’de 2, 1961’de 3, 1971’de 4, 1987’de 5, bu gün ise 6 milyarı geçmiştir…

Bu rakamlar neyi ifade eder ki demeyin, çok şey ifade eder…

Sayıların olduğu dönemlerdeki, dünya ile bu günkü dünya aynı idi.

Hz. Adem (a.s.)’in ilk oğlu Kabil, ikinci oğlu ise Habil’di.

Ailenin nüfusu daha 30-40 bile olmamıştı ki, bu gün 6 milyar insanın paylaştığı, yaşadığı, birbirini yediği bu dünyada; Kabil kardeşi Habil’i bir bahaneyle öldürmedi mi?

O  gün başlayan kavgalar, savaşlar ve kıyımlar nüfusa oranla aynı hızda artarak devam etti ve ediyor da…
Çıkması muhtemel bir nükleer savaşla insanoğlu maazallah yok olup, 30-40 kişi kurtulsa, şu koskoca dünya o 30-40 kişiye kalsa; savaş ve kıyımlar, ihtiraslar, egolar biter mi sanıyorsunuz! Bitmez.

Çünkü mazi, bu günün göstergesidir.

Düşünün ki, dünyada; Sayın Erdoğan, Kılıçdaroğlu, Bahçeli ile Trump, Putin, Merkel ve onlarında etraflarından beşer onar insan kalsa…
Oturup anlaşacaklarını mı sanırsınız?

Sayın Erdoğan diyecek ki; EVET buyurun gelin Beştepe hepimize yeter, beni Başkan yapın ve burada yaşayıp, kararlar alalım, bir daha kavga, savaş olmasın yazıktır bu insanlığa, bakın yok oldu”…

Sayın Bahçeli: “ Tamam, anlaşalım ama ilk kararımız; MERAL ismi yasaklansın, tek şartım budur” demeyecek mi !
Ya Sayın Kılıçdaroğlu ne diyecek!

HAYIR asla olmaz, Başkan Sayın Bahçeli olsun” diye işi karıştırmaz mı?

Merkel ve taraftarları: “HAYIR Almanya’ya gelin üstün ırk biz idik, buradan başlayalım” diyecek!
Putin: “Boğazların kontrolü ile Akdenize inme hayalini bıraktık mı diyecek!
Trump: “ Tamam, Irak ve Suriye’de ne işimiz vardı, ben kıtamıza çekiliyorum” mu diyecek?
Farzeden ki bunların hepsi anlaştı ve Beştepe’de toplanıp, insanlığın yeniden inşası için çalışmaya başladılar…

Ya şu Kuzey Koreli veled sağ kalmışsa; uzun menzilli füzelerini, fırsat bu fırsat, dünya bana kalsın” deyip ateşlemeyecek mi?

En önemli soru ise şu:

Samsun’da; Sayın Yusuf Ziya Yılmaz ile Sayın Osman Genç anlaşabilecek mi?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.