TATLI DİL – GÜLER YÜZ

Sami Kesmen

 

“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” atasözü tecrübelerden sonra, bedeller ödenerek, tarihin derinliklerinden süzülerek gelmiş, deruni anlamı olan, İslamın ruhunu yansıtan bir mesajdır. Bu sözle anlatılmak istenen, İslam’ın da insani ilişkilerdeki yöntemidir. Tatlı dilli ve güler yüzlü olmanın, sadaka olduğunu bildiren bir dinin müntesipleridir Müslümanlar. “Söz bilirsen söyle ibret alsınlar, bilmiyorsan sus da insan sansınlar” atasözü de güzel konuşmanın yanında, konuşulan sözün anlamlı olmasının önemini hatırlatmaktadır. Peygamberimiz; “….Allaha ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun” buyurmak suretiyle, konuşmadaki muhtevanın insana kazandıracağı sonucu belirtmiştir.

Anlamlı konuşmak imani bir sorumluluktur. Konuşulan sözün sadaka gücünde hayırlı olabilmesi, o sözün diğer insanlara sağlayacağı katkısına bağlıdır. Toplumsal sorunlar ve bireysel kavgaların neredeyse her birisi, kötü söz ve kararmış yüz nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Söylenen sözün “ne olduğunun” önemli olduğu kadar, “nasıl söylendiği” de çok önemlidir. Sözün karşı taraftaki etkisi, daha çok söylenme tarzına göre sonuç oluşturur. Söylenen sözler; mutlaka akılla ölçülmeli, kalp süzgecinden geçirilmelidir. İncitmemek ve incinmemek temel prensip olmalıdır. Bunun için de; sözün muhtevasına ve söylenme şekline dikkat edilmelidir.  Her konuda olduğu gibi, bu konuda da Peygamberimizin metodu ölçü alınmalıdır.

Muttaki olmanın Cennet garantisi olduğunun bildirildiği Kur’an’da; muttaki olmak için boş ve faydasız sözlerden sakınmanın gerekliliği hatırlatılmıştır. “…Güzellikle davet et…” Kur’an mesajı; yumuşak ve tatlı dille konuşmanın, konuşulanı güler yüzle ve tebessümle arz etmenin tesirini anlatmaktadır. Her ne kadar dini davet konusunun, bu yöntemle yapılması gerektiği bildirilmişse de, insanların birbirleriyle ilişkilerinde de bu metodu kullanmaları, hayırlı sonuçların ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Zira Kur’anın tüm mesajları evrensellik arz etmektedir.

Günümüz sokak dilinde de, insanlar arası ilişki dilinde de, aile içi ilişkilerdeki konuşma dilinde de; tatlık yerine kabalık daha ön plana çıkmaktadır. Güler yüzü olma yerine; somurtma, kasılma, riya, hava, afra tafra gibi kelimelerle izah edilecek tavırlar kendisini göstermektedir. İnsanların birbirlerine karşı üstünlük yarışına girmesi, varlıklarıyla ve unvanlarıyla bir birine hava atması, makamlarını ve mekanlarını ayrıcalık konusu olarak kullanması; toplumun kaynaşmasından çok ayrışmasına neden olmaktadır.

Müslüman; kendisi için istediğini din kardeşi için de istemedikçe Kamil mümin olamaz. Kamil mümin olmayan insanların oluşturduğu İslam toplumda, huzur ve mutluluk bulunmaz.Peygamberlerine bile yumuşak konuşmalarını ve “Tebliğ”de ihsan metoduyla yaklaşmalarını emreden Yüce Mevla, kulları arasındaki birlik ve beraberliğin, kardeşlik ve dostluğun sağlanmasında tatlı dilli ve güler yüzlü olmanın önemini bildirmiştir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.